Kısırlık sorunu yaşayan çiftlerin yaklaşık yüzde 85’inde belirlenebilir bir neden bulunduğunu aktaran Atılgan, en sık karşılaşılan nedenlerin yumurtlama bozuklukları, erkek kaynaklı problemler ile rahim ve tüplere bağlı hastalıklar olduğunu söyledi. Çiftlerin yaklaşık yüzde 15’inde ise tüm tetkiklere rağmen net bir neden saptanamadığını, bu durumun “nedeni bilinmeyen kısırlık” olarak adlandırıldığını kaydetti.
Vakaların Yüzde 40’ı Erkek Kaynaklı
Kısırlığın yalnızca kadınlara ait bir sorun olarak görülmesinin yanlış bir algı olduğuna dikkat çeken Atılgan, vakaların yüzde 40’ının kadın, yüzde 40’ının erkek kaynaklı olduğunu, yüzde 20’sinde ise net bir neden bulunamadığını ifade etti. Erkek kaynaklı kısırlığın; sperm sayısında azlık, hareketlilikte düşüklük, yapısal bozukluklar ya da cinsel işlev sorunlarıyla tanımlandığını belirtti.
Yumurtlama Problemleri İlk Sırada
Kısırlık tanılarının yaklaşık yüzde 25’inin yumurtlama problemlerinden kaynaklandığını dile getiren Atılgan, bu hastaların önemli bir bölümünde polikistik over sendromunun görüldüğünü söyledi. İlk aşamada yumurtlamayı düzenleyici ilaç tedavisi ve ilişki zamanlamasının önerildiğini aktardı.
Tiroit bezinin az ya da fazla çalışması, beyin kaynaklı hormon bozuklukları, böbreküstü bezi hastalıkları, aşırı zayıflık, yeme bozuklukları ve yoğun egzersizin de yumurtlama sorunlarına yol açabildiğini belirten Atılgan, bazı enfeksiyonların kadınlarda rahim ve tüplerde iltihaplanmaya, erkeklerde ise üreme organlarında hasara neden olabileceğini ifade etti.
Tedavide Aşılama ve Tüp Bebek Seçenekleri
Nedeni bilinmeyen kısırlık, çikolata kisti ya da hafif derecede erkek kaynaklı kısırlık durumlarında öncelikle yumurtlamayı destekleyici tedaviyle birlikte aşılama yönteminin uygulandığını belirten Atılgan, en az iki aşılama denemesine rağmen gebelik elde edilemezse tüp bebek tedavisine geçildiğini söyledi.
38-40 yaş ve üzerindeki kadınlarda ise tüp bebek tedavisinin ilk seçenek olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Atılgan, sperm sayısının çok az olduğu, hareketliliğin yetersiz olduğu, ciddi yapısal bozuklukların bulunduğu ya da kadında her iki tüpün kapalı olduğu durumlarda doğrudan tüp bebek yönteminin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.
Tüp Bebek Süreci Nasıl İşliyor?
Tüp bebek tedavisinde yumurtalıkları uyarmak amacıyla hormon ilaçları kullanıldığını belirten Atılgan, ilaç dozlarının kadının yaşı ve yumurtalık kapasitesine göre belirlendiğini söyledi. İlaç kullanımının özel eğitimli hemşireler tarafından ayrıntılı şekilde anlatıldığını ve yumurta gelişiminin düzenli kontrollerle takip edildiğini aktardı.
Yumurtalar yeterli büyüklüğe ulaştığında çatlatma iğnesi uygulandığını, yaklaşık 36 saat sonra hafif anestezi altında yumurta toplama işleminin gerçekleştirildiğini ifade eden Atılgan, laboratuvarda spermle döllendirilen yumurtalardan oluşan embriyonun gelişiminin izlendiğini ve uygun günlerde rahim içine transfer edildiğini belirtti.
Gebelik testine kadar geçen sürede kullanılan ilaçların mutlaka doktor ve tüp bebek hemşiresi kontrolünde olması gerektiğinin altını çizen Atılgan, yaşam tarzı faktörlerinin de doğurganlık üzerinde önemli etkisi bulunduğunu sözlerine ekledi. Düzensiz beslenme, aşırı kilo ya da aşırı zayıflık, yoğun stres, sigara, alkol, aşırı kafein tüketimi ve madde kullanımının çocuk sahibi olmayı zorlaştırabileceğini kaydetti.
















