Bahçeli, üç haftadır "Terörsüz Türkiye" süreci ile ilgili bir şey söylemediği için, sürecin tıkandığına dair analizler yapılıyor.
PKK'nın siyasi kanadı DEM parti sözcülerinin -meclis tatile girmeden- sonuç alma yönündeki acelecilikleri de bu algının güçlenmesine neden oldu.
Bir tıkanmadan söz etmek için süreci başlatanların -olmuyor- demeleri lazım. Bugüne kadar Erdoğan ve Bahçeli bu yönde bir açıklama yapmadılar. Tam tersine her fırsatta kararlılıklarını dile getirdiler.
Sürecin sonlandırılması için aslında, PKK ve türevleri iktidarın eline yeterli malzemeyi vermişti.Mitinglerde yapılan konuşmalar,konuşmacıların kimliği, barış başlığı altında isteneler, sürece yüklenen anlam gibi sebepler bu sürecin barış değil ayrışma getireceğini gösteriyordu.
Bu suskunluk, bir vazgeçme veya rölantiye alma değil.
İki sebebi var; birincisi İktidar şimdilik CHP'yi yemekle meşgul, daha işini bitirmedi, öncelikli hedefi -iktidar olma- yolunda ilerleyen bu partiyi ufalamak.
İkincisi ise süreçten beklenen oy takviyesini almak ve toplumun sindirmesini, alışmasını sağlamak için süreci seçime yakın bir tarihte neticeye bağlamak. Çünkü seçmenler büyük çoğunlukla iktidarların son altı aylık icraatlarına bakarak tercihlerini yapıyor. Seçim yılına kadar emeklileri, asgari ücretlileri yolup, seçim yılı yüksek zam yapmanın arkasında bu çözümleme yatıyor.
Bu konuda emekli Büyükelçi değerli A.Akay da aynı kanaatte olduğunu belirterek, bu tip süreçlere uygulanan Overton Penceresi teorisinden hareketle şu analizi göndermiş:
Overton Penceresi (Overton Window), bir toplumda belirli bir zaman diliminde siyaseten
kabul edilebilir olan fikirlerin sınırlarını tanımlayan sosyopolitik bir teoridir. Siyaset bilimci Joseph Overton tarafından 1990'ların ortalarında geliştirilen bu kavrama göre, bir politikacının seçilebilirlik riskini almadan savunabileceği fikirler bu "pencerenin" içinde yer alır.Bu teoriye göre, kamuoyu statik değildir; pencere sağa, sola veya tamamen dışarıya kaydırılarak bir zamanlar "imkansız" ya da "akıl almaz" görülen fikirler zamanla "yasa" haline getirilebilir.Pencerenin dışındaki bir fikri içeri sokmak (yani alıştıra alıştıra imkansızı gerçekleştirmek) şu 6 aşamalı spektrum üzerinden yürütülür:1. Düşünülemez (Unthinkable)aşama, Fikir toplum için tamamen tabudur, tiksinti uyandırır ve tartışılması bile suç veya delilik olarak kabul edilir. Pencerenin en dış sınırıdır.2. Radikal (Radical)aşama, Fikir artık yavaş yavaş konuşulmaya başlanır. Genellikle marjinal gruplar, uç entelektüeller veya küçük topluluklar bu fikri gündeme getirir. Toplum hala karşıdır ama artık fikir "duyulmuştur".3. Kabul Edilebilir (Acceptable)aşama, Toplum fikre alışmaya başlar. "Ben desteklemiyorum ama onların da kendilerine göre gerekçeleri var" aşamasıdır. Fikir, ana akım medyada açık oturumlarda tartışılma statüsü kazanır.4. Makul (Sensible) aşama,Fikir artık mantıklı bir alternatif olarak görülür. Toplumun geniş kesimleri bu fikrin uygulanabilir olduğunu düşünmeye başlar. Karşı çıkanlar hala vardır ancak savunanlar artık marjinalleştirilemez.5. Popüler (Popular) aşama,Toplumun çoğunluğu fikri benimser. Siyasiler oyları toplamak için bu fikri seçim vaatlerine ve parti programlarına eklemeye başlar. Trend haline gelir.6. Politika / Yasa (Policy) aşaması,Fikir artık meclisten geçer, yasalaşır veya resmi devlet politikası haline gelir. Artık yeni "normal" budur ve bu fikre karşı çıkmak radikal bir eylem olarak görülmeye başlanır. Pencere tamamen kaymıştır..."
Yani aslında tıkanan bir şey yok, muhtemel tıkanmaları aşıyorlar,alıştıra alıştıra, yedire yedire adım adım gidiyorlar. Bazıları da sanıyor ki, süreç tıkandı. Süreci zamana yayarak son dirençleri de kırmaya çalışıyorlar. Pencere kayana kadar bu devam edecek.












