Reklam

"SEN GÜVEN VERMİYORSUN"

Elazığ Belediyespor Kulüp Başkanı Ahmet Toprak, Elazığspor Kulüp Başkanı Selçuk Öztürk’e ateş püskürdü. Ve... Öztürk hakkında ciddi iddialarda bulundu

"SEN GÜVEN VERMİYORSUN"
11 Şubat 2020 - 16:07 - Güncelleme: 14 Şubat 2020 - 15:19

Bugün Elazığ Belediyespor Kulüp Binası’nda basın açıklaması Yapan Elazığ Belediyespor Kulüp Başkanı Ahmet Toprak kendisini eleştiren Elazığspor Kulüp Başkanı Selçuk Öztürk’e tepki gösterdi. Toprak kamuoyunun gerçekleri öğrenmeye hakkı olduğunu söyleyerek Elazığspor’a hiçbir zaman köstek olmadığını ve Selçuk Öztürk’ün fırsatçı bir insan olduğunu belirtti. Toprak’ın açıklamaları şöyle;

“NEYİN NE OLDUĞUNU HERKES ÖĞRENSİN”
“2 hafta önce büyük bir felaket yaşadık. Depremde hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet diliyorum geri kalanlarında hepsine sabır diliyorum. İnşallah kısa zamanda atlatarak yaralarımızı saracağız. Böyle bir günde Elazığspor Kulüp Başkanı Selçuk Öztürk’ün iddialarına cevap vermek için karşınızdayım. Böyle bir günde futbol konuşmaya utanıyorum. Bizi izleyen herkesten özür diliyorum. Elazığspor Kulüp Başkanı Selçuk Öztürk demek istemiyorum. Elazığspor 53 yıllık çok büyük bir camiadır. Selçuk Öztürk ile doğmuş ve onunla gidecek bir kulüp değildir. Bu iddiaların hepsine cevap vereceğim. Sonuçta biz de bir spor kulübüyüz. Elazığ’ı temsil ediyoruz ve Elazığlı futbolcularım var. Yönetim kurulu ve teknik heyetim var. 45-50 kişilik nüfusumuz var. Neyin ne olduğunu herkes öğrensin istiyoruz.”

“ELAZIĞSPOR’A KÖSTEK OLMADIM”
“Çekilme konusuna gelelim. Ben 5 yıldır bu kulübün başkanlığını yapıyorum amatörden beri. 4. Sezondan beri 3. Lig’de top oynuyoruz. Bugüne kadar hiçbir zaman ne televizyonda ne kamuoyunda ne de özelde Elazığspor’a köstek olmadım aksine her zaman destek verdim. Kendi sahibi olduğum gazeteden dahi Belediyespor’u hiç kullanmadım. Her zaman için Elazığspor’un yanında olup manşetlerden verdim. Destek verilmesi gerektiğini söyledim. Sahip çıkılması gerektiğini söyledim. Katıldığım programlarda da bunu söyledim. Depremden önce de Selçuk başkanla görüşmelerimiz vardı depremden sonra da oldu. Fırsatçılık insana yakışmaz. Bırakın camiaya insana yakışmaz. Depremden sonra federasyon yetkilileri bizi arayıp geçmiş olsun dileklerini ilettiler. Hasarınız var mı yapabileceğimiz bir şey var mı diyerek bizimle ilgilendiler. En üst makamından yöneticilerine kadar herkes bizi aradı. Geçmiş olsun dileklerini ilettiler. Selçuk Öztürk ertesi gün ben ligden çekilmek istiyorum sen de çekil dedi. Başkanım tamam dedim. Orada diyor ya ben arkadaşlarımla görüşecekmişim lakayt lakayt. Benim kendisiyle konuşmam bu. Selçuk Başkan tamam çekilelim de bizim bugüne kadar harcadığımız paralar ve futbolculara verdiğimiz senetleri ne yapacağız federasyon bunları bize ödemeyecek. Bu durumda çekilmem mantıklı değil çünkü federasyondan gelirim var. Benim icram yok senedim yok. Ben federasyon geliriyle kulübümü yönetebilen bir kulübüm. Bunları izah ettim. Ondan sonra dedim benim yönetim kurulumda var. Onlarla da görüşeceğiz. Acele etme bunları tartışalım dedim. O süre içinde federasyonla da görüşmelerimiz oldu.”

“ELAZIĞ BELEDİYESPOR’DAN SEN NE İSTİYORSUN”
“Elazığspor’un durumu ortada hem sportif açıdan hem de mali açıdan. Ben Elazığspor’un çekilmesini istiyordum. Doğru olanı buydu. Ekonomik durumu iyi olsaydı veya ön sıralarda oynasaydı çekilmesin derdim. Bugün Malatyaspor öyle bir dilekçe vermedi. Yeşilyurtspor 3. Lig’de yıllardır ilk defa çıkmış. Düşme potasında ve öyle bir dilekçe vermedi. Benim dilekçe vermem de takıma zarar verir. Daha çok borçlandırmak kapatmak durumuna getirmektir. Federasyon da bunları şart koşmadı. Federasyon yönetim kurulumuzu toplayacağız bunun kararını alacağız dedi. Sadece Elazığspor’u konuştuk. Elazığspor yönetimde tartışılacak ve ligden çekilme kararı verilecek. Ve bu görüşmelerimizde sen çekilmezsen Elazığspor’u da çekmeyeceğiz ifadesi kullanılmadı. Ve yönetim kuruluyla bir gün önce yine görüşmemiz oldu. Başkanım sen oynamak istiyorsan tesislerde hasar yok, Elazığspor’u biz değerlendireceğiz dediler. Bana deseler ki sen çekilmezsen Elazığspor’da ligde kalacak tabi ki ben de bunun hesabını yapacağım. Onun hesabını yapmak zorundayım. Bunun sebebi ben olamam. Ama sana federasyon bir jest yapmış. Sakarya depreminden sonra Sakarya’ya yapmış tabi orada futbolcuların da aileleri ölmüştü. Bu jestin kıymetini bil. Çekilmişsin Elazığ Belediyespor’dan sen ne istiyorsun.”

“FIRSATÇI BİR ADAMSIN”
“Benim canım ciğerim ifadelerini kullanıyor, kendini federasyon başkanı gibi görüyor. Nihat Özdemir’e ismiyle hitap ediyor. Yöneticilerin isimlerini sayıyor, ben isim vermek istemiyorum. Ali Koç’u, Ahmet Ağaoğlu’nu aradım diyor ama yalan söylüyor. Kimsenin bunu itibara aldığı yok. Hiçbir itibarı hiçbir değeri olmayan bir başkan.  Elazığspor’un bugün ligden çekilmesinin tekrar 2. Lig’den başlamasının tek vesilesi Tolga Ağar beyefendi, Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları ve Milletvekili Metin Bulut. Bunların ricasıyla oldu. Senin ne olduğunu herkes biliyor. Kimse seni yeni tanımıyor Selçuk Öztürk. Yıllardır kulüp başkanlığı yapıyorsun. Ben il dışına gidip toplantılara katılıyorum, yönetim kurullarına ve seçimlere katılıyorum. Benim görüştüğüm insanlar var. Herkes senin nasıl konuştuğunu biliyor. Bunları mı açıklayayım. Fırsatçı bir adamsın. Konuşuyorsun lakayt lakayt. Depremden bir gün sonra geldik buraya beraber yaşıyoruz bilmem ne yaşıyoruz. Ve kendi ağzınla da söylüyorsun. Her gün Bakanlarla beraberim, Milletvekilleriyle beraberim, Valiyle beraberim amacın ne. Depremzedelere mi yardım ediyorsun. Gözünü dikmişsin hurda demire, dökülecek betondan fiş almaya makbuz kesmeye çalışıyorsun. Belediye döküm yerlerinden bana para versin diyorsun. Ben bu depremde Elazığspor’un borcunu bitiremezsem bir daha bitiremem diye düşünüyorsun. İnsan utanır ya. Bunun adı fırsatçılıktır. Sen bunları iyi bilen bir başkansın. Bunlar yakışan şeyler değil.”

“SEN GÜVEN VERMİYORSUN”
“Biz de spor kulübüyüz. Bugüne kadar ne zaman Belediyespor, Elazığspor’a köstek oldu. 10 tane futbolcu al demiş almamışım. Sen de futbolcu mu vardı da ben almadım. Senin transfer tahtan kapalı, sezon başında senin bir futbolcun gelmek istedi ben dedim etik değil Elazığspor’da oynasın. Gururla PTT’de oynadığım futbolcularım diyorsun. Kadir Taşoğlu, Eren Cinkılıç onlar ben de kiralık olarak oynadı. Bunların profesyonellikleri ben de başladı. Sen onları hiç oynatmadın ki. Bugün Elazığspor’un tahtası açık olsaydı sen hangi Elazığlıyı oynatacaktın. Bugün Elazığspor’un borcu olmasaydı üst sıralarda mücadele etseydi sen takımı çeker miydin. 2010’da Palu depremi oldu 51 tane canımız gitti ve sen 2. Başkandın şampiyon oldun böyle bir düşüncen var mıydı? Sana herkes jest yapmış, bu depremde bu kadar sıkıntımız ve sorunumuz varken yaralarımızı sarıyorken hiç utanmadan sen canlı yayına çıkıp bunu konuşuyorsun. Sen bu şehri futboldan bıktırdın Selçuk Öztürk. Bu takıma dinamiti koyan sen oldun. 69 milyon parayla devrini sen yaptın. Bu kulübün yağmalanmasına sebep sen oldun. Sen bu kulübün sahibi değilsin, senin babanın malı değil. 53 yıllık bir kulüptür sana mal olan bir kulüp değildir. 50 tane adam var bu şehirde namuslu ve şerefli bu kulübü yönetebilecek. Sana muhtaç değiliz. Her lafında diyorsun ya ben emek veriyorum, ben buradayım çocuğum aramış, git ya. Elazığ’da senin ne işin var. git çocuklarının yanına biz buradayız. Biz Elazığspor’a sahip çıkarız, senin gibi itibarı bitmiş insanlar yüzünden Elazığspor’un hali ortada. Sen olmazsan hepimiz kümeleneceğiz Elazığspor’un etrafında. Şehir idarecileri de yöneticileri de herkes kenetlenir. Sen güven vermiyorsun, sana para versek götürüp hesabına geçirirsin. Başkan olduğun günden beri federasyondan gelen tüm paraları sen kendi zimmetine geçiriyorsun. Federasyon bu paraları niye veriyor. Deplasman, prim ve iddia geliri adı altında veriyor. Her şey belli zaten. Sezon başladığı zaman federasyon bütün kulüplere verilecek parayı belirler. Sezon sonunda her kulübün ne kadar alacağı bellidir. Şuan Elazığspor’un hesabına giren para en az 2 milyondur. Bu daha 3 buçuğu bulacak sezon sonunda. Bu para senetlere gidiyor. O diyor ya senetler var burada şurada, bunları da ispat edemeyiz ama araştırmak lazım senetler kimin. Bir kulüp başkan tarafından idare edilir. Tek imza yetki sahibidir istediğini yapabilir. İstediği senedi düzenleyebilir. İstediği borçlandırmayı yapabilir. Kulüp başkanı her şeyi yapabilir. Yönetimin hiçbir hükmü yoktur. Bunları ispat edemezsiniz. Senedi birine vermişse alacağı vardı verdim der. Hiçbir başkan federasyondan gelen geliri başkasına vermez. Bu başkan olduğu günden beri bütün telmihleri kendi koymuş. Daha sonra icraya dönmüştür. Kendisi başkan değilken dahi federasyon gelirleri kendisine gider.”

“SEN NE VERMİŞSİN NE İSTİYORSUN”
“Sen utanmıyor musun Elazığspor’un parasını yiyorsun. Federasyon sana mı zimmetli. Bu Elazığspor’un parası sen ne vermişsin ne istiyorsun. Diyorsun ki mücahit döneminde belediye senindi. Çirkin lafa bak. Bu belediye onun şu belediye onun mu diyeceğiz. Herkes iyi biliyor ki Mücahit Beyin döneminde hiçbir yardım gelmedi. 30 milyon lira para aktarıldı diyor. Her sene 5 milyon lira diyor. Hesabı kitabı sen kendine göre yapıyorsun öyle alışmışsın ya. Buradan açıklıyorum 5 yıl boyunca benim harcadığım para 14 milyonu geçmez. Bu paranın 7 milyonu federasyon geliri. Kimine az kimine eksik vermezler. Herkese eşit para dağıtılır. Geri kalan 8 milyon civarını federasyon vermiştir ve kulübüme harcamışımdır. Bugüne kadar aldığım yardım 2 buçuk milyonu geçmez. Aldığım para budur, geri kalanı da cebimden harcadım. Bu para Selçuk Öztürk gibi başkanlar için bir sezonluk paradır. 124 tane kulüp var Türkiye’de. Federasyon geliri açık olan ilk 10 kulüp içindeyim. İcra yok ve gelirime telmih koyulmamış hiçbir zaman. Gelirimizi ve giderimizi ona göre planlarız.”

“NE YAPTIN BU PARALARI?”
“Dün diyor ki zaten kulübün geliri 3.5 milyon TL’dir, sen zaten cebinden para ödemiyorsun ki. Para mı ödüyorsun sen futbolcularına? Forma satışı yaptılar bu sene 3.5 milyon TL civarı bir para bekleniyordu. Kendisinin ifadesi 2 milyon gibi bir para. Kimse sana güvenip de söz verdiği parayı dahi yatırmadı. Niye biliyor musun? Kendi zimmetine geçirdiğin için. Elazığlı futbolcular da çıksın açıklasın aldıkları paraları. Yerli futbolcuları özellikle söylüyorum. Ne yaptın bu paraları? Deplasman giderlerini siyasilerimiz, iş adamlarımız karşılar. 25 personelin maaşını, gıdayı, elektriği, suyu belediye başkanımız verir. Sen ne ödüyorsun? Sana bir tek futbolcunun alacağı kalıyor. Bir açıkla bakalım paranın ne kadarını ödemişsin. 2 Milyon TFF’den, 2 Milyon forma paralarından, sponsordan felan da almışsın. Bayağı iyi bir para ediyor. Hangi futbolcu para almış? Bu adamın itibarı bitmiş. Elazığ’ı zaten kötü olarak gösteriyor. Federasyonda da bunun bir itibarı yok. Kulüp başkanları içinde de hiçbir itibarı yok. İnsanlıktan bu adam nasibini almamış. Yeter da.”

“PARALARI KENDİ HESABINA GEÇİRİYORSUN”
“Beni Mücahit beyin durumuyla itham altında bırakıyor. Biraz daha eskiye gidelim. Ben yıllardır kendi öz kaynağımla ticaretini yapan bir insanım. Binin üstünde inşaat yapmışım. Kendi mobilya fabrikam var. Hiçbir zaman devletin bir ihalesini almamışım. Devletin bir kuruşu benim cebime girmemiş. Sen kendin dün diyorsun ben ihaleciyim. Ben bu depremde de yapamazsam ne zaman yapacağım. Senin evvelinde belli, bundan sonraki durumun da belli. Süleyman Selmanoğlu başkanımızın zamanında senin yaptıkların ortada, aldığın ihaleler ortada. Herkesin dilinde. Oradan hesabına geçirdiğin paraları kendi hesabına geçiriyorsun. Hala da faizleriyle birlikte alıyorsun. Hiç utanmadan. Ve hiç utanmadan halen daha Elmar Bjarnason’u kullanıyorsun. Elmar’ın borç listesini yayınladığın zaman ismi dahi yok. Niye bu kadar ucuz hesap yapıyorsun. Bunu yapacağına git notere deki ben ve adına senet düzenlediğim x şahısların bütün alacaklarını Elazığspor’a bağışlıyorum. sen bunu da Elmar da, Tatos da, yerli futbolcular da alacağından feragat eder. Elin varmıyor ama. Federasyondan gelir gelmezse sen ne yapacaksın? Ankara’da oturuyordun o başkan geliyordu, bu başkan geliyordu parayı sen alıyordun. Gelmişsin buraya parayı yine sen alıyorsun. Yiğitcan’ın meselesi. Son dakika çocuğun parasını niye vermiyorsun sen ya? Yine kendi cebinden vermedi. Yönetimdeki bir arkadaşından aldı,  ona da dedi federasyondan bir para gelecek oradan vereceğim. Yine kendi cebinden ödemedi. Yine federasyonun parasını kendi parası gibi gördü. Sen ne verdin ki, ne istiyorsun? Kim sana güvenip ne vere.”

“BENİ TARAFTARIN ÖNÜNE ATTIN”
“Hadi diyelim şehrin idarecileri para buldular senin neyine güvenecekler. Sen, Elazığspor’un başkanısın yazık. Bırak o takımı, takım sahipsiz kalmaz. Bu camia büyük bir camia. Senden daha iyi yapacak 50 tane dürüst, namuslu insan var. Sen bırak git Ankara’na ki insanlar etrafında birleşsin takımın. Bu borcu harcı bitirelim. Elazığspor’un öyle büyük bir borcu yok. İyi bir yapılanmayla sessiz sedasız. Biz itibarımızı yitirmişiz. Dünden beri konuşuyor şuradan alacağız, buradan alacağız. Şehrin iş adamları vermek zorunda değil. Adamlar para vere vere bıkmış. Borç hala aynı, hala aynı. Çekin Elazığspor’un üzerinden elinizi. Deprem gibi bir afeti de alet etmeyin. Yakışmıyor bu Elazığlı’ya. Ben niye çıkayım canlı yayına bunları konuşayım bu kadar mağduriyetimiz varken. Hiç utanmadın mı dün 5 tane şehidimiz vardı. Ne konuşuyorsun ‘Ben proje üretiyorum. Herkes benim canım ciğerim.’ Kimse senin canın ciğerin değil. Kimse seni istemiyor. Atmışsın beni taraftarın önüne. 15 tane yorum, 100 tane beğeni var. 15 yorumun 5’i de senin yorumun. Hiç utanmıyor musun Facebook’a girip beğeniyorsun. Neyin başkanısın sen Selçuk Öztürk. Seni de beni de bilen biliyor, Selçuk Öztürk. Yeter çek elini, git Elazığ’dan. Biz Elazığspor’a sahip çıkarız. Elazığspor’un sahibi taraftardır. Ben olmazsam taraftardır. Ben olmazsam takım biter, ben olmazsam takım biter diyor. Sen kimsin yav? 50 senede ne günler yaşadı Elazığspor. Sen, Elazığspor’u niye kendi malın gibi kullanıyorsun. Bırak bunları. Biraz daha edepli ol. Dün izledim utandım. El kol hareketleri, yok EB diyeceğim. Kendi hayal dünyanda yaşıyorsun. 10-15 milyona takımı satacak, yok ipleri eline geçirecek diyor. Lafa bak ya. İpleri eline geçirmek ne demek yav. Bunlar alışmışlar kendilerine yontmaya. Bunun gibiler çok var. Bir tek bu değil ki. Suç bizde de var.”

“GAZETEYİ KENDİ ÇIKARLARIM İÇİN NE ZAMAN KULLANDIM?”
“Dün diyor ben gazete kuracağım. Sen o kadar cahilsin ki gazeteyi vurma aracı olarak görüyorsun. Benim gazetem var, kulübüm var. Ben ne zaman kulübüm için kullanmışım. Coşkun hocam size soruyorum. Ben gazeteyi kendi çıkarlarım için ne zaman kullandım? Demek onun elinde olsa, o neler yapacak neler. Bizde böyle insanları halen ciddiye alıyoruz. Başkan diye hitap ediyoruz. Sen kurban ol başkanlara. Başkan görmemişsin sen. Biz büyük bir şehiriz. Yaralarımızı kısa zamanda saracağız. Belki şimdi havalar soğuk 1-2 ay da mağduriyetler yaşayacağız ama bizim el birliğiyle Elazığ’ı tekrar ayaklandırmamız lazım. Ekonomimizi canlandırmamız lazım, insanlara umut vermemiz lazım. Çocuklara eğitimler veriyoruz normal hayata dönelim diye. Spor faaliyetlerini biz niye durduralım? Amatör de oynasın, diğerleri de oynasın. Biz hızlı sarmalıyız. Kenetlenmemiz lazım. Bunu fırsata çevirmememiz lazım. Fırsata çevirirken birilerini töhmet altında bırakmamamız lazım. Sen zaten fırsatçısın yap yapma demiyorum. Bana neden iftira atıyorsun. Beni tanıyan var, tanımayan var. Fırsatçılığını yaparken beni katma, benim kulübümü katma.”

“SENİN GİBİ İNSANLARDAN UTANÇ DUYUYORUZ.”
“Elazığspor’un transferi açık oldu da benim altyapım mı transfer yapmadı. Hiçbir zaman Elazığspor kabul etmedi ki. Ben Elazığspor’dan çok fazla futbolcu aldım. Kiralık olarak oynatmışım. Onların hayatları boyunca Elazığspor’dan almadıkları paraları ben 1 sezonda vermişim. Onlar dahi Belediyespor’u küçümserdi. Bu kulübün giderleri var. Ciddi bir masrafı var. Ortak yürüyeceksek sen bana da sahip çıkacaksın. Hiçbir zaman sen bunu yapmadın ki. Ben de bilirim nasıl yürüyeceğini. Şimdi çaresiz kalmışsınız elinizde kalan futbolculara sarılmışsınız. Bizi kötülüyorsunuz onlara sarılırken. Buna hakkınız yok. Siz hiçbir zaman altyapıya önem vermediniz. Transfer tahtası açık olsaydı bu çocukların hiçbir tanesi oynamayacaktı Elazığspor’da. Futbolu katleden Selçuk Öztürk gibi zihniyetler. Elazığspor üzerinden bu kadar prim yaptınız. Yeter artık. Elazığspor sahipsiz kalmaz. Biz hepimiz burdayız. Elazığspor’u yerde bulmamışız. Fırsatçılık yapmayız, nemalanmayız. Biz burdayız. Herkes biliyor Selçuk Öztürk. Spor camiası olarak hepimiz şapkamızı önümüze koyalım. Bunlar hakkaten utanç veriyor artık. Bir silkelenelim. Bir araya gelelim, Elazığspor’a biz sahip çıkalım. Elazığspor Selçuk Öztürk’ün tapulu malı değil. Yüreği varsa gelir bütün haklarından vazgeçer. Afetten nemalanacağına kendi alacaklarından vazgeç zaten 3-5 milyonu bulduk. Geçemezsin. Paranın yüzü sıcaktır. Alışmışsın sen hazır paraya Selçuk Öztürk. Elazığspor’u getirip depreme alet edemezsin. Elazığspor düşmemiş ama bu senle olmaz. Git Ankara’ya, çoluk çocuğunun yanına git. Biz her zaman Elazığlılılığımız’la övünüyoruz. Senin gibi insanlardan utanç duyuyoruz.”

“LEVENT ERİŞ HOCA İLE İÇERİDE KONUŞTUK”
“Senin güvenin bitmiş. İtibarın yerle bir olmuş. Çek elini Elazığ’dan. Biz Elazığ ile övünürken senin gibi insanlardan utanç duyuyoruz. Senin önceki dönemini de, belediyelerle olan ilişkilerini de biliyoruz. Hatta bu dönemi de biliyoruz. İhalelerde neler yaptığını biliyoruz. Süleyman Selmanoğlu döneminde de neler olduğunu gayet iyi biliyoruz. Gidin araştırın. İhaleye fesat karıştırmaktan, yolsuzluk yapmaktan kimler hüküm yemiş? Gidip adliyeden araştırabilirsiniz. Herkes her şeyi biliyor. Elazığspor’u transferlerle nasıl erittiğini de biliyoruz. Kurnazlıkların, neler neler yaptığını herkes çok iyi biliyor. Yazık ediyorsunuz. “Elazığspor ile hazırlık maçı yaptığımızda Levent Eriş hoca ile içeride konuştuk. Bazı şahitlerimiz de vardı. Destek yok, ekonomik sıkıntı var, kadro yetersiz, başkan gel biz Elazığ Belediyespor’u AŞ yapalım, Selçuk Öztürk Ankara’da, gelsin üçümüz oturalım, kulübü AŞ yapıp yola böyle devam edelim diyen sen değil miydin Levent Eriş? Elazığ Belediyespor için sezon başında benimle 2 defa pazarlık etmedin mi? Hatta bundan bir ay önce biz bu pazarlığı konuşmadık mı? Ben bir fiyat söylüyordum sen bir fiyat veriyordun.”

“SEN KENDİ KAFANDAN KURUYORSUN”
Sen Elazığspor’un başkanısın. Neyin hesabını yapıyorsun Selçuk Öztürk? Sen kendi kafandan kuruyorsun. Ben işimdeyim gücümdeyim. Kulübümü yürütüyorum. O hesap kitapları yapan sensin. Bunu da bütün kamuoyu bilsin. Kapatırsam ben kapatırım diyen sensin. Selçuk Öztürk. Ancak kusura bakma bu şehir sana bu futbolu yedirmez, yedirmeyecek de. Bu senin gibi adamların işi değil. Kurnaz. Git işine gücüne bak. Senin yerin buralar değil. Sen Elazığ’a yakışan bir tip değilsin. Benim istediğim budur. Elazığ olarak, Elazığspor olarak, taraftarlar olarak bizler de bir silkelenelim. İyiyi görelim. Bu adama bel bağlamayalım. Bu adamı buradan gönderin. Elazığspor sahipsiz kalmaz. Bu adam buradan gitsin. Taraftar bu adamdan daha iyi yönetir. Elazığspor’un en büyük tehlikesi FIFA dosyalarıdır. Senin hangi avukatın İsviçre’de ya da farklı bir yerde bir dosya için uğraşıyor? Hiç biri… Hiç umurunda değil senin. Senin zimmetine bu kadar para geçti, geldiğin günden itibaren hangi alacağı olan futbolcu ya da hocanın ücretini ödedin? Hiç birinin. Umurunda değil senin FIFA dosyaları ne durumda diye. Kendiniz bir araştırın. FIFA dosyaları tamamen bir facia. Avukatlardan bir sorun. Büyük cezalar var. Ben sürekli görüşüyorum. Elazığspor’un borcunu da, FIFA dosyalarını da biliyorum. Taraftar bunları bilmez. En büyük öncelik o dosyaları takip edip ağır bir ceza almamak. Toparlayıp şehri bir araya getirmek gerek. Bütün dinamiklerle bir yol haritası çizilir ve gereken yapılır. Ancak bu adamla olmayacak.”

“BU ADAM ELAZIĞSPOR’U YOK EDECEK”
“Bütün Elazığspor sevenlere sesleniyorum. Bu adam Elazığspor’u yok edecek. Bunun bu tutumuyla da kimse kulübe sahip çıkmaz, para ve kaynak üretmez. Kimse buna koyun teslim etmez. Götürür kasaba verir. Kulübünüze sahp çıkın. Elazığ Belediyespor’a da, Elazığspor’a da sahip çıkın. Özel İdare Basketbol Takımı da, amatörler de futbolunu oynayacak. Yaralarımızı saracağız. Devlet topyekûn Elazığ’da. Yaralarımızı sararak kısa sürede ayağa kalkacağız. Ligde 2 maçımız ertelendi. Polis yetersizliğinden, çadır kentlerde polisler güvenliği sağladığı için İl Spor Güvenlik Kurulu’nda Elazığ’daki maçları ötelediler. Tabi yakın bir süre sonra bir araya geleceğiz. Bu hafta deplasmandayız. Daha sonra içerice bir maçımız var. Vali beyden de rica edeceğiz ve az sayıda da olsa biz maçlarımızı Elazığ’da oynamak istiyoruz. Elazığ hayalet şehir değil. “Bu konuyu da buradan net bir şekilde aktarayım. Kulübü kurduğumuzdan beri başkan olduğumdan beri de ifadelerim var. Bunu Elazığspor camiası da biliyor. Elazığ Belediyespor, Elazığspor’un hiçbir zaman alternatifi olmadı. Benim ağzımdan hiçbir zaman böyle bir cümle çıkmadı. Ben futbolu bilen bir insanım. Elazığspor gibi bir kulüp Elazığ için büyük bir kazanç ve en büyük marka değeridir. En büyük reklam aracımızdır. Borcumuz da fazla yok. Yeter ki art niyetli insanlar elini çeksin. Elazığspor’a bu şehir gerektiği gibi sahip çıkar. Belediyespor da olsun. Fırat Üniversitesi de olsun. Amatöre daha fazla destek verelim. Bunları her zaman söylüyorum ama günü birlik düşünen fırsatçı insanlar uzun vadeli hesaplar yapmadı. Bizim amiral gemimiz Elazığspor’dur. Elazığspor olacak ki ben de olayım, BAL’da olsun, altyapı da olsun.”

“GİTTİĞİN BÜTÜN KAPILARDA İTİBARININ BİTTİĞİNİ GÖRDÜN”
“Transfer politikası konusunda lakayt bir şekilde söylüyor kulüp müdürü transfer yapar mı diye. Kulüp Müdürümüz Metehan Kaçar. 4 yıldır beraber yol yürüyoruz. Bizim kulüp işleyişimiz nereden belli biliyor musunuz? Onun yaptığı transferler de bizim yaptığımız transferler de ortada. Bizim borcumuz da onun borcu da ortada. Bizim kulübümüz de birçok insan var. Yönetimimiz de birçok insan var. Sen tek başınasın Selçuk Öztürk. Senin yönetimin de delegen de yok. Tek başınasın. Astım, kestim karar verdim, oldu bitti. Sen basın toplantını kime danışıp yaptın? Senin tabirinle EBSpor ne yaptı sana? Ahmet Toprak sana ne yaptı? Ne oldu birden bire? Neden biliyor musun? Gittiğin bütün kapılarda itibarının bittiğini gördün. Kimse sana değer vermiyor. Ne şehrimizin siyasileri, ne bakanlarımız ne de TFF’nin yanında senin itibarın yok. Sen bunları gördün. İtibarının bittiğini kabul et ve çamur atma. Benim kulüp yönetim anlayışım ortada. Ben profesyonel kulüplerin içerisinde ilk 10 kulübün içindeyim. TFF’den herkes bakabilir. İcrası olmayan tek kulübüz. Çünkü TFF paralarını zimmetime geçirmiyorum. Bekliyorum ki o para gelsin ve kulübüme harcayayım. Benim anlayışım ve transfer politikam bu. Bugüne kadar 30’un üzerinde genç oynattım ve Elazığlı futbolcum da var. Tabi görmek isteyene var. Sen kendi adamına güvenemeyip onu aciz görüyorsan benim suçum değil. Ben düzgün, dürüst insanlara güvenirim. Demek ki sen dürüst değilsin ki başkasına güvenemiyorsun. Deprem olduğun futbolcularım buradaydı. Hepimiz sarsıntı yaşadık ancak hayat devam ediyor. Hepsinin bakmakla sorumlu olduğu aileleri var. Para kazanıyorlar. Bu çocukların hakkına giremeyiz. Kendileri top oynayıp para kazanmak ister. İl Spor Güvenlik Kurulu öteledi diye üzüldük ancak hayat devam ediyor. El birliğiyle bu felaketten kurtulmamız lazım birbirimize destek vererek. Futbolcularım oynamak istiyor. Hiç kimse bir primle top oynamaz. Sen primleri dahi vermiyorsun oyuncularına. Durum bu. Biz hayata devam ediyoruz. Böyle hassas günlerde ne kadar çirkin şeyleri konuşuyoruz. Bundan ötürü herkesten özür diliyorum.”
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum