Diyarbakır’da Elazığ başta olmak üzere altı ilden gerçekleştirilen ve 4 milyondan fazla kök kenevir ile 150 kilogram esrarın ele geçirildiği büyük çaplı uyuşturucu operasyonu, mücadele yöntemlerini yeniden gündeme taşıdı. Operasyonda ilk kez AKINCI TİHA gibi yüksek teknolojiye sahip hava araçlarının kullanılması dikkat çekerken, HÜDA PAR konuyla ilgili farklı bir bakış açısı sundu.
HÜDA PAR Elazığ İl Başkanı Metin Suiçer tarafından yapılan yazılı açıklamada, bu tür büyük ve gösterişli operasyonların sorunu kalıcı olarak çözmediği belirtilerek, mücadele anlayışında köklü bir zihniyet değişimine ihtiyaç olduğu vurguladı.
Açıklamada, 1.250 personelin, 124 timin ve milyonlarca liralık bütçenin kullanıldığı operasyonların her yıl tekrarlandığına dikkat çekilerek, şu ifadelere yer verildi:
“Devasa kaynaklar kullanılıyor, hava araçları devreye sokuluyor, gözaltılar yapılıyor, tarlalar yakılıyor. Fakat ardından sessizlik geliyor ve aynı tablo bir yıl sonra tekrar karşımıza çıkıyor. Bu senaryo artık sürdürülebilir değil. Sorunun kaynağına inmeden, yalnızca şekli müdahalelerle sonuç almak mümkün değil.”
Mevcut yöntemlerin görünürde başarılı gibi görünse de uyuşturucu kullanımının ve üretiminin her geçen yıl arttığına işaret edilen açıklamada, “Neden her yıl aynı senaryo tekrarlanıyor? Neden zehir tacirleri yerine bu bataklığı kurutacak sosyal politikalar konuşulmuyor? Gençlerimiz neden bu çetelere hizmet eder hale geliyor?” soruları yöneltildi.
HÜDA PAR, uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca kolluk kuvvetleriyle değil, toplumu kuşatan bir dönüşümle mümkün olabileceğini belirterek şu çözüm önerilerini sıraladı:
– Aile ve Rehabilitasyon: Sorunun kaynağını kurutmanın yolu, aileyi merkeze alan ve gençleri topluma kazandıran rehabilite edici sosyal politikaların uygulanmasıdır.
– Dışlanmışlık ve Kimliksizlik: Uyuşturucu batağına saplanan gençlerin önemli bir kısmı eğitim ve istihdam süreçlerinde dışlanmış, kimliksiz bırakılmış bireylerdir. Bu sosyal yaralar mutlaka sarılmalıdır.
– Toplumsal Sorumluluk: Uyuşturucuyla mücadele sadece güvenlik güçlerinin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur.
– Eğitime Yatırım: Zehir tarlaları değil, geleceği inşa edecek eğitim yuvaları büyütülmelidir.
– Sınır Güvenliği ve Siyasi İrade: Uyuşturucu kaçakçılığında rol oynayan sınır tedarik zincirleri yeniden ele alınmalı; siyasi irade bu alanda kararlı ve samimi adımlar atmalıdır.
Açıklamanın sonunda, operasyonlar sonrası kamuoyuna verilen mesajların etkili görünmesine rağmen kalıcı sonuçlar doğurmadığına dikkat çekilerek şu çağrı yapıldı:
“Her yıl aynı manşetler atılıyor. Ama bu topraklarda çocuklarımız neden zehire bulaşıyor, zehir tarlalarına SİHA değil, vicdan, adalet ve merhamet köklü ve toplumsal temelli bir mücadele stratejisinin acilen hayata geçirilmesi gerekir.