Elazığ Barosu Başkanı Av. Melih Efe tarafından yapılan açıklamada, çevrenin korunmasının yalnızca idarenin takdir yetkisi kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgulanarak, çevre hakkının Anayasa, ulusal mevzuat ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış temel bir hukuk alanı olduğu belirtildi.
Açıklamada, doğal varlıkları, su kaynaklarını ve ekolojik dengeyi etkileyebilecek her türlü işlem ve faaliyetin hukuk devleti ilkesi çerçevesinde denetlenmesinin zorunlu olduğu ifade edildi.
Baro, ekonomik kalkınma ile çevrenin korunmasının birbirine alternatif değil, birlikte gözetilmesi gereken iki temel değer olduğuna dikkat çekerek, çevresel etkileri bulunan projelerin planlama ve uygulama süreçlerinde kamu yararı, sürdürülebilirlik, ölçülülük, katılımcılık ve şeffaflık ilkelerinin eksiksiz şekilde uygulanması gerektiğini kaydetti.
Özellikle koruma statüsüne sahip alanlarda gerçekleştirilen faaliyetlerin değerlendirilmesinde yalnızca ekonomik boyutun değil; doğal yaşam üzerindeki etkilerin, bölgenin ekolojik bütünlüğünün, su kaynaklarının korunmasının ve gelecek nesillerin çevresel haklarının da dikkate alınması gerektiği vurgulandı.
Hukuki Süreç Başlatıldı
Elazığ Barosu tarafından yürütülecek çalışmalar kapsamında;
- Bölgede gerçekleştirilen faaliyetlere ilişkin idari süreçler ve izin mekanizmaları incelenecek,
- İlgili kamu kurumlarından bilgi ve belge talebinde bulunulacak,
- Çevre ve Kent Hukuku alanında çalışan avukatların katkılarıyla hukuki değerlendirme raporu hazırlanacak,
- Gerekli görülmesi halinde yargısal ve idari başvuru yollarına başvurulacak.
“Çevre Hakkı Temel Bir İnsan Hakkıdır”
Açıklamada, baroların görevinin yalnızca meslek mensuplarını temsil etmekten ibaret olmadığı, aynı zamanda hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve kamu yararını ilgilendiren konularda toplumsal sorumluluk üstlendikleri belirtildi.
Çevre hakkının günümüzde üçüncü kuşak insan hakları arasında kabul edildiği ve doğrudan yaşam hakkıyla bağlantılı olduğu ifade edilen açıklamada, temiz suya erişim, sağlıklı bir çevrede yaşama ve doğal kaynaklardan sürdürülebilir biçimde yararlanma hakkının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de hakkı olduğu kaydedildi.
Elazığ Barosu, Hazar Gölü Havzası ve Gezin bölgesinde yürütülen faaliyetlerin hukuka uygunluğunun ortaya çıkarılması amacıyla tüm hukuki süreçleri titizlikle takip edeceğini belirterek, kamu yararını ve çevre hakkını ilgilendiren hiçbir konuda sessiz kalmayacağını bildirdi.
Açıklamanın sonunda, doğal varlıkların korunmasının yalnızca çevrecilerin değil; hukukçuların, kamu kurumlarının ve toplumun tamamının ortak sorumluluğu olduğu vurgulanırken, hukukun temel amacının bugünün ihtiyaçları ile yarının hakları arasında adil bir denge kurmak olduğu ifade edildi.





















