Basın açıklamasında, yalnızca bir duyuru yapmak için değil, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümlere karşı duruş sergilemek amacıyla bir araya gelindiği vurgulandı. Millî Görüş hareketinin, tarih boyunca olduğu gibi bugün de kimlik, mezhep ve coğrafya ayrımı gözetmeksizin mazlumların yanında yer aldığı ifade edildi.
Açıklamada, Gazze’de yaşananların “tarihin en ağır insanlık suçlarından biri” olduğu belirtilerek, bölgede sivillerin hedef alındığı ve uluslararası kamuoyunun sessizliğinin kabul edilemez olduğu kaydedildi. Gazze’nin sadece bir bölge değil, aynı zamanda direnişin ve insanlık onurunun sembolü olduğu dile getirildi.
Mescid-i Aksa ile ilgili kısıtlamalara da değinilen açıklamada, kutsal mekânın Müslümanlar için taşıdığı öneme vurgu yapılarak, buradaki uygulamaların inanç özgürlüğüne yönelik ciddi bir ihlal olduğu ifade edildi. Kudüs’ün özgürlüğünün, bölgesel ve küresel barış açısından kritik önemde olduğu belirtildi.
Ayrıca, yalnızca kınama mesajlarının yeterli olmadığı ifade edilerek, Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve diplomatik adımlar atması gerektiği dile getirildi. Açıklamada, bölgede yaşanan gelişmelerin daha geniş çaplı bir çatışma riskini beraberinde getirdiğine dikkat çekildi.
İran ve Lübnan’a yönelik saldırılara da değinilen metinde, bu gelişmelerin bölgeyi istikrarsızlığa sürüklediği savunuldu. Emperyalizm ve siyonizme karşı birlik çağrısı yapılan açıklamada, mezhep ve etnik temelli ayrışmaların reddedildiği vurgulandı.
Basın açıklaması, Gazze’deki saldırılar sona erene, Mescid-i Aksa üzerindeki kısıtlamalar kaldırılana ve bölgedeki dış müdahaleler son bulana kadar mücadelenin süreceği mesajıyla sona erdi.

















