Son günlerde laiklik kavramı, GERİCİ-ŞERİATÇI yakıştırmasıyla bazı mürekkep yalamışlar tarafından gündem edilmiş durumda. Bunların 168 imza sahibi olduğu söyleniyor. Ancak geçtiğimiz günlerde bu taifeden bir grubun resimleri bazı ekranlarda yer buldu. İsimlerinin resimleriyle görsel olarak ekranlara getirilmeleri itibariyle bunların burada isimlerini vermede bir sakınca olamayacağı hasebiyle bendeniz de bu isimleri aşağıda zikretmede bir sakınca görmediğim için aynen yazıyorum.
ALPER TAŞ
İLHAN CİHANER
MERDAN YANARDAĞ
TİMUR SOYKAN
ZAFER ARAPKİRLİ
AYŞE KULİN
FUAT SAKA
MÜFİT CAN SAÇINTI
MÜJDE AR
Bu insanlarımızı, “LAİKLİĞİ BİİRLİKTE SAVUNUYORUZ” başlığı altında özet olarak söyleyip imzaladıkları metinden bir bölümü yine TV kanalındaki yayından kopyalamak suretiyle aşağıya almış bulunuyorum.
Metin şöyle:
“Türkiye Gerici-Şeriatçı bir kuşatma altında. Siyasal İslamcı rejim, Trump’ın ipine sarılarak Türkiye’yi adım adım Orta Doğu’nun gerici bataklığına sürüklemektedir.
Laikliği savunmak suç değildir. Laikliği birlikte savunuyoruz. Şeriatçı dayatmayı reddediyoruz.”
Gerçekten de laikliği savunmak suç değil. Ancak laikliği yanlış anlayıp, bir bakıma dinsizlik gibi bir statüde görmek cidden ayıptır ve hatta cehalettir. Kısacası bu önemli ve tabii olarak o kadar da gerekli olan bu mefhum ve dahi Cumhuriyet İlkesi olarak Anayasada değişmezlik kaydıyla yer bulan bu kavram hakkında bu tür akıldan ve dahi izandan uzak olarak böyle şeyler söylemek cennet mekân Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün deyişiyle bir ŞİNDİR.
Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dalında hasbelkader doktora yapmış olan biri olarak bu konuda birçok yazı yazdım. Bu yazılarım bazı internet siteleri ve dahi bazı “Süreli Yayınlarda” yer buldu. Vaziyete bakılırsa daha da yazacağımın gerekliliği kendini göstermektedir.
Özet olarak söyleyecek olursak bu kavram Batı mahreçlidir. Ve dahi akıldan fersah fersah uzak olan kilise engizisyonuna karşı ve çok da haklı olarak ortaya çıkmıştır. Kilisenin, Endüljans (Fr) saçmalığı –uhrevi suçu burada, yani dünyada af etme- vesaire lüzumuna binaen tekraren diyecek olursak akıldan uzak hegemonyasına karşın zuhur etmiştir. Fazla detaya girmeye gerek olmadığını düşünerek burayı geçiyorum.
Peki, İslam Dini bu tür akılsızlıkları içeriyor mu? Hayır. Hatta Kur’an-ı Kerim, Yunus Suresinin 100. Ayetinde Yüce Yaratıcı: “ Aklını kullanmayanların başına pislik boca edeceğini” vurgulamaktadır. O halde İslam’ı “TESLİSÇİ/ ÜÇLEMECİ kilise anlayışıyla bir tutmak her halde akılcılık olmaz, olamaz. Bu açıdan bakıldığında Kur’an’ın ön gördüğü inançta HÜR İRADE, tam da laiklik denen ilkenin zımnen, yani dolaylı olarak ifadesini içermektedir. Kur’an’î bu ilkeye göre hiç kimse hem inanmaya ve hem de ibadete zorlanamaz. Bakara Suresi’nin yanılmıyorsam 256. Ayetinde Arapçasıyla “lâ ikraha fidddin” “dinde zorlama yoktur, olamaz” ilkesi tas tamam Laikliği ifade etmektedir. Bu duruma göre hiç kimse ama hiç kimse inanç ve ibadet konusunda kimseye ilişemez. İlişmek, hem kanuna hem de Kur’an’a aykırılık teşkil eder. Peki, durum bu iken Allah aşkına, “havanda su dövmek” anlamına gelen bu rahatsızlıklar neyin nesi. İsteyen çocuğunu balo ve dans öğrenmeye, isteyen de Kur’an öğrenmeye gönderir.
Sevgili dostlar ve dahi bu konuda endişe yaşayan insanlarımız Kur’an ve İslam’dan asla korkmasınlar. Sadece ve maalesef elan kendini hâlâ muhafaza eden ve dahi direnen hurafe dinini nemenem bir bela olduğunu öğrenmeye çalışsınlar. Onu öğrendikleri zaman gerçek İslam’ın ve dahi Onun Bildirgesi olan Kur’an’ın mutluluk ve esenlikten başka hiçbir şey vaat etmediğini göreceklerdir.
Amma ve lakin ne yazık ki ne Dini, ne İslam’ı, ne Kur’an’ı, ne laikliği, ne Hz. Muhammed’i ve dahi ne de Atatürk’ü öğretebildik. Burada, bizlere yazıklar olsun demekten başka ne denebilir ki?
Cumhuriyet kurulalı bir asrı geçti. Harf inkılâbı yapılalı neredeyse bir buçuk yıl sonra bir asır olacak. Maalesef hâlâ bunları tartışıyoruz.
Bunun sebebi nedir biliyor musunuz sevgili dostlar. Hasbelkader öğretim kadrosunda yer almış biri olarak söylüyorum: Cumhuriyetin öğretim kadrosu hemfikir değil. İşte sizlere bunun sebebi hikmeti. İnşallah bizden sonra gerçekçi kadrolar yetişir. Yegâne temennimiz bu dur. Selam ve dua ile.












