Bir milletin geleceği gençleridir. Gençlerin geleceği ise önlerine konulan hedeflere, ideallere ve örnek aldıkları şahsiyetlere bağlıdır. Çünkü gençler sadece nasihat almaz; gördüklerini benimser, hayran olduklarını taklit eder, değer verdiği insanlara benzemeye çalışır. Peki, bugün gençler kimi örnek alıyor?
Bir zamanlar toplumun önünde öğretmenler, bilim insanları, sanatçılar, düşünürler, devlet adamları ve gönül insanları vardı. Gençler, gözlerinin önünde bilgiyle, emekle ve ahlakla yükselen insanlar bulunuyorlardı. Bugün ise manzara oldukça farklı. Televizyon ekranlarında, sosyal medya platformlarında ve dijital mecralarda gençlerin karşısına çıkarılan kişilerin önemli bir bölümü; bilgisiyle değil görünüşüyle, üretimiyle değil tüketimiyle, karakteriyle değil popülerliğiyle öne çıkarılmaktadır. Başarı kavramı da sessiz sedasız değiştirilmiştir. Eskiden başarı; alın teri, bilgi, emek ve topluma fayda üretmekle ölçülürdü. Bugün ise takipçi sayısı, gösteriş, tüketim alışkanlıkları ve gündemde kalma becerisi başarı olarak sunulmaktadır.
Peki, bu dönüşüm kendiliğinden mi gerçekleşti? Elbette hayır. Çünkü küresel tüketim düzeni; sorgulayan, araştıran ve düşünen bireylerden çok, tüketen, özendiren ve yönlendirilen bireyleri tercih ediyor. Düşünen insanı ikna etmek zordur; sorgulamayan insanı ise yönlendirmek kolaydır. Bu nedenle gençlerin önlerinden gerçek rol modeller birer birer çekildi. Bilim insanlarının sesi kısıldı. Kitapların yerini kısa videolar aldı. Üreten insanların yerini görünür olmayı başaran şarlatanlar, bilginin yerini algı, hakikatin yerini reklam aldı. Oysa bir milleti ayakta tutan sadece teknoloji değildir; ahlaktır, karakterdir, şahsiyettir, milli şuurdur.
Tarihimize baktığımızda gençlere örnek olacak sayısız isim görürüz. Onlar makamlarıyla değil hizmetleriyle, servetleriyle değil fedakârlıklarıyla, sözleriyle değil hayatlarıyla örnek olmuşlardır. Bugün ise gençlerin önemli bir kısmı ciddi bir değer karmaşası yaşamaktadır. Okulda başka, sokakta başka, televizyonda başka, sosyal medyada bambaşka değerler anlatılmaktadır. Bir yandan dürüstlük öğütlenirken, diğer yandan kurnazlık ödüllendirilmektedir. Bir yandan tevazu anlatılırken, diğer yandan gösteriş alkışlanmaktadır. Bir yandan çalışmak tavsiye edilirken, diğer yandan emeksiz kazanmanın yolları özendirilmektedir. Bu durum karşısında gençlerin kafasının karışmaması mümkün müdür? Rol model olması gerekenler görevlerini tam anlamıyla yerine getirmiyorsa; öğretmenler, yöneticiler, siyasetçiler, hukukçular, sanatçılar, sporcular ve ekranlarda boy gösteren kişiler; gençlere gerçekten örnek olacak bir duruş sergilemiyorsa, bu kişilerin kullandıkları dil, sergiledikleri tavır, yaşadıkları hayat gençlerin özeneceği bir seviyede değilse gençler nasıl doğruyu, güzeli, faydalıyı ve iyiyi bulacak? İşte asıl sorgulanması gereken nokta burasıdır. Çünkü gençler sadece anlatılanları değil, yaşananları da görmektedir. Bir toplumda büyükler söyledikleri ile yaptıkları arasında uçurum oluşturursa, gençler sözlere değil görüntülere inanır.
Bugün birçok genç, rol model aramaktadır. Fakat önüne çıkarılan örneklerin önemli bir kısmı bilgi değil şöhret, karakter değil görünürlük, hizmet değil çıkar üretmektedir. Bu nedenle gençlerin öncelikle sağlam şahsiyetlerle buluşturulması gerekir. Eğitim kurumlarında bilgi kadar karakter eğitimi de önemsenmelidir. Öğretmenler yalnızca ders anlatan değil, duruşuyla örnek olan insanlar olmalıdır. Yöneticiler makamın değil sorumluluğun temsilcisi olduklarını hatırlamalıdır. Hukukçular verdiği kararlarla adil olduklarını göstermeli, sanatçılar ve medya kuruluşları toplumun değerlerini aşındıran değil güçlendiren bir anlayışı benimsemelidirler. Çünkü gençler nasihatten çok örneklerden etkilenir.
Şimdi asıl soruyu soralım: Gençler neden rol modelsiz bırakıldı? Yoksa rol model olması gerekenler, gençleri yetiştirmeyi değil makamlarını korumayı mı tercih etti? Yoksa birileri çocuklarımızın önüne bilgiyi, ahlakı ve şahsiyeti koymak yerine; şöhreti, gösterişi ve tüketimi mi koydu? Yoksa bizleri yönetmek üzere seçtiklerimiz geleceği inşa edecek gençleri yetiştirmek yerine, günü kurtarmanın peşine mi düştü? Yoksa birileri her şeyden önce ülkem gelir yerine, gemiciklerine(!) yeni gemicikler katma telaşında mı? Eğer bu sorulara dürüstçe cevap veremezsek, yarın gençleri suçlamaya da hakkımız olmayacaktır. Çünkü gençler kendilerine sunulan örneklerin ürünüdür. Bir milletin geleceği, gençlerin idealleri kadar önlerine konulan örnek şahsiyetler kadar güçlüdür. Eğer ahlaklı, bilgili, çalışkan ve vatansever nesiller istiyorsak; önce bu değerleri temsil eden insanları çoğaltmak zorundayız. Çünkü rol modelini kaybeden toplum, yönünü kaybetmeye başlar. Yönünü kaybeden toplumun ise geleceğini başkaları çizer.
Unutmayalım ki bir millet, gençlerine neyi örnek gösterirse gelecekte ona dönüşür. Şayet ahlakı, bilgiyi, çalışmayı ve vatan sevgisini örnek gösterirse o millet, yükselir. Fakat gösterişi, çıkarcılığı ve popülerliği yüceltirse çürümeye başlar. Bugün mesele gençlerin bozulması değildir. Asıl mesele, gençlerin önünden gerçek rol modellerin çekilmiş olmasıdır.













