Son günlerde en çok tartışılan ve hukukçu olarak karşılaştığımız konulardan biri, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) yıllar önce emekli ettiği bazı vatandaşların emekliliklerini iptal etmesi ve yıllarca ödenen emekli maaşlarını faiziyle birlikte geri istemesidir. Veyahut hazineye para kazandırılması amacıyla emekli olacak kişiyi askerlik borçlanmasına sokmaktır. Özellikle son dönemde SGK'nın geçmişe dönük denetimlerini artırmasıyla birlikte binlerce vatandaş büyük bir belirsizlik içine girmiştir.
Peki, devlet bir vatandaşa "Emeklilik şartlarını taşıyorsun." diyerek aylık bağladıktan, kişi de buna güvenerek hayatını planladıktan yıllar sonra "Yanlış yapmışız, maaşını geri ver." diyebilir mi?
Bu sorunun cevabı, her dosyanın kendi özelliklerine göre değişmekle birlikte, hukuk devleti ilkesi açısından oldukça önemlidir.
Öncelikle iki durumun birbirinden ayrılması gerekir.
Birinci durumda, vatandaş sahte sigortalılık, gerçeğe aykırı belge düzenlenmesi veya hileli işlemlerle emeklilik hakkı elde etmişse yani fiili olarak çalışmıyor olmasına rağmen kendisini herhangi bir yerde sigortalı göstermişse elbette hukuk düzeni bu durumu korumaz. Bu gibi hâllerde SGK'nın emekliliği iptal etmesi ve yapılan ödemeleri geri istemesi mümkündür.
Ancak ikinci durumda tablo tamamen farklıdır.
Vatandaş, SGK'nın istediği belgeleri eksiksiz sunmuş, kurum da yaptığı inceleme sonucunda emeklilik işlemini onaylamış ve yıllarca maaş ödemiştir. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra yalnızca kurumun kendi hesaplama veya değerlendirme hatası nedeniyle emekliliğin iptal edilmesi, hukuk güvenliği ilkesini ciddi biçimde tartışmalı hâle getirmektedir.
Çünkü vatandaşın devlete güvenme hakkı vardır.
Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri hukuki güvenlik ve kazanılmış haklara saygıdır. Devletin yaptığı her işlem vatandaş açısından öngörülebilir olmalıdır. Kişiler, kamu kurumlarının verdiği kararlara güvenerek yaşamlarını şekillendirir emekli olan biri işini bırakır, gelir planlamasını yapar, sağlık hizmetlerinden yararlanır ve ekonomik hayatını buna göre sürdürür.
Yıllar sonra "Biz yanlış hesaplamışız." denilerek yalnızca emekliliğin iptal edilmesi değil, yıllarca ödenen maaşların da faiziyle geri istenmesi, birçok aileyi ekonomik çıkmaza sürükleyebilecek sonuçlar doğurabilir.
Üstelik burada çoğu zaman vatandaşın herhangi bir kusuru da bulunmamaktadır.
İdare hukukunun temel prensiplerinden biri, idarenin kendi kusurundan doğan sonuçların bedelini kural olarak vatandaşa yükleyemeyeceğidir. Anayasamızın 125. maddesi de idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı gidermekle yükümlü olduğunu açıkça ifade etmektedir.
Bu nedenle her emeklilik iptalinin hukuka uygun olduğu söylenemez.
SGK'nın yaptığı işlemler yargı denetimine açıktır. Emekliliğin iptaline ilişkin kararın iptali, geri istenen maaşların tahsiline ilişkin işlemlerin durdurulması ve somut olayın özelliklerine göre yürütmenin durdurulması talepleriyle dava açılması mümkündür. Her olayın hukuki değerlendirmesi iptalin gerekçesi, vatandaşın iyi niyeti, kurumun kusuru ve dosyadaki deliller dikkate alınarak yapılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki hukuk, yalnızca kanun maddelerinden ibaret değildir. Hukukun temel amacı adaleti sağlamaktır. Devletin denetim yetkisi elbette vardır ancak bu yetki kullanılırken iyi niyetli vatandaşın yıllar sonra ağır mağduriyetlerle karşı karşıya bırakılmaması da hukuk devletinin vazgeçilmez gereğidir.
Bugün emeklilik maaşlarının geri istenmesiyle karşı karşıya kalan vatandaşların en büyük ihtiyacı paniğe kapılmak değil, haklarını bilmektir. Çünkü her iptal kararı kesin ve değiştirilemez değildir. Hukuk, iyi niyetli vatandaşın sesini duyurabileceği en önemli güvencedir













