Değerli okurlar, sadakat ve liyakat kavramları her ne kadar telaffuzda birbirine yakın olarak zikredilse de aslında birbirine oldukça uzak kavramlardır. Sadakat; içten ve samimi güçlü dostlukları ifade eder. Liyakat ise; bir kimsenin belli bir işi yapabilme potansiyeline sahip olması ya da işe uygun kapasitesinin olması durumunu karşılar. Bu nedenle bütün sektörlerde ve özellikle kamusal alanlarda iki kavramın bir arada olması oldukça güçtür. Zira sanılanın aksine bu kavramlar yakın anlamlı olmadığı gibi temelde birbirine oldukça zıttır. Misal; çok sevdiğiniz ve değer verdiğiniz bir arkadaşınız yetkinliği olmadığı halde sadece arkadaşınız olduğu için belli bir makama erişmesini ister veyahut desteklerseniz bunun adı kısaca sadakattir. Ancak yetkin olan ve o alanda bilgi sahibi olan birini bir makamda veya görevde görmeyi arzu ederseniz bunun adı da liyakat olur. İki kavram için evrensel ahlak kuralları göz önünde bulundurulduğunda liyakat kavramının her iş için öncelikli tercih sebebi olması gerekmektedir.
Son zamanlarda hiç arzu etmediğimiz halde sadakatin, liyakatin önüne geçtiği gerçeğini kamu kurumlarında ve özel sektörde çokça görmeye başladık. Örneğin; geçenlerde okuduğum bir haberde bir şehrin il sağlık müdürlüğüne müzik öğretmeni olan birinin atanmış olması buram buram sadakat kokmaktadır. Söz konusu kişinin alanı olmayan bir işin başına getirilmiş olmasıyla beraber sağlık alanındaki bir kurumda faydalı olabilmesi mümkün müdür? Hadi meseleye olumlu bakabilmek açısından şöyle bir mantıksal çıkarımda bulunalım. Müzik, ruhun gıdasıdır o halde sağlık açısından tedavi niteliği taşır. Peki böyle bir açıdan dahi bakılmış olsa işin cerrahi ve anatomik boyutu ne olacaktır? İşin şakası bir yana böyle bir perspektiften bakmak bile haklı gerekçeler ortaya çıkarmayacaktır. Akıl hastaları açısından düşünülürse belki kısmen… Çünkü sağlıkla ilgili vazifeler bilgi ve deneyime sahip olmayı gerektirir türdendir. Bu tür atamalarda önceliği tıp alanında ihtisas görmüş olan doktorlara vermek kesinlikle doğru olacaktır. Neticede anatomi bilgisine ve temel tıp terminolojisine sahip olmak gerekir. Fakat ülkemizde son 25 yıllık zaman zarfında veterinerlik müdürlüğüne tv-radyo programcılığı mezunlarının atanması, rektör olarak ilahiyat fakültesi mezunlarının atanması, imam arkadaşların aile ve sosyal politikalar il müdürlüklerine getirilmesi vb. dehşet derecede birçok liyakat esasından uzak örnekleri görmek mümkün olmaya başlamıştır. Nihayetinde liyakat kriterinden uzaklaşıldıkça sadakat ve yalakalığın güç kazandığı görülür. Ki birçok toplumun yok olup, tarihin tozlu sayfalarında yer edinmesinde de devamlı surette bu kavramların yanlış anlaşılması etkili olmuştur. Netice itibariyle her sektörde işi ehline vermek gerekir.
Sağlık ve esenlikle kalınız.












