Suiçer, başörtüsü yasağının sadece bir kıyafet düzenlemesi değil, aynı zamanda temel bir insan hakkı ve ibadet özgürlüğü meselesi olduğunu belirterek, “Bu yasak, yıllarca inançlarını yaşamak isteyen vatandaşlarımıza, özellikle mütedeyyin kadınlarımıza yönelik sistematik bir ayrımcılık politikasının parçasıydı,” ifadelerini kullandı.
Başörtüsü yasağının kaldırılmasıyla birlikte baskıcı uygulamaların sona erdirildiğini dile getiren Suiçer, 23 Eylül kararının devletin tüm inanç gruplarına eşit mesafede durması gerektiği ilkesinin de tescili anlamına geldiğini söyledi.
Açıklamasında, HÜDA PAR olarak inanç özgürlüklerinin ve temel hakların genişletilmesine yönelik her türlü gelişmeyi olumlu karşıladıklarını belirten Suiçer, “Ancak gerçek manada bir demokratikleşme ve eşit vatandaşlık, sadece başörtüsü gibi tek bir sorunun çözümüne indirgenemez,” diyerek, daha kapsamlı adımların atılması gerektiğine dikkat çekti.
23 Eylül’ün sadece bir yasağın kalktığı tarih olmadığını vurgulayan Suiçer, bu günü, farklı kimlik, inanç ve düşüncelerin kamusal alanda özgürce var olabilmesinin önünü açacak daha büyük reformların başlangıcı olarak değerlendirdiklerini ifade etti.
Metin Suiçer, açıklamasını şu temenniyle sonlandırdı: “Bu müspet gelişmenin, toplumumuzun tüm kesimleri için hak, adalet ve özgürlük temelinde yeni bir sayfa açılmasına vesile olmasını diliyoruz.”













