2025 yılı kazı sezonunda, bölgede önemli arkeolojik bulgulara ulaşıldı. Çalışmalarda, 11,60 metre uzunluğunda, 5,70 metre genişliğinde ve 66 metrekare büyüklüğünde dikdörtgen planlı bir konut kalıntısı ortaya çıkarıldı. Üç bölümden oluşan konutun duvar kalınlığının 50-60 cm olduğu tespit edilirken, zeminin sıkıştırılmış toprak üzerine kum, kil ve kireç karışımıyla oluşturulmuş sarı renkli bir tabakayla kaplı olduğu belirlendi.
Konutun güney odasında zemine sabitlenmiş iki kutsal ocak, geometrik bezemeli tek kulplu bir testi ve çok sayıda Karaz tipi çömlek bulundu. Özellikle bu yıl gün yüzüne çıkarılan ocakların, iki başlı tasarımları ve üzerlerindeki güç ve kudreti simgeleyen hayvan betimlemeleriyle dikkat çektiği bildirildi. Arkeologlar, testinin dönem inançlarına göre kutsal sıvı ya da kurban kanı sunumunda kullanılmış olabileceğini değerlendiriyor.
Geçtiğimiz yıl aynı alanda tespit edilen kutsal ocaklarda ise baba, anne ve çocuk figürlerinin yanı sıra stilize insan-hayvan formlu tasarımlar ile dağ keçisi bezemeli çömlekler ve 12 adet Nahçıvan tipli Karaz çömleği bulunmuştu. Bu buluntular, M.Ö. 4000-3000 yıllarına tarihlendirilmişti.
2025 kazılarında ayrıca, bitişik nizamda inşa edilmiş iki yeni konut kalıntısı ile birlikte bu yapılara ait beş sunak kaidesi keşfedildi. Bunun yanı sıra bir adet sunak ve ona ait kan oluğu gün yüzüne çıkarıldı. Yapılan incelemelerde, kan oluğu çevresinde insana ait diş ve kemikler ile hayvan kemikleri bulundu. Söz konusu sunakta, kesici alet izlerinin varlığı, burada tanrı ve tanrıçalara yönelik kurban ritüellerinin gerçekleştirildiğini ortaya koyuyor.
Konut içerisinde ele geçirilen hayvan kemiklerinden yapılmış delici aletler, pişmiş toprak ve taş ağırlıklar, bölgede gelişmiş bir dokumacılık kültürünün varlığına işaret ediyor.
Kazı çalışmaları, ilimizin kadim kültürünü bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarmayı ve elde edilen bulgularla Anadolu’nun tarihine ışık tutmayı amaçlıyor. Tadım Kalesi ve Höyüğü'ndeki kazılar, geçmişten günümüze uzanan kültürel mirasımızın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşıyor.















