Son günlerde sürecin tıkandığı yönünde yayınlar yapılıyor. Bu doğru değil,tıkanan bir şey yok. Taraflar arasındaki görüşmeler sürüyor.
Öcalan ve PKK, "önce yasaları çıkarın" diyor.
İktidar ve bileşenleri ise "önce silah bırakın" diyor.
Bu süreç birçok defa yazdığım gibi kesinlikle -terörü bitirme- süreci değil. İktidarla aynı kulvarda olanlar içinde böyle düşünenler olabilir. Nitekim sürecin pazarlaması ve rıza üretme vetiresi de bu slogan üzerinden yürüyor.Bu yolla gidip amacına ulaşmış tek bir örnek yok.
İngiltere, İspanya, Kolombiya ,Sri Lanka, ve Peru gibi ülkelerde benzer olaylar yaşadılar. Hiç biri terör örgütü ve başındaki kişiye meşruiyet kazandıran, tesir sahasını genişleten bir yol izlemedi.Bir örgüt ve liderini överek küçültemezsiniz. Tam tersine onu ve davasını daha da büyütürsünüz.
Bu proje ABD/AKP ortak yapımı bir proje. Daha önce Oslo'da, birinci çözüm sürecinde denendi.Başarılı olamadı.
Şimdi tekrar deneniyor, bu defa sürecin karşısında olması, en azından onu milli bütünlüğümüz açısından zararsız hale getirmesi gerekenler de sürecin içinde. En çok onlar bağırıyor, en çok onlar Apo'nun bekçiliğini yapıyorlar. Milli devlet milliyetçilikle korunur. Milliyetçiliğin hadımlaştırılması,susturulması, hata milli devlet karşısında konumlandırılması üniter devleti yok eder. Bugün aslında yeni çözüm süreci ile PKK'nın gölgesinde daha çok milli devlet tasfiye ediliyor.Bunun sonu dağılma ve etnik kompartımanlara ayrılmaktır.
Karşımızda faşist, baskıcı bir yapı var. Eline imkan geçtiğinde bölgede ne ve neler yapabileceği biliniyor. Mardin Artuklu Üniversitesinde uzun süre PKK baskısı ile Türkçe konuşmak yasaklandı. AKP içinde -bölgede Kürtçe resmi, Türkçe seçmeli dil olacak,olmalı- diyen kişiler var. Pervin buldan onlarca defa " bize verdiğiniz sözleri açıklarım" dedi. Bu, toplum tarafından kabulü mümkün olmayan sözler verildiği anlamına geliyor. Bu yüzdendir ki, Buldan bunu şantaj aracı olarak kullanabiliyor. Bugün Apo'nun bekçiliğini yapanların hiçbiri hangi sözlerin verildiğini, ülkenin nereye götürüldüğünü bilmiyor.Bilmedikleri bir projenin arkasından koşuyorlar.
Ülkeyi etnik kompartımanlara ayırma, ulus-devleti tasfiye etme, ayrılıkçılığı büyütme süreci aslında Büyükşehir Belediyelerinin kurulması ile başladı. Yasa çıkıncaya kadar Mardin ve Van gibi şehirlerin merkez belediyelerini AKP alıyordu. Yasa ile birlikte bu iller ve diğer bazı illerin belediyeleri -etnikçi- partilerin eline geçti. Bu belediyelerin imkanları ile örgüt beslendi, örgüte müzahir olanlar belediyelere dolduruldu, cezaevi çıkışlı olanlar ödüllendirildi,ihaleler örgütsel hiyerarşiye göre dağıtıldı ,terör örgütü silahın yanına siyaseti de alarak bölgede iyice güçlendi. Öcalan sorgusunda, "uzun yıllar kitleleşemedik, parti kurup siyaset yapınca her alana girme imkanı bulduk, kısa zamanda kitleleştik" derken bu gerçeğe işaret ediyordu. Şimdi o güç 'Terörsüz Türkiye' hapıyla meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Toplumu narkozlama görevi ise Bahçeli ile devletin bazı kurumlarına düşüyor.Bu PKK'yı biraz daha büyütme, toplumdaki çatlakları biraz daha derinleştirerek yasal hale getirme pahasına, biraz da DEMP'i muhalefet cephesine katılmaktan alıkoymak,Cumhur ittifakının yanına çekme sürecidir. Planlayanlar bu hususların bazılarını hedeflemeseler de gidişat bu yönde seyretmektedir. Bu,ABD,etnikçi siyaset ve milli devleti ümmetçi dünya görüşleri ile bir türlü bağdaştıramayan siyasal İslamcıların aynı noktada buluşmasıdır.Süreci -millete rağmen- sürdüren de budur!












