Herkesin bildiği Nasrettin Hoca fıkrasıdır: Parayı veren düdüğü çalar. Başlığı neden böyle atma gereği duyduğumuz mevzusuna gelecek olursak; malumunuz olduğu üzere ülkemizin bugünlerde gündemi sahte diplomalar. Öyle böyle değil muazzam bir suç ağı para karşılığında herkesin hayalinde olup da zekâ kapasitesi yüzünden edinemediği diplomaları para karşılığında dağıtmış. Kimler yok ki müteahhitlik yapıp da inşaat mühendisi diplomasına olmak isteyenler, siyasetle uğraşıp, yeterliliği olmayan siyasiler, fabrikası olan ancak mühendislik diploması sahibi olmayan iş adamları, sahte diplomayla akademik kadrolara yerleşen açgözlüler…Anlayacağınız her zanaat ve ihtisas alanından insan kitlesi. Üstelik hükümet bu durumdan sekiz ay öncesinden haberdar. YÖK ise araştırma yapmak yerine olayı basit bir gelişmeymiş gibi topluma izah etme gayretinde. Perşembe’nin gelişi esasen çarşambadan belli olur. Bedelli askerlikle başlayan bu süreç nihayet satılık diploma kampanyasına kadar ulaştı. Şunu da belirteyim. Önü açılan her su bendi bir sonraki su bendine baskı yapar. Bu sebeple bağlantısı yok demek cahilliğin ta kendisidir. Genç nesiller diploma alabilmek ve rahat bir gelecek inşa edebilmek adına canla başla çalışırken, devlete ait sistemsel boşluklardan istifade edip, bolca diploma ve sertifika biriktirme hırsının altında da cahil olduğunu bilme dürtüsü yatar. Bu aç dürtüyü doyurabilmek adına bazı kimseler kumbara misali diploma biriktirmiş.
Zaman zaman bizlerde bilgisayar başında haberlere göz atarken bu uygulamalara denk geldik. Lakin itibar etmediğimiz gibi hak hukuk kavramına uygun olmadığı işçin aramaya tenezzül bile etmedik. Ancak bazıları hayasızca belli ki aramış. Bu hak yeme süreci FETÖ denilen mandacılarla başladı. Zira onların dini algılayışında hak ve hukuk kavramları kendilerine hizmet etmeli ve onları yüceltmeliydi. Bu sebeple devlet kadrolarına kendi yetiştirdikleri adamlarını ince işçilikle yerleştirdiler. Sonra Rahmetli Erbakan Hoca diploması ne olursa olsun herkesi öğretmen yapan bir uygulamaya imza attı. İkinci tehlikeli aşama eğitim sistemiyle oynamaktı. Adam Turizm fakültesi çıkışlı bir bakıyorsunuz sınıf öğretmenliği yapıyor. Olmaz olamaz bu vatana ihanettir. Zira bir ülkenin egemenliğini, bozmanın en kolay yolu eğitim sistemiyle oynamaktır. Bakıyorsunuz her gelen iktidar kadrosunda nitelikli eğitim uzmanları olmamasına rağmen kendine göre bir eğitim politikası geliştiriyor ve geliştirdiği bu eğitim sistemi ise her defasında hüsranla sonuçlanıyor.
Türkiye Cumhuriyeti gibi kendi insan potansiyelini değerlendiremeyip, harcayan dünyada başka bir devlet var mı acaba? Benim bildiğim yok. Eskiden doğu bloku ülkelerinden ülkemize gelen bazı kimseler eczacılık, tıp, ekonomi eğitimi aldıkları halde uygunsuz işlerden yakalanıp, hapse atılıyordu. Nasıl oluyor bu iş demeye kalmadı maalesef ülkemizde de binlerce yüzbinlerce nitelikli genç işsiz kaldı. Beceremediniz, sınıfta kaldınız ve bırakmıyorsunuz.
Sormak gerek: Makam mevki uğruna ya da maddi kazanç elde etmek uğruna gelecek nesillerin emeklerini sömürüp, sahte diploma edinmek ne kadar etik ve ahlaki? Bu türden eğitim sahtekarlığına ismi karışanları makam sahibi yapmak ne kadar doğru? Anlaşılan o ki birileri bu durumu görmezden gelmiş ve şimdi üzerini kapatmaya çalışıyor. Değerli okurlar Adaletin olmadığı yerde zulüm başlar. Hak gaspı başlar. Yanlış adımlar atılır. Zira devletin dini değil Adalettir. Adalet olmadan Müslüman ben varım diyemez.
Esenlikle Kalınız…












