Cumhur İttifakı bileşenleri, geçmişin acı tecrübelerinden hiçbir ders almamışçasına, bugün yine milleti aldatma gayretine düştüğünü vurgulayan İYİ PArti İl Başkanı Habip Yaşar, “Şartsız, tavizsiz, pazarlıksız” denilen bu sürecin perde arkasında, kapalı kapılar ardında hangi hesapların döndüğü milletimizce haklı olarak sorgulanmaktadır. Milletimiz endişeli ve kaygılıdır. Bir yandan “pazarlık yok” diyenler, diğer yandan Meclis’te komisyon kurmaktan, anayasal değişiklikler planlamaktan bahsetmektedir. Bu nasıl bir samimiyetsizliktir? Bu komisyonlar neyin hazırlığını yapmaktadır? Elleri Mehmetçiğin kanına bulaşmış teröristlere af mı çıkarılacaktır? Örgüt elebaşı Öcalan’a “umut hakkı” adı altında bir düzenleme mi getirilecektir? PKK’nın “demokratik entegrasyon yasalarına ihtiyaç var” açıklamasının karşılığı bu komisyonlarda mı şekillenmektedir?Daha da vahimi, Milli Savunma Bakanı’nın “dağdan inenler asker olabilir” yönündeki açıklamalarıdır. Haddini aşmış sözler kullanmıştır. Bu nasıl bir akıldır ki Türk ordusunun vatansever teğmenleri ihraç edilirken, dağdan inen eli kanlı militanlara üniforma hayali kurulmaktadır? Türk ordusunun yüreği temiz çocukları tasfiye edilirken, yerlerine örgüt militanları mı yerleştirilecektir?Süreç, yalnızca terörle değil; Türkiye’nin milli, üniter yapısı ile de pazarlık zeminine çekilmek istenmektedir. Lozan’ı kadük bırakmak, yeni anayasa adı altında çok kimlikli, çok parçalı bir yapıya geçmek, Türk milletinin bin yıllık Anadolu’daki egemenliğine açık bir tehdittir. PKK’nın “demokratik entegrasyon yasalarına ihtiyaç var” yönündeki söylemleri, sürecin tek taraflı olmadığını, pazarlıkların çoktan başladığını göstermektedir. Bu süreç bir “devlet projesi” değil emperyalist bir tuzaktır. İYİ Parti olarak buradan açıkça ifade ediyoruz:
• PKK’ya af pazarlığı yapılmasına,
• Öcalan’a umut hakkı verilmesine,
• Türk ordusunun itibarının zedelenmesine,
• Meclisin bu projeye araç edilmesine,
• Anayasal zeminde çok kimlikli yapı arayışlarına
SONUNA KADAR KARŞIYIZ!Yaşar, Sayın Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu bu karanlık ve belirsiz süreçte, ülkenin mayasını oluşturan bütün vatanseverleri, yurtseverleri, Atatürkçüleri ve milliyetçileri ortak bir vicdanda, ortak bir akılda ve ortak bir iradede buluşmaya davet etmiştir. Sayın Dervişoğlu’nun ifadesiyle “Vatanın bölünmez bütünlüğüne, devletin üniter yapısına ve milletin egemenliğine inanan herkes, nerede durduğuna bakmaksızın, bu milletin haysiyetli evlatları olarak bir araya gelmelidir.” Bu çağrı, bir siyasi partinin ötesinde, milletin kendisine yapılmış tarihi bir davettir. Çünkü mesele artık bir parti meselesi değil, bir memleket meselesidir. İYİ Parti, bu süreçte yalnızca bir siyasi duruş değil, milli direnişin sesi ve vicdanı olarak sorumluluğunu yerine getirmektedir.Bu milletin kaderi pazarlık masalarında değil, milli mücadele meydanlarında yazılmıştır. Tıpkı bir asır önce emperyalist Sevr planlarına karşı Sultanahmet Meydanı’nı dolduran yurtseverlerin yaptığı gibi, Anadolu’nun her köşesi bugün de milli direnişin burcu olacaktır. Emperyal projelerin taşeronu olmayı kabul etmeyeceğiz.
Ne mutlu Türk’üm diyene! ifadelerinde bulundu
• PKK’ya af pazarlığı yapılmasına,
• Öcalan’a umut hakkı verilmesine,
• Türk ordusunun itibarının zedelenmesine,
• Meclisin bu projeye araç edilmesine,
• Anayasal zeminde çok kimlikli yapı arayışlarına
SONUNA KADAR KARŞIYIZ!Yaşar, Sayın Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu bu karanlık ve belirsiz süreçte, ülkenin mayasını oluşturan bütün vatanseverleri, yurtseverleri, Atatürkçüleri ve milliyetçileri ortak bir vicdanda, ortak bir akılda ve ortak bir iradede buluşmaya davet etmiştir. Sayın Dervişoğlu’nun ifadesiyle “Vatanın bölünmez bütünlüğüne, devletin üniter yapısına ve milletin egemenliğine inanan herkes, nerede durduğuna bakmaksızın, bu milletin haysiyetli evlatları olarak bir araya gelmelidir.” Bu çağrı, bir siyasi partinin ötesinde, milletin kendisine yapılmış tarihi bir davettir. Çünkü mesele artık bir parti meselesi değil, bir memleket meselesidir. İYİ Parti, bu süreçte yalnızca bir siyasi duruş değil, milli direnişin sesi ve vicdanı olarak sorumluluğunu yerine getirmektedir.Bu milletin kaderi pazarlık masalarında değil, milli mücadele meydanlarında yazılmıştır. Tıpkı bir asır önce emperyalist Sevr planlarına karşı Sultanahmet Meydanı’nı dolduran yurtseverlerin yaptığı gibi, Anadolu’nun her köşesi bugün de milli direnişin burcu olacaktır. Emperyal projelerin taşeronu olmayı kabul etmeyeceğiz.
Ne mutlu Türk’üm diyene! ifadelerinde bulundu

















abi abi abi abi abi abi abi abi abi abi