Her ne kadar bu malumat bazı tarihi kaynaklarda zayıf olarak lanse edilse de size genç Ömer’e ait bir tarihi anıyı anlatayım. 1071 yılında Alparslan önderliğindeki Türk ordusu Malazgirt Ovası yakın bir yerde konum alıp düşman kuvvetlerinin ovaya gelişini bekler. Tabi bu Türk ordusu içerisinde: Arap, Fars ve başka milletlerden de askerler bulunmaktadır. Bu askerlerden biri de Horasan’ın Nişabur şehrinden Türk ordusuna katılan Fars kökenli genç Ömer idi. İlerde Ömer Hayyam adıyla nam salacak bu asker Türkleri şöyle tarif etmekteydi: Bizler yarın aramızdan birçok kişinin öleceğini düşündüğümüz için savaş akşamında neşe içerisinde yüksek sesle konuşarak korkumuzu bastırmaya çalışıyorduk. Fakat Türkler sessiz sakin bir ifadeyle soğukkanlı bir şekilde gecenin karanlığında ileri bakarak sessizce bekleyip şahadet namazlarını eda ediyorlardı. Bütün geceyi bu şekilde geçirip dinlendiler. Ertesi gün başka kavimlerden gelen askerlere ve bizlere savaş alanına öğleden sonra dahil olacağımız söylendi. Doğu Roma ordusunun büyüklüğü ise bizi ziyadesiyle endişeye sevk etmişti. Türkler, Alparslan önderliğinde savaş alanına girdiğinde sıranın bize gelmesini beklemekteydik. Ancak öğlene doğru Türklerin savaşı bitirdiği haberi bize gelince oldukça şaşırdık. Zira savaş bizim tahminimizden daha kısa sürmüştü. Derken Türkler atlarıyla beraber savaş alanının dışına çıkıp yüksek tepelere çekildiler. Bu durum üzerine farklı milletlerden gelen askerler olarak bizler savaş alanına girip ölen Bizans askerlerine ait; takı, kılıç, gibi değerli birçok eşyayı yağmaladık. Ancak Türkler atlarının üzerinde başları dik bir şekilde bizlere bakarak, hiçbir yağma hareketine girmedikleri gibi yaralı Bizans askerlerinin yaralarını sardılar. Ertesi gün Sultan Alparslan Anadolu içlerine sadece Selçuklu Türklerinin gireceğini diğer kavimlerden orduya katılan askerlerin ise hemen geldikleri yere dönmelerini emretti. Hayatım boyunca hiç bu kadar insanlığımdan utandığım gün olmamıştı.
Şimdi günümüze bakalım. Ülke sınırlarımızdan isteyen elini kolunu sallayarak içeri girmek de özgür mü? Hiç şüphesiz evet. Milliyeti her ne olursa olsun. İstanbul’a bir uğrayın hangi milletten insan ararsanız görmekte sıkıntı yaşamazsınız. Her gelen bizim birikimimizden bir şeyler alarak ülkelerine götürmekte. Çevremizdeki savaşlara ne demeli? Arkasında emperyalist ABD ve Siyonizm olan güçler bu süreci sınırlarda yer alan mayınları hükümetimize temizleterek başlatmakla kalmadı aynı zamanda ülke içerisindeki demokrasi anlayışını ortadan kaldırma gayesi içerisine girdi. Geçenlerde ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack size monarşi çok yakışır diyebilir oldu. Hadi oradan sinsi şeytan diyen hiç kimse de olmadı. Atatürk’ün kurduğu demokrasi anlayışı dururken neden bize monarşiyi dikte eder bu adam? Mısır’daki gibi rahat çalışabilecekleri için ya da toplumun ABD ve Siyonist tepkisini dindirebilmek ve her şeye boyun eğen bir Türk topluluğu var edebilmek için. Amiyane tabiriyle yemezler Barrack. Sizin zihniyetiniz her ne kadar ülkeyi ele geçirmiş gibi görünse de bu memlekette henüz harekete geçmemiş bir kan hafızası var. Ne demokrasiden vazgeçer ne monarşiye baş eğer ne de hilafet sevdalılarına aman verir. Bu ülkenin bir derin devleti var. O derin devletin adı da Türk Milleti’dir. Siz tabelaları silersiniz ya da bize Türklüğümüzü unutturma gayreti içerisine girebilirsiniz lakin kazdığınız kuyuya günü geldiğinde sizleri ve askerlerinizi gömecek kudretimiz devamlı vardır var olmaya da devam edecektir. Hele bir monarşiyi getiriyoruz diyen olsun da görelim. Devamlı surette bizi dolar ve ekonomik yaptırımlar üzerinden tehdit eder oldunuz. Paramızı pul ettiniz. Sahi bu ülkenin ekonomik yapısını bu kansızlara bağlayan kimlerdi diye düşünmeden de edemiyor insan. Bütün bunları dönme 15 Temmuzcularınız başarılı olmadı diye yaptığınızın da ziyadesiyle farkındayız. Bütün planları yerle yeksan eden bu millet size zamanı geldiğinde haddinizi bildirmekten de geri kalacak değildir. Etrafımızı ateşe verip bizi İbrahim misali ateşe atacağınızı düşünebilirsiniz ancak biz Allah’ın izniyle İbrahim misali ateşten çıkarız. Yağmacı ve talan düzeninize boyun eğmeyi de asla düşünmeyiz.












