DR.HASAN YAĞAR

DR.HASAN YAĞAR


Küsurat Partilerinin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Balonu

09 Mart 2022 - 12:03


“BAY KEMAL” in  C Harfi Sayesinde Birinciliği Kazandığı Fotoğraf
                İşitsel ve görsel medya yayınları tarafından “KÜSURAT PARTİLERİ” olarak nitelenen ve yukarıdaki fotoğrafta resimleri bulunan ve oy ağırlığına göre değil de alfabetik sıraya göre yerleşen parti genel başkanlarının GÜÇLENDİR                İLMİŞ PARLAMANTER SİSİTEM için uzun süreden beri üzerinde çalıştıkları bu konu hakkında adeta “DAĞ FARE BİLE DOĞURAMADI ”denebilecek bir durum ortaya çıkmış oldu. Zira söz konusu metin üzerinde yaptığımız ve aşağıda sunacağımız her bir tespitin eskiden beri var olan bir modelin “manikür” “pedikür” esasına göre yapılan ve merhum Sayın Erbakan’ın dediği gibi “pansuman” türü bir tespitten başka bir şey olmadığı apaçık bir şekilde kendini göstermiş ve yıllardan beri halkın zihnini karıştırmaktan ibaret bir BALON olduğu anlaşılmaktadır.
                Söz konusu metin üzerinde yaptığımız çalışmada detaydan ziyade işin omurgasını teşkil eden hususlar aşağıda sunulmaya çalışılmıştır. Bunların dışında kalanların adeta LAFI GÜZAFTAN öte bir anlam taşımadığı müşahede edilmektedir. İsteyenlerin bu hususu “mollagogul” diye ironisi yapılan internet sayesinde incelemeleri pekâlâ mümkündür.
                 Sözün aslına geçmeden önce, yazıda kullandığımız “küsurat” kavramı, tarafımızdan bir küçümseme olarak kullanılmamış, ancak ve ilk satırda da değinildiği üzere yazılı ve görsel medyada sözü geçen bir yakıştırma olduğu için biz de böylece bu kavramı kullanmış olduk.
               
                İşte Yaptığımız ve önem verdiğimiz bazı tespitler:
               

  1. Seçimler 5 yılda bir yapılacak. Amenna. Gayet güzel. Zira bu, herkes için geçerli olacağından hiç kimsenin bir itirazı olmaz. 2) Başbakanı TBMM seçecek. Peki, eskiden böyle değil miydi? Böyleydi. O halde burada her hangi bir güç ve güçlendirme eseri yok. Amma da güçlendirme ha!  3) Tarafsız Cumhur Başkanı 7 yıl için seçilecek. Amenna olabilir. 4) Cumhur Başkanı ancak 1 dönem için seçilecek. Fevkalade 5) 7 yılını tamamlayan Cumhur Başkanı bir daha aktif siyaset yapamayacak. Yok ya. Vay anasına. Adama gülerler yahu. Burada bir güldürü aklıma geldi, onu paylaşmak istiyorum: Bir adamcağızın kızı evde bayağı yıllanmış iken günün birinde nihayet bir taliplisi çıkmış. Adamcağız kızının niyetini sormuş. Yavrucak ne demiş biliyor musunuz : “Baba adamı güldürme Allah aşkına demiş”. Bunların ki de o hesap. Gülmemek elde değil. Akıllara ziyan bu tespiti hangi aklı evvel icat etmişse cidden tebrik etmek lazım. Erken emeklilik diye buna derler işte. Anasına bak kızını al. Kenarına bak bezini al. Mucizevi bir tespit maşallah. Mucidini Rabbim nazardan saklasın. 6) Cumhur Başkanının varsa partisiyle ilişiği kesilecek ve böylece tarafsız ve daha güvenilir olmuş olacak. Acaba demezler mi adama. A birader geçmişteki Sayın Necdet Sezer, Sayın Süleyman Demirel ve dahi Sayın Turgut Özal gerçekten tarafsız mıydılar. Peki, halkın seçtiği Cumhur Başkanı güvenilir olmayacak da 6 “küsurat” partisinin seçtiği Cumhur Başkanı mı daha güvenilir olacak. Yapmayın “erenler”. Siz zatı alileri olarak halkı “LALÜ EBKEM” mi zannetmektesiniz. Sayın baylar ve dahi Sayın hanımefendi bu dediğinize bırakın insanları, kargalar bile güler. 7) İşin daha da ilginç tarafı, Cumhur Başkanın nasıl seçileceği metinde yer almamış. Yukarıda, Başbakanın seçilmesi ile ilgili yazdıklarıma bakmayın. O yazdıklarım, parlamenter sistemin dâhilinde olabilir düşüncesiyle yazdıklarımdır. Zira bu işin başka seçeneği yok da ondan. 8) Meclis İç Tüzüğü yeniden düzenlenecek. A birader bunun için rejim değişikliğine ne gerek var. Bu, TBMM için çerez türü bir şey değilimdir ki bunun için Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem cihetine gitmektesiniz. Bu iş zaten ve her halükarda yapılabilir bir iştir. Gerçekten bunca emeğe bendeniz dahi hayıflanmaktayım. 9) Hâkimler ve Cumhuriyet Savcılarının isabetsiz kararlarından doğan kamu zararları kendilerine rücu edilecek. Yani söz konusu edilen zararlar hâkimler veya savcılara ödettirilecek. Anladık da peki bu insanlar bu baskı altında nasıl görev ifa edecekler. Ya diğer kamu görevlilerinin bu tür işlemlerine nasıl bir uygulama getirilecek. Baştanbaşa bir muamma. Kavrayan beri gelsin. 10) HSK (Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) ikiye ayrıştırılarak Hâkimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulu adı altında yeniden düzenlenecek. Peki, sizce bunun için sistem değişikliğine gerek var mı? Bence hiç yok. “Laf ola beri gele” türünden bir tespit. Adeta havanda su dövme kavlinden bir şey. 11) Seçim barajı %3’e düşürülerek, %1 oranında oy alan partilere Devlet Hazinesinden yardım yapılacak. Oh ne ala memleket. “Yağma Hasanın Böreği”. Ye babam ye. Doyabilirsen tabi. A birader güzelim Türkiye’de parti kuranların sadece “KUSTURUCULARI” eksik. Pek araştırmadım ama memlekette zannediyorum 200’e yakın irili ufaklı ve literatürde ve dahi halk arasında “ TABELA PARTİSİ” denen birçok parti var. Bu tavrınızla sadece bunları beytülmalden mıtıklanma yarışına sokarsınız o kadar. Peki, her gün kul hakkı diye dem vurmakta iken fakir fukaranın direkt veya dolaylı olarak ödediği vergiden hiç acımadan ve insaf dahi etmeden bu işi nasıl ve hangi vicdanla yapacaksınız. 12) İnternet üzerinde ciddi düzenleme yapılacak. Vay anasına bu internet de ne zor işmiş yahu. Demek ki sistem değiştirmeden bu iş yapılamıyormuş. Helal olsun sana internet kardeş. Cidden seni kutlarım. Meğer seni hiç tanımıyor muşuz. Hâlbuki seninle her gün hemhal olmaktayız. Yazıklar olsun bize.  Böyle demekle ayıp mı ettim acaba. 13) Kadın erkek eşitliği sağlanacak. Yapma yahu. Yani şimdi güzelim Türkiye’de gerçekten kadın erkek eşitliği yok mu? Vallahi ve cidden herkesi kendinize güldürmektesiniz. A cancağızlarım bırakın eşitliği de kadınlarımız açısından üstelik pozitif bir ayırım var. Sayın baylar ve dahi Sayın hanımefendi, galiba sizler Mars’ta veya Ay’da yaşıyorsunuz. 14) TRT (Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu) ve AA ( Anadolu Ajansı) yeniden düzenlenecek. Helal olsun ne diyelim. Her halde bilmediğimiz bir şeyler var. Galiba bu da çok zor bir iş. Demek ki sistem değişmeden bu işler yapılamıyormuş. Peki, rast gele. Ne diyelim! 15) RTÜK ( Radyo Televizyon Üst Kurulu) Yeniden şekillendirilecek. Vay anasına. Meğer ne zor işler varmış da biz acizlerin her nedense haberi yokmuş. Bu kadirşinas insanlarımıza meğer neler borçluymuşuz. Allah razı olsun sizlerden. Allah’a şükür ki sizleri bize armağan etti de biz mahrumları bu dertten kurtarıyorsunuz. Gerçekten teşekkürler! 16) Kamu personeli alımlarında mülakat kaldırılacak. Cidden şapka çıkarılacak yegâne ve şaheser dosdoğru tek tespit bu. Binaenaleyh bendeniz de rütbe terfiinin ilk mülakatında en yüksek yazılı puanıma rağmen elenmiştim. Bunun için de 90’lı yıllarda Emniyet Teşkilatında olabilecek rütbe terfii sınavları konusunda bendenizin sekretarya görevi esnasında, o adam kayırma mekanizması olan melanet uygulamayı kaldırdık. Ama şimdilerde var mı yok mu bilmiyorum. Ancak bunu gerçekten uygulayacaklar mı ciddi şüphelerim var. Zira bu partilerin “cemaziyülevvelleri” pek buna cevaz verecek temizlikte değil. 17) YÖK ( Yüksek Öğretim Kurumu) kaldırılacak. Vallahi çok iyi olur. Tüm samimiyetimle söylüyorum bu teşkilatın ne tür faydalar sağladığına pek vakıf değilim. Lakin böyle bir iş için sistem değiştirmenin ne denli gerekli olduğu işine de akıl erdirebilmiş değilim. Ne diyelim elinize sağlık.
                Yukarıda da değinildiği üzere önemli olarak gördüğüm bazı konuları 17 madde halinde sunmaya gayret etmiş oldum. Ancak ve lakin memleketin en az 40 yıldan beri başına bela olan TERÖR hakkında her hangi bir tespite tesadüf edemedim. Hatta mükerrer olarak okudum. Galiba bu konu, gönül verip umut bağladıkları hempalarını küstürmemek için olsa gerek. Yoksa ne diye bu melanet şey hakkında az da olsa bir beyana yer verilmez.
                Enteresandır ki, hâlâ kimin Cumhur Başkanı adayı olduğu belli değil.  Neden belli değil kimse bilmiyor. Neymiş efendim şimdiden belli olursa yıpranırmış. Vay canına. Yahu bu cizlavet marka Amerikan lastiği veya çiftçi Hasan dayının başka giyeceği olmayan çarığı mı ki yıpranmasından korkulmaktadır.
                Bir de izaha muhtaç en önemli mesele, mevcut Anayasa hükmüne rağmen bu sisteme nasıl dönüleceği meselesidir. Bunun için en kötüsünden Anayasa değişikliğine yetecek bir sayıya ulaşıp bir REFERANDUM/HALK OYLAMASI YAPMAK ve dahi kazanmak gibi dağ gibi bir engel var karşılarında. Varsayalım ki bunu yapabildiler. Kendilerinin tabiriyle Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem seçimini Sayın Erdoğan’a rağmen kazanacaklarını nereden biliyorlar. Kısacası Erdoğan’dan kurtulmaları pek mümkün gözükmüyor. Anlaşılan daha çok işleri var. Daha önce yazdığım GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENETER SİSTEMİ ANLAYAN VAR MI?  başlıklı yazımda da belirttiğim üzere bu yapılan, resmen İRTİCADIR. Yani GERİ GİTMEK. CHP’li kardeşlerimiz bu yakıştırmayı başkaları için kullanıyorlardı da Allah’ın işine bak ki birileri onların da başına getiriverdi. Hani derler ya “gülme komşuna gelir başına”  kavlinden kendilerinin de başına geliverdi. Eh ne dersin ETME- BULMA dünyası. Peki, baylar bayanlar Allah aşkına, tüm bu söylenenler bir aldatmaca ve dahi yutturmaca değil de nedir?!
                Bana göre niyetleri halis değil. Bir mugalata yoluyla mevcut sisteme talipli bulunmaktalar. Binaenaleyh “perşembenin geleceği çarşambadan belli” değil mi? Zira 6 ay gibi bir zaman, üzerinde çalıştıkları ve 41 sayfayı oluşturan deklarasyon tam da buna işaret ediyor.
                Sevgili dostlar, tüm bu tespitler ışığında anlaşılan o ki bu bildirge bence bir seçim beyannamesine benziyor. Yukarıda da değinildiği üzere, yıllardır gündem oluşturan bu mesele için “ DAĞ FARE BİLE DOĞURAMADI” demekten kendimizi almak pek mümkün olmadı, olmuyor. Ne diyelim vatana ve millete hayırlı olsun. 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum