CHP Milletvekili Erol’un, daha netleşmeyen bir çalışmayı Elazığ dışlanmış gibi lanse ettirilerek Elazığ’daki oda başkanları ve yönetim kurulu üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasi parti il başkanları, belediye başkanları ve muhtarların davet edildiği toplantılarla süreci gündemde tutması dikkat çekti.
Sanayi Alanları Master Planı’nın ilk fazında Samsun–Mersin hattı esas alınarak; Aksaray, Amasya, Ankara, Eskişehir, Hatay, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat olmak üzere 13 ilde toplam 59 bin hektarlık 16 yeni sanayi yatırım alanı 17 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de ilan edilmişti. Bu iller arasında Elazığ’ın yer almaması üzerine Erol’un, Elazığ’ın plan dışında bırakıldığı yönünde kamuoyunda algı oluşturmaya çalıştığı ileri sürüldü.
Erol’un önce basın açıklamalarıyla, ardından TBMM’de yaptığı konuşmalarla konuyu gündemde tutması “siyasi şov” olarak değerlendirilirken, Elazığ ayağında görsel ve yazılı medya üzerinden kamuoyunu manipüle etmeye yönelik bir dil kullandığı iddia edildi. Son olarak sürece yerel aktörlerin de dahil edilmesi, bazı çevrelerce Erol’un siyasi tükenmişliği aşmaya yönelik bir hamlesi olarak yorumlandı.
Toplantıya katılanların değerlendirmelerinde, AK Parti milletvekillerinin de vurguladığı üzere, planın ilk fazında Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden herhangi bir ilin yer almamasının ayrımcılık anlamı taşımadığı ifade edildi. Aynı fazda Malatya, Bingöl, Tunceli, Muş, Erzurum ve Diyarbakır gibi illerin de bulunmadığına dikkat çekilerek, sürecin aşamalı olarak ilerlediği belirtildi. Bu çerçevede Elazığ’ın özellikle dışlanmış gibi gösterilmesinin doğru olmadığı vurgulandı.
Siyasi otoriteler ise, hükümetin ilerleyen aşamalarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yönelik çalışmalarda Elazığ’ı kapsam dışında bırakması durumunda Erol’un tepkisinin haklı ve mantıklı olabileceğini ifade etti. Ancak henüz bu yönde somut bir durum bulunmadığına dikkat çekilerek, mevcut aşamada ayrımcılık iddiasının gerçeği yansıtmadığı kaydedildi.
Bazı değerlendirmelerde, ilerleyen süreçte Elazığ’ın plana dahil edilmesi halinde Erol’un bunu siyasi kazanç elde etmeye yönelik bir argümana dönüştürmeye çalışabileceği, “ben söylemeseydim Elazığ dahil edilmeyecekti” algısını kamuoyuna sunma çabası içinde olduğu ileri sürüldü.














