Bahçeli, MHP grup toplantısında,"Apo'ya -barış koordinatörlüğü- statüsü verilmeli,"dedi.
Salonda olanlar, ayağa fırlayıp Bahçeli'yi hararetle alkışladılar. Bu sözlerin, -önünde ayağa kalkılır- sözlerden olduğunu böylece tasdik ettiler.
İki gün önce Bahçeli Erdoğan'la görüşmüştü. Bu sözler, belli ki o görüşmede alınan kararın mahsulüydü.
On yıl önce Apo'ya sayın demek bile suçtu. AKP bunu suç olmaktan çıkardı. Şimdi Apo'ya muteber kişi muamelesi yapılıyor, hem de hiç bir sınır koymadan. Üzerinde asıl durulması gereken bu pervasızlık, bu nobranlıktır. Sayısı yüz binleri bulan terör mağduru bir kitle var, şehitler, gaziler onların bağrı yanık aileleri var.Apo'ya methiye düzenler, bu kitlenin hassasiyetlerini, acılarını dikkate almaya bile hiç gerek görmüyor. Onları yok farz ederek konuşuyorlar.
Yok farz edilenler sadece onlar değil,kaba bir tasnifle bu ülkenin en az yüzde altmış beşi kendini siyasetin sağ yelpazesinde görür.Bunların en az yüzde yetmişi kendini milliyetçi veya muhafazakar olarak tanımlar. Yani siyasetin yönünü belirleyen esas kitle milliyetçi-muhafazakar kitledir.Seçerken ağırlıkları vardır ama yönetirken ağırlıkları yoktur. Özellikle bu, siyasetini milliyetçilik üzerine kuranlar için daha geçerli bir durumdur. Siyasi ağırlık demek, temel politikaların tespitinde belirleyici olmak, dikkate alınmak demektir.
Apo'ya kurucu önderlikten sonra barış koordinatörlüğü üniformasının teklif edilmesi, milliyetçilerin siyaset denkleminde yok sayılmaları,duyarlılıklarının DEMP kadar bile dikkate alınmaması anlamına gelir.şuurlu bir milliyetçi kitle olsaydı Bahçeli bu lafları edemezdi. Onun için bu kadar rahat konuşabiliyorlar."Apo bu ülkenin efendisidir" deseler, hiç bir ciddi tepki almayacaklarını biliyorlar.Çünkü milliyetçiler sistemli olarak bir güç ve kudret merkezi olmaktan çıkarıldılar. Elli parçaya bölünmüş bir kitle siyaset dekorunda bir piyon olmaktan öteye gidemez.
Mesele sadece bölünmüş olmak değil,milleti muhatap alan onu kapsayan bir milliyetçilik anlayışı da kedini milliyetçi sayan partilerin söylemlerinde kendine yer bulamıyor.Muhafazakar kitle adeta Erdoğan ve AKP'ye bırakılmış durumda.Milliyetçilerin dünle bugünkü politik dilleri arasında büyük bir mesafe ve faklılık var.Dün "Hira dağı kadar Müslüman Tanrı dağı kadar Türk" olanların dilinde artık dindar- mütedeyyin kitleye ulaşacak mesajlar yok. Bundan anlaşılmaz bir şekilde kaçınıyorlar. AKP'nin din kisvesi altında yaptığı çirkinlikler bir inanç zaafı ve uzaklaşmaya yol açsa da -yönetenin kutsallarla- münasebeti hala siyasi tercihleri etkileyen önemli unsurlardan biri.Bir milletin kalbine ulaşmanın yolu, onu tanımaktan geçer. Büyük bir kitle hem sorunlarının çözülmesini istiyor, hem de inançlarını tehdit altında görmek istemiyor.
Onun için milliyetçilerin sadece birliğe değil, yeni bir politik dile de ihtiyacı var.Milliyetçileri bile birleştiremeyen bir politik dil milleti hiç birleştiremez. Bu çizgi ve dağınıklık devam ederse, yakın bir gelecekte; "Apo'ya bebek katili diyenler tövbe etsinler" diyeceklerinden hiç şüpheniz olmasın. Her şeyin bir zamanı var, buna da sıra gelecek, bakın, nereden nereye geldik?












