Son günlerde her ne kadar ülkemiz soğuk hava dalgasının etkisi altında olsa da siyasi arenada iç ve dış gelişmelerle alakalı oldukça sıcak bir hava hakim. Nitekim Trump’ın Grönland’ı istiyorum cümlesiyle başlayan hareketli dış gelişmelere müteakip bayrağımıza yapılan çirkin saldırılar haliyle bizleri vatandaş olarak ziyadesiyle derin bir düşünceye sevk etmiştir. Mardin'in Nusaybin ilçesinde Suriye'de yaşanan güncel gelişmeler bahane edilerek gerçekleştirilen provokatif eylemde sınır hattındaki tampon bölgede bulunan Türk bayrağı neden hedef alınmıştır? Bayrak indirme olayının arkasındaki güç nedir? Ki daha çok önce de benzeri gelişmeler yaşanmıştı. Hani Fransızcada dejavu diye bir kelime vardır. Kısaca daha önce yaşanmış ama sonuç vermeyen süreçlerin yeniden yaşanmaya başlaması. Türkçedeki karşılığı ise tarih tekerrürden ibarettir.
Şimdi sualler ve cevaplarla mevzuyu ilerletelim. Velhasıl kelam madem tarih tekerrürden ibarettir neden sürekli aynı hataya düşülür? Tamda bölücülerin belini kırdık dediğimiz anda onlara taviz verme gayreti ne kadar doğrudur? Zannediyor musunuz ki bölücü zihniyet Kürt kardeşlerimizin haklarını savunma gayreti içindedir? Asla. Sahi Kürdün Türk’ten, Türkün Kürt’ten farkı nedir? Dünya üzerinde ismi bir harfin yer değiştirmesiyle oluşan başka kavimlere rastlamak mümkün müdür? Türkler ile Kürtleri düşmanlaştırma stratejisi kimin eseridir? Yıllarca birbiriyle kaynaşmış ve kader birlikteliği yapmış bu iki kavmi düşmanlaştırmak hangi ülkelerin çıkarınadır? Hemen cevaplayalım. Tarihten ders alınmış olsaydı sürekli aynı hatalara düşme gafletimiz olmayacağı gibi bölücülere tekrardan şans tanınmazdı. Buna ilaveten bölücü zihniyet hiçbir zaman Kürt kardeşlerimizi savunmadığı gibi yönetim mekanizmasında olan kişiler tarafından devamlı surette sömürüldü. Bu sömürüye direnenler ise bölücü örgüt tarafından şehit edildi. Bütün bu olaylar kaynağı ise batılı emperyalist güçlerdir. Zira kendi adamlarını sanki bizden bireyleriymiş gibi devlet kadrolarına zaman içinde NATO adı altında yerleştirmişlerdir. Türklerin ve Kürtlerin düşmanlaştırılması kimin işine gelecek meselesinin cevabı ise hiç şüphe yoktur ki; İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi gibi Amerikan emperyalizminin koruması altında olan iki ülke ile ülke olarak tanımadığımız kesimdir. Ülkemizin devamlı surette güçlenmesi engel olmaya gayretinin temelinde zaten bu ülkeleri Türklerden koruma düşüncesi etkin olmuştur. Kardeşliğimiz zaten vardı ve var olmaya da devam edecektir. Osmanlının son dönemlerinden itibaren değişik isyan isimleriyle bozulmaya çalışılan bu kardeşliğe günümüzde ise halkların barışması ismini vermek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Asıl problem bölücü ayrılıkçı zihniyete sahip olan sözüm ona Kürtlerin haklarını savunduğunu iddia eden kesimden kaynaklanmaktadır. Unutmayalım ki verilen her taviz yeni tavizlerin verilmesine yol açar.
Sağlık ve huzurla kalınız.












