Türkiye'nin büyük sorunlarından biri, iktidar olmayı milli menfaatlerin önünde tutan siyasetçilerin kuşatması altında olmasıdır.
Meselelerimizi büyüten, kronikleştiren de budur!
AKP ve MHP'nin terör ve bölücülük konusundaki tavrı açık, Apo'yu parlatarak,DEMP'i ittifak ortağı yaparak,yasal ve anayasal düzeyde düzenlemeler yaparak bu sorunu çözeceklerini düşünüyorlar.
Sorunun sorumlusunu büyüterek o sorun çözülebilir mi? Zira bu sadece örgüt liderinin etki alanını büyütmeye yarar.
Yasal ve anayasal düzenlemelerden kasıt ise, anayasayı etnik bölücülerin taleplerine uygun hale getirmek,ayrılığa giden yoldaki engelleri kaldırmak,baraj kapaklarını açmaktır. Öcalan bunu istiyor, "önümüzü açın kendi yolumuza gidelim" diyor, sürece destek verenler ise -Terörsüz Türkiye- klişesi altında bu yönde toplumsal rıza üretmeye çalışıyorlar.
PKK ve bileşenlerinin hedefi ayrı bir devlet kurmaktır. Kerkük'te bir Türkmen'in vali seçilmesine nasıl tepki gösterdiklerini hatırlayın. Hem güya demokrasi ve eşitlik istiyorlar hem de Türkmen bir valiye bile katlanamıyor,karşı çıkıyorlar. Irkçılık bu değilse nedir?
Bahçeli/Erdoğan ikilisinin başlattığı sürece, baştan beri ikircikli yaklaşan CHP veya onun lideri Özgür özel de dahil oldu. Özel,"Kürtlerin taleplerini bağıra bağıra söylemek benim vazifem:Anadilde eğitimi ve kapsayıcı vatandaşlığı destekliyorum.Kültürel hakları anayasal güvence altına alacağız,Kürt meselesi için 8 başlık hazırlığımız var," dedi.
Yani anayasada vatandaşlığın Türklüğe atfına veda, çok dilli eğitim, Kürtçenin anayasal hale getirilmesi,anayasanın iki toplumlu olarak yeniden tanzimi. Tıpkı sonradan bölünen Çekoslavakya gibi, tıpkı 1960 tarihli Kıbrıs anayasası gibi, tıpkı elimizden kayıp giden Girit gibi. Özel bunları yaparak ülke birliğini sağlayacağını, daha doğru bir ifade ile Kürtlerin oyunu alarak CHP'nin iktidar olacağın düşünüyor. Aklınca el yükseltiyor, onlar bir verirsem ben beş veririm diyor. Milletin geleceğini ötekilerle birlikte kumar masasına sürüyor.Bin yıllık kardeşliğin arasına hukuki sınırlar çiziyor.
"Terörsüz Türkiye" pazarlamacıları bunu yaparsa ne olur?
PKK amacına ulaşır, ülkenin bir kısmının öteki kısmı ile dil birliği bozulur, PKK mücadelesi haklılaştırılmış, ona karşı hayatlarını feda edenler haksızlaştırılmış olur, Kürtçe standartlaşarak farklı diyalektleri konuşup birbirini anlamakta zorlanan kitlelerin tek iletişim dili olur, Türkçeyi iyi konuşamayan, dolayısıyla devlette istihdamı zorlaşan kadroların farklı devlet arayışlarını teşvik eder,ayrı halk olduğuma göre ayrı devlet olmak benimde hakkım inancını pekiştirir,bölgeler arası yabancılaşmaya katkıda bulunur. Günün birinde iki defa ilan ettikleri gibi demokratik özerklik yahut demokratik boşanma(ayrılma) ilan edilir. İsrail, ABD, bazı Arap ve Avrupa ülkeleri bu yeni devleti tanımak için sıraya girer. Neticede, Türkiye diye bir şey kalmaz, ya bir kabileler konfederasyonu oluruz, yahut parçalanarak Sevr'de bize biçilen elbisenin biraz daha büyüğüne razı oluruz.












