• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi-STK
  • Kültür - Sanat/Eğitim
  • Emniyet-Adliye
  • Sağlık - Yaşam
  • Spor
  • Manşet
  • Video Galeri Yazarlar
  • Ara
SON DAKİKA:
12:19
FÜ Hastanesi'nde Sağlık Çalışanlarına KKKA Eğitimi
11:54
YRP Karakoçan İlçe Başkanı Karaboğa: "Karakoçan Artık Söz Değil, Kalıcı Yatırım İstiyor"
Video Galeri Yazarlar
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. HADİ ÖNAL
  3. DAVA DA… NEYİN DAVASI? BEKA DA… NEYİN, KİMİN BEKASI?
Yayınlanma: 20 Temmuz 2026 - 20:31

DAVA DA… NEYİN DAVASI? BEKA DA… NEYİN, KİMİN BEKASI?

20 Temmuz 2026 - 20:31
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Dinle
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
HADİ ÖNAL
HADİ ÖNAL

    "Dava" ve "beka." Bu iki kavram son zamanlarda öylesine sık kullanılmaya başlandı ki artık insanların önemli bir kısmı bu sözlerin hangi somut hedefi ifade ettiğini sorgulayamaz hale geldi. Dillere pelesenk edilen bu iki kavramı bir defa da sesli olarak biz soralım: Sahi, nedir dava? Neyin veya kimin davası bu dava? Ya Beka?
    Bir ülkenin gerçek davası; vatandaşının huzuru, adaletin üstünlüğü, hukukun tarafsızlığı, üretimin güçlenmesi, eğitimin yükselmesi, bilimin gelişmesi ve milletin refahıdır. Gerçek beka ise; sınırların korunması kadar devlet kurumlarının ayakta kalması, hukukun işlemesi, liyakatin egemen olması ve milletin ortak kimliğinin yaşatılmasıdır. 
    Şu bir büyük gerçek ki tankla, topla, füzeyle işgal edilen ülkeler kadar; içeriden ayrıştırılan, kurumları zayıflatılan, ortak aidiyet duygusu aşındırılan ülkeler, büyük tehlike altındadır. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. Osmanlı Devleti'nin son döneminde büyük devletler önce silahla değil; misyoner okullarıyla, etnik milliyetçilik hareketleriyle, ekonomik bağımlılıkla ve içeride oluşturdukları ayrışmalarla Osmanlıyı yıkmışlardır. Osmanlıda olduğu gibi Yugoslavya'nın parçalanması da yıllarca beslenen etnik ayrışmaların sonucudur. Irak'ta, Suriye'de yaşananlar ise adaletin yok hükmünde sayılmasının, devlet kurumlarının çökmesinin toplumları nasıl felaketlere sürüklediğinin aynaya yansımasıdır.
    Bugün dünyanın birçok bölgesinde yaşanan çatışmalar göstermektedir ki güçlü devlet, sadece silahlı kuvvetleri güçlü olan devlet değildir. Asıl güçlü devlet; hukukun üstünlüğünü sağlayan, eğitimi objektif veriler ışığında sistemleştiren, üreten, adaleti ayakta tutan, millet olma şuurunu canlı tutan devlettir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi de tam olarak bunun üzerine inşa edilmiştir. Cumhuriyet; ümmetten millete, kulluktan vatandaşlığa, keyfilikten hukuka, medrese ağırlıklı eğitimden çağdaş eğitime geçişin adıdır. Laiklik ise çoğu zaman kasıtlı olarak yanlış anlatılmaktadır. Laiklik din düşmanlığı değildir. Laiklik; devletin bütün inançlara eşit mesafede durması, hiçbir mezhebin veya dini yorumun devlet yönetimine hâkim olmaması demektir. Çünkü “devletin dini adalettir.” Adalet ortadan kalkarsa ne din korunabilir ne de devlet.
    Anayasamız Türkiye Cumhuriyeti'ni; demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlamaktadır. Bu dört kavramdan biri zedelendiğinde diğerlerinin de ayakta kalması giderek zorlaşır. Demokrasi zayıflarsa denetim ortadan kalkar. Hukuk zayıflarsa adalet kaybolur. Laiklik zayıflarsa toplumsal kutuplaşma artar. Sosyal devlet zayıflarsa yoksulluk derinleşir. Bunların tamamı birlikte zedelendiğinde ise devletin kurumsal direnci sıfırlanır.
    Bir devlet topla, tüfekle, bombayla, füzeyle yıkılmaz. Eğitim sistemini bozarsanız... Liyakati ortadan kaldırırsanız... Bilim yerine taassubu koyarsanız... Üretim yerine ithalatı teşvik ederseniz... Tarımı zayıflatırsanız... Hayvancılığı bitirirseniz... Sanayi tesislerini kapatırsanız... Devlet kurumlarını kişilere bağımlı hale getirirseniz... Bağımsız yargıyı tartışılır duruma sokarsanız... Basının özgürlüğünü sınırlandırırsanız... Üniversiteleri düşünce üreten kurumlar olmaktan çıkartırsanız... Toplumu etnik, mezhepsel ve ideolojik kamplara ayırırsanız... İşte o zaman dışarıdan yapılan müdahaleye gerek kalmaz. Çünkü devlet içeriden zaten çökmüştür.
    Bir milleti ayakta tutan yalnızca ordusu değildir. Ortak tarihidir, ortak dili ve kültürüdür; adalet duygusudur, devlete olan güvenidir, geleceğe dair umududur. Eğer insanlar hukuka güvenmiyorsa... Gençler geleceklerini başka ülkelerde arıyorsa... Üreten değil tüketen bir ekonomi oluşmuşsa... Çiftçi toprağını terk ediyor, sanayici yatırım yapmaktan çekiniyor, üniversite mezunları iş bulamıyorsa... Bunlar sadece ekonomik sorun değildir. Bunlar aynı zamanda milli güvenlik meselesidir. Çünkü güçlü devlet; güçlü ekonomiyle, güçlü eğitimle, güçlü hukukla ve güçlü toplumla ayakta kalır.
    Bugün Türkiye'nin en fazla ihtiyaç duyduğu şey; birbirini düşman gören insanlar değil, ortak değerlerde buluşabilen vatandaşlardır. Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" sözü yalnızca dış politika ilkesi değildir. Aynı zamanda içeride hukuk, adalet ve toplumsal barışın önemini anlatan evrensel bir devlet anlayışıdır. Hiçbir ideoloji... Hiçbir siyasi hareket... Hiçbir kişi... Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve milletinin üstünde değildir. O halde gerçek davayı bu düşünce doğrultusunda yeniden tanımlamamız gerekir:
    Gerçek dava; Cumhuriyet'i yaşatmaktır.
    Gerçek dava; hukukun üstünlüğünü korumaktır.
    Gerçek dava; laik, demokratik ve sosyal hukuk devletini güçlendirmektir.
    Gerçek dava; üreten Türkiye'yi yeniden ayağa kaldırmaktır.
    Gerçek dava; gençlerin umutlarını bu topraklarda yeşertebilmektir.
    Siz gerçek davaya sımsıkı sarılırsanız beka kaygısına da düşmezsiniz. 
    Unutulmasın ki devletler sloganlarla değil; adaletle, bilgiyle, üretimle ve liyakatle yaşar. Aksi halde tarihin bize defalarca gösterdiği acı gerçek yeniden karşımıza çıkar. İçeriden çürüyen devletleri, dışarıdan gelen düşman yıkmaz; yalnızca son darbeyi indirir. Asıl dava: Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ilkelerini, milli birliğini, hukukun üstünlüğünü ve milletin ortak geleceğini koruyabilmektir. Dava da beka da budur. Bunun dışındaki her arayış, her tartışma, milletin enerjisini tüketir, devleti de yıkıma götürür.

  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • BİLİM, DEVLETE HÂKİM DEĞİLSE O DEVLET ÇÖKMEYE MAHKÛMDUR - 17 Temmuz 2026
  • 15 TEMMUZ İHANETİNİN 10. YIL DÖNÜMÜ - 15 Temmuz 2026
  • BİR ŞİRKETE BU GÜCÜ VE PERVASIZLIĞI KİM VERİYOR? - 13 Temmuz 2026
  • DEVLET ADAMLIĞI BİLGİDEN UZAKLAŞIRSA NE OLUR? - 08 Temmuz 2026
  • İHANET NEDEN ÇOĞALDI? - 06 Temmuz 2026
  • EĞİLEREK KAZANILAN MAKAMIN BEDELİ - 30 Haziran 2026
  • GENÇLER NEDEN ROL MODELSİZ BIRAKILDI? - 17 Haziran 2026
  • KİŞİNİN NAMUS VE ŞEREFİNİ ORTAYA KOYARAK VERDİĞİ SÖZ - 15 Haziran 2026
  • BİR ÜLKENİN VİCDANI NEREDE ARANIR? - 08 Haziran 2026
  • YEL BEYİNLİ YELKOVANLAR YİNE DÜMENDELER - 06 Haziran 2026
  • BİR DEVLET NE ZAMAN ÇÖKER? - 26 Mayıs 2026
  • ELAZIĞ VALİSİ SAYIN NUMAN HATİPOĞLU'NA AÇIK MEKTUP - 25 Mayıs 2026
  • VİCDANI OLMAYANIN UTANMASI DA YOKTUR - 23 Mayıs 2026
  • BİLİM KÖRLÜĞÜ, KÖRLERİN GÖREMEDİĞİ HAZAR GÖLÜ VE ÇEVRESİ… - 17 Mayıs 2026
  • HAVAYA ASILI KALAN SORULAR YETKİLİLERDEN CEVAP BEKLİYOR - 14 Mayıs 2026
  • SEVGİLİ ANNE - 10 Mayıs 2026
  • HATALI POLİTİKALAR SONUCU YOK EDİLEN BİR İLÇE: MADEN. YETTİ Mİ? VE ŞİMDİ… - 29 Nisan 2026
  • 23 NİSAN MİLLİ EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI - 23 Nisan 2026
  • BİZ NE YAPTIK DA OKULLARIMIZ BU HALE GELDİ? - 20 Nisan 2026
  • ŞİRAZE- ŞAFT- ZIVANA - 15 Nisan 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
ilan.gov.tr
Köşe Yazarları
AV. FURKAN ÖZMEN
AV. FURKAN ÖZMEN
SGK "Yanlış Emekli Ettik" Diyebilir mi? Vatandaşın Suçu Yoksa Bedeli Kim Ödeyecek?
BURAK BATU
BURAK BATU
Türkiye'nin Geleceği: Millet Olma İradesi
HAKAN MOR
HAKAN MOR
İHMAL ETMEYİN ARTIK!
HADİ ÖNAL
HADİ ÖNAL
DAVA DA… NEYİN DAVASI? BEKA DA… NEYİN, KİMİN BEKASI?
PROF. DR. SABAHATTİN DEVECİOĞLU
PROF. DR. SABAHATTİN DEVECİOĞLU
NATO'nun Spor Paktı
METİN AKGÜN
METİN AKGÜN
"15 Temmuz Demokrasi ve Milli, Birlik Günü"
DR.HASAN YAĞAR
DR.HASAN YAĞAR
BU KAÇINCI ALDANIŞ
CEZMİ ORKUN
CEZMİ ORKUN
NE APTAL OL, NEDE HAİNLERE STEPNE
AV.DR.İRFAN SÖNMEZ
AV.DR.İRFAN SÖNMEZ
Ulema her şeye karışır mı?
ERHAN DABAK
ERHAN DABAK
Algı mı, Şehir Vizyonu mu?
Çok Okunan Haberler
3 Yıldır Tamamlanamayan Şuyulandırma Vatandaşı Mağdur Ediyor: Gözler Elazığ Belediyesi'nde
3 Yıldır Tamamlanamayan Şuyulandırma Vatandaşı Mağdur Ediyor: Gözler...
Gürsel Erol Hakkındaki İddialar Yeniden Gündemde: İrfan Bural'dan
Gürsel Erol Hakkındaki İddialar Yeniden Gündemde: İrfan Bural'dan...
Güneşin Altında İlginç Manzara: Kent Meydanına Koltuğunu Getirip Güneşlendi
Güneşin Altında İlginç Manzara: Kent Meydanına Koltuğunu Getirip...
Ana Sayfa
Gündem
Siyaset
Ekonomi-STK
Kültür - Sanat/Eğitim
Emniyet-Adliye
Sağlık - Yaşam
Spor
Manşet
Video Galeri
Yazarlar
Köşe Yazarları
Video Galeri
Biyografiler
Yerel Haberler
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Asayiş
  • Çevre
  • Dünya
  • Genel
  • Gündem
  • Siyaset
  • Spor
  • Teknoloji
  • Video Galeri
  • Yazarlar
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Yerel Haberler
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitene Ekle
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

bizim mekancinsel chatmobil chat sohbetizmir chat sohbetdini chatgiftcardmall/mygiftislami chatdini chat