Fırat Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gürkan Gürok, sorunun çözümünün yalnızca bireyler, aileler ya da sağlık sistemiyle sınırlı kalmaması gerektiğini, toplumun tüm kesimlerinin sorumluluk almasının zorunlu olduğunu vurguladı.
“Herkesin cebinde bir kumarhane var”
Geçmişte kumarhanelerin ulaşılması zor ve yasaklı alanlar olduğunu hatırlatan Gürok, bugün ise online kumarın akıllı telefonlar sayesinde her an erişilebilir hale geldiğine dikkat çekti. Özellikle ergenler ve 25 yaş altı gençlerin hedef alındığını ifade eden Gürok, sinema, spor karşılaşmaları ve dijital oyunlar üzerinden yapılan yoğun reklamların bağımlılığı artırdığını söyledi.
Beynin ödül sistemini hedefleyen algoritmaların gençleri daha büyük risk altına soktuğunu belirten Gürok, bu sürecin sağlıklı karar verme ve kendini kontrol etme mekanizmalarını bozarak kısa sürede bireyin yaşamını ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Davranışsal bağımlılıkta en büyük risk: Kumar
Davranışsal bağımlılıkların madde kullanımından farklı olarak belirli bir davranışa karşı kontrol kaybıyla ortaya çıktığını belirten Gürok, bu grubun en önemli başlığını kumar bağımlılığının oluşturduğunu ifade etti.
Bağımlılığın temel belirtileri arasında:
- Planlanandan daha fazla zaman harcama
- Yalan söyleme ve borç alma
- Kaybı telafi etmek için tekrar oynama
- Ağır sonuçlara rağmen bırakamama
gibi davranışların yer aldığını aktardı.
“Kumarın matematiği kaybetmeye programlı”
Online kumarın sistemsel olarak kaybettirmeye dayalı olduğunu vurgulayan Gürok, kazanma olasılığının istatistiksel olarak yüzde 3’ün altında olduğunu söyledi. Kazanılan paranın ise çoğu zaman yeniden kumara harcandığını belirtti. Kumarın, bireyin risk algısını bozarak kaybetse bile kazanıyormuş hissi oluşturduğunu da sözlerine ekledi.
Risk grupları ve tedavi süreci
Dürtüsel yapıya sahip bireylerin, sosyal olarak içe kapanık kişilerin ve depresyon ile sosyal fobi gibi psikiyatrik rahatsızlıkları bulunanların daha yüksek risk taşıdığını ifade eden Gürok, tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğini belirtti.
Tedavi sürecinde:
- Psikoterapi
- İlaç tedavisi
- Gerekli durumlarda yatarak tedavi
gibi yöntemlerin uygulanabileceğini söyledi.
İnkâr ve düşük farkındalık riski büyütüyor
Bağımlı bireylerin yalnızca yüzde 2’sinin durumunu kabul ettiğine dikkat çeken Gürok, inkârın kayıpları artırdığını ve intihar riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Tedavi sürecinin yalnızca bireyi değil, aileyi ve sosyal çevreyi de kapsaması gerektiğini belirtti.
Ailelere önemli rol düşüyor
Ailelerin destekleyici bir yaklaşım benimsemesinin kritik olduğunu ifade eden Gürok, kumarın bedelinin bağımlı kişi tarafından karşılanmasının sağlanması ve yapılandırılmış desteklerin sunulmasının önemli olduğunu söyledi. Güçlü aile bağlarının ve açık iletişimin bağımlılıkla mücadelede koruyucu bir rol oynadığını dile getirdi.
Daha önce başarısız olmuş tedavi girişimlerinin umutsuzluk yaratmaması gerektiğini belirten Gürok, “Bazen küçük bir farkındalık anı bile büyük bir değişimin başlangıcı olabilir” diyerek erken müdahalenin önemine dikkat çekti.


















