Son günlerde kamuoyunu meşgul eden “sahte diploma” ve “çalınan e-imza şifreleri” gibi ciddi iddialar, medya ve sosyal medyada geniş yankı uyandırırken, olayla ilişkilendirilen bir kişinin geçmişte halı yıkama işi yaptığına dair bilgiler üzerinden etik dışı söylemler geliştirilmesi dikkat çekti.
Temizlik Sanayici Yatırımcı ve İhracatçı İş Adamları Derneği (TESİYAD), yaptığı açıklamada, halı yıkamacılık mesleğinin aşağılanmasına sert tepki gösterdi. Dernek, bu tür meslekleri hedef alan üslupların hem mesleki itibarı zedelediğini hem de toplumsal adalet duygusunu örselediğini belirtti.
“Hayatta herkesin ilk adım attığı yer bir halı, son adım attığı yer yine bir halıdır.” Bu cümleyle açıklamasına anlamlı bir vurgu katan TESİYAD, halı yıkama sektörünün yalnızca temizlik değil, aynı zamanda üretim, ihracat ve istihdam açısından da ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu hatırlattı.
“SEKTÖRÜMÜZ KALKINMANIN BİR PARÇASI"
TESİYAD tarafından yapılan açıklamada, halı yıkama hizmeti veren firmaların aynı zamanda şampuan ve temizlik kimyasalı üreticilerinden lojistik şirketlerine kadar geniş bir ekonomik ekosistemi beslediği vurgulandı. “Bugün bu sektörde makinacısından sarf malzeme tedarikçisine, ihracatçısından teknisyenine kadar yüzlerce kişi çalışıyor, on binlercesi ekmek yiyor. Bu meslek küçümsenemez.” denildi.
CLEANTECH EURASIA 2025: “SANAYİ İLE HİJYEN BULUŞMA NOKTASI"
TESİYAD ayrıca sektörün global ölçekteki gelişimine dikkat çekmek için 19-21 Kasım 2025 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenecek “CLEANTECH EURASIA” fuarına da kamuoyunun ve basının ilgisini çekti.
“Bu fuarla birlikte temizlik ve hijyenin sadece evsel değil, sanayi ölçeğinde de stratejik bir alan olduğunu tüm dünyaya göstereceğiz.” açıklamasında bulunuldu.
SAHTE DİPLOMA TARTIŞMALARI: "YANLIZCA FİGÜRANLARI DEĞİL, RANTI SORGULAYIN"
Açıklamada, sahte diplomalarla ilgili tartışmalara da değinildi. TESİYAD, gündemdeki olaylarda yalnızca belgeleri kullanan kişilerin değil, asıl olarak bu belgeleri üreten, sağlayan ve rant elde eden odakların da mercek altına alınması gerektiğini ifade etti.
“Bugün mağdur olan sadece sistemin zayıf yönlerine düşen kişiler değil. Asıl tehlike bu zayıflıkları kasten istismar eden yapılardır. Bunlar ortaya çıkarılmadan kamu vicdanı rahatlamaz.” denildi.












