OKTAY KAPAN

OKTAY KAPAN


Sosyal Fobi-1

01 Kasım 2021 - 23:02

Aynı zamanda sosyal fobi olarak da adlandırılan sosyal anksiyete bozukluğu bireyin günlük normal etkileşimler sürecinde başkaları tarafından gözlem altına alınmaktan veya yargılanmaktan korkmasından dolayı ortaya çıkan yoğun anksiyete, korku, özbilinç ve utanç duygularına verilen isimdir.

Normal şartlarda bazı sosyal durumlarda, örneğin yeni tanışılan birisiyle ilk randevuya çıkmak, derste sunum yapmak veya bir iş başvurusuna katılmak bireyde gerginliğe yol açabilir, ancak sosyal anksiyete bozukluğunda korku ve anksiyete, bireyin olaylardan hayatını bozabilecek derecede kaçınmasına yol açar. Şiddetli stres bireyin günlük rutinini, işini, okulunu veya diğer aktivitelerini etkileyebilir.

Sosyal anksiyete bozukluğu kronik bir zihinsel sağlık durumudur, ancak hem psikoterapi ve hem de ilaç terapisi yardımıyla çeşitli konular ile başa çıkma becerilerini öğrenmek, bireyin güven kazanmasına ve başkalarıyla etkileşim yeteneğinizi geliştirmesine yardımcı olabilir.
Nedenleri

Akıl sağlığını etkileyen diğer birçok durum gibi sosyal anksiyete bozukluğu da muhtemelen biyolojik ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşiminden kaynaklanmaktadır.

Sosyal fobinin olası sebepleri arasında öncelikle kalıtımsal özellikler gelir. Anksiyete bozuklukları kan bağı ile bağlı aile bireylerinde görülme eğilimindedir. Bununla birlikte, sosyal anksiyete bozukluğunun ne kadarının genetikten ve ne kadarının öğrenilmiş davranıştan kaynaklandığı henüz tıp uzmanları tarafından kesin belirlenmemiştir.
Buna ek olarak beyindeki amigdala adı verilen bir yapının, korku tepkisini kontrol etmede rol oynadığı düşünülmektedir. Aşırı aktif bir amigdalası olan bireyler, sosyal durumlarda artan anksiyeteye neden olan yüksek ve yoğun bir korku tepkisine sahip olabilirler.

Sosyal anksiyete bozukluğunun sonradan öğrenilmiş bir davranış olduğuna dair araştırma sonuçları mevcuttur. Bazı bireyler rahatsız edici veya utanç verici bir sosyal durumdan sonra sosyal fobi geliştirebilir. Buna ek olarak, sosyal anksiyete bozukluğu nedeniyle sosyal durumlarda kaygılı davranışları gösteren ya da çocuklarını daha yoğun kontrol altında tutan veya aşırı korumacı olan ebeveynler arasında bir ilişki olduğu da düşünülmektedir.
Çeşitli faktörlerin sosyal anksiyete bozukluğugeliştirme riskini artırdığı düşünülmektedir. Buna göre biyolojik ebeveynlerinde veya kardeşlerinde sosyal fobi görünen bireylerin sosyal anksiyete bozukluğu geliştirme olasılığı daha yüksektir.

Alay edilme, aşağılanma, reddedilme, veya zorbalık gibi olumsuz deneyimler yaşayan çocukların sosyal kaygı bozukluğuna daha yatkın olduğu gözlemlenmiştir.

Bunun yanı sıra aile içi çatışma ortamı, travma veya istismar gibi diğer olumsuz olaylar da sosyal anksiyete bozukluğu ile ilişkilendirilebilir.

Yeni durumlarla veya bireylerle karşılaştıklarında utangaç, çekingen, içine kapanık veya ölçülü davranış gösterecek mizaca sahip çocukların daha büyük risk altında olduğu düşünülmektedir.

Sosyal anksiyete bozukluğu semptomları tipik olarak ergenlik çağında başlar, ancak bazı vakalarda yeni insanlarla tanışmak, toplum içinde konuşma yapmak veya önemli bir iş sunumu yapmak daha ileri yaşlarda semptomları ilk kez tetikleyebilir.

Bireyin dikkat çeken bir görünüm veya duruma sahip olması, mesela parkinson hastalığına bağlı yüzdeki şekil bozukluğu, kekemelik veya sürekli titreme nöbetleri bireyin öz bilinç duygularını artırabilir ve sosyal fobiyi tetikleyebilir.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum