• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi-STK
  • Kültür - Sanat/Eğitim
  • Emniyet-Adliye
  • Sağlık - Yaşam
  • Spor
  • Manşet
  • Video Galeri Yazarlar
  • Ara
SON DAKİKA:
14:34
Aksa Elektrik "Gücümüz Yarınlarımız" platformu ile 5 binden fazla çocuğa ulaştı
12:34
Elazığ'da İnşaat temelindeki su birikintisi 49 daireyi tehdit ediyor
Video Galeri Yazarlar
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. CEZMİ ORKUN
  3. Cumhuriyet ve enerji
Yayınlanma: 28 Ocak 2022 - 16:08

Cumhuriyet ve enerji

28 Ocak 2022 - 16:08
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Dinle
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
CEZMİ ORKUN
CEZMİ ORKUN

Değerli vatandaşlar, bildiğiniz üzere ülkemizde madencilik çalışmaları 1930'lu yıllarda Atatürk'ün emriyle başlamıştır. ATATÜRK’ ün “Maden hayattır İnsanı Maden Yaşatır”. Sözüne rağmen Ülkemizde, maden arama faaliyetlerinin teşvik edilmesi yerine  kösteklendiğini görüyoruz. Ülkeler maden için savaşlar çıkarıyor, uzaya bile maden aramak için gidiyor ama biz elimizin altındaki zengin maden cevherlerinden faydalanmak yerine; Petrolde %95, Doğalgazda %99, Demirde %64, Bakırda %77, Kömürde %61, Çinko ve nikelde %99, Alüminyumda %95 oranında ithal ediyoruz.
Gelişmişliğin ölçüsü kabul edilen kişi başına düşen maden tüketimi, Avrupa ve Amerika gibi ülkelerde 18 ton iken, Türkiye’de bu oran 8 tondur. Türkiye’de var olan zengin yeraltı kaynakları, yer üstünü çok zengin edebilir. Bunun için doğal kaynakların yerlerinin ve rezerv miktarlarının tespiti için var olan jeolojik haritaların yenilenmesi gerekmektedir. Çünkü; kalkınan ve zenginleşen ülkelere bakıldığında “İnsanı maden yaşatıyor!” ilkesi çerçevesinde madenlerini değerlendirdikleri görülecektir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğu yıldan itibaren ekonomik yönden kalkınmak için ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını etkili bir biçimde kullanırken devletin, maden işletmeciliğinde etkin bir şekilde yer almasını sağlamıştır.

Devletin elektrik enerjisinin iletim ve dağıtımında etkin bir rol alması ve 1935 yılında kurulan Etibank’ın ülkemiz madenlerinin işletilmesi yönünde etkin rol almasıyla Etibank, madencilik çalışmalarında ülke ekonomisi, kalkınması ve savunması bakımından oldukça önem taşıyan; Kömür, bakır, linyit, krom ve demir madeni üzerine üretimini yoğunlaştırmıştır. Enerji üretiminde; Kömür ve linyit, Ağır sanayide ise Krom, bakır ve demir kullanılmış ve 1933-1939 döneminde maden üretimi %58 oranında artmıştır.
 
TVF’na devredilen ve 1961 yılı itibariyle Türkiye’deki elektriğin %46’sını üreten bir potansiyele sahip olan Etibank 2004 yılından itibaren Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü adı altında küresel güçlere peşkeş çekilmesi çalışmalarını bekliyor.

Atatürk  “Türk milleti gerçekleri akıl ve bilim yolu ile değerlendirdikçe ilerleyip gelişecektir” sözü ile ülkemizin gelişmesi ve ilerlemesinin yolunun “Akıl, bilim ve milletimizin desteği” olduğunu işaret etmiştir. DOĞRU PARTİ’nin Kuruluş değerlerine dönüş ısrarındaki amaç tam da bu. O dönemdeki madencilik ve enerji politikalarının günümüz koşullarında bilimsel olarak ele alınması ve tüm madenlerimizin devletimizin denetim ve kontrolüne olmasıdır.

Değerli vatandaşlar Enerji konusunda yapmış olduğum araştırmalarda yüzlerce bilimsel verilerden istifade ettim. Birçok gizli ayrıntılara bu araştırmalar sonucunda vakıf oldum. Bu araştırmalarım da  gördüğüm, Küresel güçlerin ülkemize olan ilgisinin nedeninin Tarım, Turizm ve Enerji kaynaklarına sahip olma ve böylece ithalat ve ihracatta kazanan taraf olma arzusudur.

Küresel güçler, enerji kaynaklarının sahibi olmak, gelecekte KÜRDİSTAN oluşumu ile yeni İsrail devletini bu coğrafyada tesis etme hedeflerine ulaşmak için her alanda acımasızca davranışlar sergilemekte ve çeşitli lobi faaliyetleriyle içeride ve dışarıda destek bulmaktadırlar. Yirmi yıldır iktidarda olan AKP iktidarı ise Mal varlıkları, Halkbank ve SBK olayları gibi konulardaki çaresizliği nedeniyle küresel güçlerin taleplerini  hayata geçirmek için uğraş vermektedir.

Zaten, Küresel  güçlerin, Türkiye üzerinde uyguladığı PKK sorunu, Ilımlı İslam ve BOP projesi gibi akla gelebilecek her türlü melanet stratejileri ile küçük İsrail projesini gerçekleştirme çabalarını sürdürmek suretiyle ülkemizi parçalama hedeflerine ulaşma arzusu karşısında AKP yönetiminin basiretsiz politikaları (BİLİNÇLİ) ülkemizi savunmasız bir noktaya götürmektedir.

Ülkemiz AKP iktidarının, Ortadoğu bölgesi için stratejik bir devlet planlaması olmadığı gibi  PKK ve yıllarca birlikte hareket ettikleri darbeciler(FETÖ) ve özellikle bu örgütlerle  kol kola olan  küresel güçlerle uğraşması yerine bu güçlerin esiri olmuştur.

Ülkemize yapılanların tek başına müsebbibi olarak, İktidarın; Dış güçleri göstermesi  ne kadar yanlışsa, dış güçleri  olanlardan tamamen soyutlamak veya bu güçleri komplo teorilerinin failleri  gibi göstermek de bir o kadar  saflıktır. Böyle bir ortamda küresel güçlerin; Ülkemizi karıştırması, milli ve dini hassasiyetlerimizi kaşıması menfaatleri gereğidir. DOĞRU PARTİ bu oyunu bozacaktır. Bunun için;

  • Türkiye; Topraklarında sosyal adaleti ve  toplumsal barışı  zedelenemeyecek biçimde bölgede; Başta Enerji kaynakları olmak üzere her türlü güvenliği tesis etmeli ve  sürekliliğini  sağlamalıdır.
  • Globalleşen dünyada geçmiş olaylardan ders alarak siyaset üstü bir anlayışla,  bağımsızlığımızı sağlayacak adımlar atılmalıdır.
  • Türkiye’nin; ABD, AB ülkeleri gibi global  güç odakları arasında ayrım yapmamalı ve Kazan-Kazan siyasetini uygulamalıdır.

DOĞRU PARTİ iktidarında, Türkiye; kendisini sadece taşeron olarak gören bir ABD ile, kendisine hep kuşku, kararsız ve tereddütle yaklaşan  AB’ne, Rusya Federasyonu’na ve ilişkide olduğu diğer ülkelere eşit mesafede duracak; Akılcı, kararlı ve uyum içerikli siyaset uygulayacaktır. Bu hedeflere ulaşmamız halinde bulunduğumuz bölgede yerinden hiçbir biçimde kımıldatılamayacak, güçlü bir ülke oluruz. Bu bölgede, Enerjinin görünmeyen yüzünün;  Siyaset, Hatta kirli ve kanlı siyaset olduğu, antiemperyalizm ve bağımsızlığın  ise bizim karakterimiz olduğu asla unutulmamalıdır.

Bu çerçevede AKP iktidarının ülkemizi soktuğu bu açmazdan çıkmanın yolu ancak Cumhuriyet değerlerine dönülmesi ile mümkün olacaktır. Etnik kökeni ne olursa olsun milletimizin bilmesi gereken en önemli husus EMPERYALİZMİN KUCAĞINDA MİLLİ KURTULUŞ SAVAŞI OLMAZ… olamaz. Temel haklar ve özgürlükler, Liberal ekonomi, demokrasi gibi söylemler egemenlerin sürekli olarak kullandığı yalan ve boş laflardır. Esas olan devletler katında Emperyalizmdir. Küresel güçler; bu bölgede Türkiye için RAHAT YOK desede, Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün dediği gibi;  “GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER!..” şüphe yok elbette..

Günümüzde Türkiye de üretilen elektriğin abonelere ulaştırılması, dağıtım şirketleri aracılığıyla gerçekleşmektedir. Burada; dağıtım şirketlerinin sözleşme gereği iyileştirme çalışmalarını yapmamaları sonucu oluşan maliyetin milletin faturalarına yansıtılması sorun teşkil etmektedir. Sorun, denetimsizliktir.

BOR ve Toryum madeni dışındaki değerli madenlerimiz(Trona-Rezerv: 900 milyon ton, altın) küresel güçlerin kontrolündedir. Bu güçler, Eti Maden İşletmelerinin TVF’na devredilmesi ile özellikle Bor ve Toryum yataklarının ele geçirilmesi için siyasi iradeyle temas halindedir. Dünya bor yataklarının %73’ü (Rezerv:3.3 Milyon ton. Hidrojen depolama özelliğine sahip olan 1 ton bor hammaddesi karşılığında 150 gram uç ürün satın alıyoruz.), Toryum yataklarının %20’si (Rezerv: 880 bin ton) ülkemizde bulunmaktadır. Her iki maden de stratejik önemde olup geleceğin enerji hammaddeleridir.

NGS’in ülkemizde kurulması kararı tamamen siyasi bir karardır. İlk NGS olan Akkuyu kararı verilirken Turizm, Tarım ve terör faktörleri dikkate alınmadığından teknik olarak burada NGS kurulması uygun değildir. Enerjide arz fazlası olan bir ülke için dolar bazda alım garantileri verilerek santral kurma çalışmaları ancak yandaş sermayedarlara kaynak aktarımından başka bir şey değildir.

GES ,RES ve JES gibi Yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretiminin, teşviklerle desteklenmesi halinde dış ülkelere bağımlılığı azaltacak, çevre ve insanımıza zarar vermeyecek tesisler kurulacaktır. Bunun sağlanması için de bu tesislerin ihtiyacı olan teknik ekipmanlara uygulanmakta olan tüm ithalat vergilerinin kaldırılması önem arz etmektedir.

Termik santraller sıkı denetime tabi tutulmalı ve uluslararası normlara gelmesi sağlanmalıdır. Bunu sağlamayan tesisler kapatılmalıdır. Enerji kaynaklı tüm özelleştirmeler  yeniden değerlendirilmeli, sonuçta üretim ve işletimin devletin denetim ve kontrolünde yapılması sağlanmalıdır.

Türkiye; Yeni kalkınma modeli ile çevre ve insan faktörünü de içine alan bir model tanımının zorunlu olduğu, birçok gelişmekte olan ülke gibi Türkiye’de çevresel riskleri dikkate alan, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına dayalı yeni enerji politikalarına öncelik vermek zorundadır.

Öncelikle, İktidarın samimi bir  yaklaşım sergilemesi! halinde, taraf olduğumuz Paris Anlaşması ülkemiz için son derece önemli bir işlevi yerine getirecektir. Türkiye ve anlaşmaya taraf olan 191 ülkenin tamamının iklim değişikliği ile mücadele temelinde söz konusu ekolojik dönüşümü hayata geçirmeleri durumunda enerji ve küreselleşme ilişkisi de olumlu yönde etkilenecektir.

DOĞRU PARTİ iktidarında, Ülkemizin enerjide bağımsızlığını kazanması için;
  • Gaz-Hidrat’dan doğalgaz elde etme konusunda ulusal ve uluslararası çalışmalar hızlandırılarak var olan bu kaynakları aktif hale getirecektir.
  • Nükleer santrallerde Toryum’un yakıt olarak kullanılmasına imkan veren reaktör çalışmalarını yapan ülkelerle iş birliği yapacaktır.
  • Yenilenebilir Enerji tesisleri Özellikle GES ve RES teşvik edilecek ve mali yükler kaldırılacaktır.
  • Çevremize, doğaya ve insana kalıcı boyutta zarar veren tüm faaliyetler durdurulacaktır.
Enerji konusunda ülkemiz menfaatlerinin korunup, kollanması noktasında Cumhuriyetin kurucu değerleri doğrultusunda adımlar atılacak, Enerji ve Madenciliğin Ülkemizde BAĞIMSIZ ve  BAĞLANTISIZ olması sağlanacaktır.


Sonuç olarak; Hızlı nüfus artışı ve gelişen sanayi nedeniyle enerji kaynaklarına olan talep de artmaktadır. Günümüzde petrol ve doğalgaz tüm ülkelerin vazgeçemeyeceği bir kaynaktır. Ortadoğu bölgesinin küresel güçlerin mücadele alanı olmasının nedeni büyük oranlarda bulunan hidrokarbon, su, güneş ile bor ve toryum kaynaklarını elde ederek enerjide söz sahibi olma amaçlıdır.

Ülkemizin, Jeostratejik, Jeoekonomik ve jeopolitik özellikleri nedeniyle, küresel güçler uygulamalarından biri olan BOP projesi ile Türkiye’nin de içinde olduğu bu bölgede yeni devletler oluşturmak suretiyle hakimiyetlerini kalıcı hale getirmek istemektedirler. AKP iktidarı ise uygulamalarıyla bu güçlere çanak tutmaktadır. Değerli vatandaşlar, belirtmeliyim ki Cumhuriyet’in; İnananlarla değil, bağnazlıkla sorunu vardır.

DOĞRU PARTİ iktidarında Cumhuriyet değerlerine dönmek suretiyle devletin kontrol ve denetiminde Karma ekonomi modeli uygulanacak ve ülkemizin enerjide dışa bağımlılığı sonlandırılacaktır.

 

  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • HARAÇ-MEZAT SATIŞLAR - 28 Nisan 2026
  • SOSYAL ÇÜRÜME - 23 Nisan 2026
  • ORTADOĞU ve KANLI SİYASET - 17 Nisan 2026
  • KAZANAN ve KAYBEDEN… - 13 Nisan 2026
  • SU HAYATTIR AMA… - 09 Nisan 2026
  • İBİŞLİK VERGİSİ!.. - 05 Nisan 2026
  • MİLLET KARAR VERSİN - 31 Mart 2026
  • ELİ bağlı, AĞZI bantlı ÖZGÜR BASIN!... - 25 Mart 2026
  • BİR ÖYLE, BİR BÖYLE… - 17 Mart 2026
  • İMHA EDİLEMEYEN FÜZELER!... - 12 Mart 2026
  • GÖZDEN KAÇAN GERÇEKLER(Günümüz Ortadoğu Savaşında) - 09 Mart 2026
  • BU FIKRAYI BEN UYDURMADIM… - 06 Mart 2026
  • 3D ve AKP - 01 Mart 2026
  • MANİPÜLATÖR AKP… - 22 Şubat 2026
  • BU GİDİŞAT, İYİ Mİ? - 19 Şubat 2026
  • NELER GÖRDÜK, NELER!… - 14 Şubat 2026
  • NEDEN "…., değil de TORYUM?" - 10 Şubat 2026
  • NEDEN "….. değil de BOR"? - 05 Şubat 2026
  • BOR STRATEJİSİ NASIL OLMALI? - 01 Şubat 2026
  • ŞÜKÜR, NE İÇİN? - 27 Ocak 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 20
ilan.gov.tr
Köşe Yazarları
AV. FURKAN ÖZMEN
AV. FURKAN ÖZMEN
ELAZIĞ'DA ARAZİ TOPLULAŞTIRMASI: DÜZENLEME Mİ, MAĞDURİYET Mİ?
BURAK BATU
BURAK BATU
Türkiye'nin Geleceği: Millet Olma İradesi
HAKAN MOR
HAKAN MOR
TARİHİ BİR ANI VE GÜNÜMÜZ
HADİ ÖNAL
HADİ ÖNAL
HATALI POLİTİKALAR SONUCU YOK EDİLEN BİR İLÇE: MADEN. YETTİ Mİ? VE ŞİMDİ…
PROF. DR. SABAHATTİN DEVECİOĞLU
PROF. DR. SABAHATTİN DEVECİOĞLU
"Adını Finale Yazdım : Elazığspor"
METİN AKGÜN
METİN AKGÜN
Yaşanan Şiddetin Gölgesinde Eğitimi Kaybetmeyelim
DR.HASAN YAĞAR
DR.HASAN YAĞAR
T.D.K.
CEZMİ ORKUN
CEZMİ ORKUN
HARAÇ-MEZAT SATIŞLAR
AV.DR.İRFAN SÖNMEZ
AV.DR.İRFAN SÖNMEZ
Süreç tıkandı mı?
ERHAN DABAK
ERHAN DABAK
Karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu
Çok Okunan Haberler
Elazığ'da yol çökmesi tepki çekti
Elazığ'da yol çökmesi tepki çekti
Elazığ'da broiler yetiştiricileri
Elazığ'da broiler yetiştiricileri "Yapı kullanım izin belgesi" şartından...
Elazığ OSB ile Fırat Sürücü ve Operatörlük Kursu arasında indirim protokolü imzalandı
Elazığ OSB ile Fırat Sürücü ve Operatörlük Kursu arasında indirim...
Ana Sayfa
Gündem
Siyaset
Ekonomi-STK
Kültür - Sanat/Eğitim
Emniyet-Adliye
Sağlık - Yaşam
Spor
Manşet
Video Galeri
Yazarlar
Köşe Yazarları
Video Galeri
Biyografiler
Yerel Haberler
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Asayiş
  • Çevre
  • Dünya
  • Genel
  • Gündem
  • Siyaset
  • Spor
  • Teknoloji
  • Video Galeri
  • Yazarlar
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Yerel Haberler
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitemap
  • Sitene Ekle
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

bizim mekancinsel chatmobil chat sohbetizmir chat sohbetdini chatgiftcardmall/mygiftislami chatdini chat