Şiraze, Farsçadan dilimize geçen bir kelimedir. Ciltçilikte, kitap sayfalarını düzgün tutmaya yarayan ince örülmüş şerit anlamında kullanılır. Şiraze düzgün olmazsa sayfalar dengelenmez. Ciltlenen kitap, sarmal çıkılan merdiven misali yamulur.
İngilizceden dilimize geçen şaft (shaft); "çubuk, mil, eksen" anlamındadır. Şaft, motordan aldığı dönme hareketini tekerleklere ileterek aracın hareketini sağlar.
Zıvana yine Farsça “Zuban” sözcüğünden türetilmiştir. Birbirine geçecek iki parçadan yapılan parça ve onun gireceği delikten oluşan tertibattaki dile verilen addır.
Zengin bir dil olan Türkçemiz, dışarıdan aldığı kelimelerle deyim yapma özelliğine sahip olduğu için şirazeye ve şafta kaymak, zıvanaya da çıkmak fillerini ekleyerek üç adet deyim oluşturmuştur. Dengesini yitirmek, kontrolünü kaybetmek, tutarsız davranmak anlamlarında; “Şirazesi kaymak”, yalpalamak ve sarsılmak anlamında “şaftı kaymak”; dengesini kaybetmek, taşkınca hareketlerde bulunmak anlamlarında da “ zıvanadan çıkmak” deyimleri bu yolla türetilmiştir.
Peki, bu üç deyimi niçin bir araya getirdin diyenlere tek cümle ile “günümüz Türkiye’sinin mevcut durumu başka şekilde anlatamadım da ondan”, diyorum.
Birleşmiş Milletler kayıtlarına göre yeryüzünde 193 ülke var. Allah aşkına söyler misiniz bizim gibi hemen her gün hop oturup hop kalkan dengesiz kaç ülke var? İster “şirazesine”, ister “şaftının kaymasına” olmadı “zıvanadan çıkmasına” bağlayın; ama hakikat şu ki bu kadar olumsuzluğu bir arada ve ardı ardına yaşayan başka bir ülke yok.
Siz, Anayasamızın ilk üç maddesinde ifadesini bulan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerini kenarından köşesinden yontmaya devam ederseniz…
Siz, “Egemenlik kayıtsız şartsız Türk milletinindir.” temel prensibinin tecelli ettiği TBMM’nin yetkilerinin daraltır, kuvvetler ayrılığı ilkesini rafa kaldırır, ülkenin birlik ve bütünlüğünün teminatı/ temsilcisi olan Cumhurbaşkanının bir siyasi partinin genel başkanı yaparsanız…
Siz; camiye, kışlaya, okula siyaset sokmaya devam ederseniz…
Siz, kör topal giden demokrasimizi akıl ve bilimden uzaklaştırır; sağır, dilsiz, sorgusuz, tepkisiz hale getirirseniz…
Bu ülkenin şirazesi kayar!
Siz, vicdanlarınızla özgür yaşamak dururken cüzdanlarınızla emperyalizme köle olmaya talip olursanız,
Siz, devletin bütün kurum ve kuruluşlarını siyasi bir partinin genel başkanının iki dudağının arasından çıkacak sözlere mahkûm ederseniz…
Siz, borçlanmayı marifet sayar Duyunu Umumiye’yi çağrıştıracak bir biçimde ülkeyi 520 milyar dolar borca sokar sonra hiçbir şey olmamış gibi lüks ve gösterişte sınır tanımaz, har vurup harman savurmaya devam ederseniz…
Siz, devleti küçültmek adı altında limanlarınızı, fabrikalarınızı, işletmelerimizi, madenlerimizi yetmedi topraklarınızı yabancılara ve çok uluslu şirketlere devreden ya da satarsanız…
Siz, yaşanan işsizliği önlemek için TÜİK başkanı sözünüzü dinlemezse değiştirir, rakamlarla oynayarak yönettiklerinizi açlığa mahkum ederseniz…
Siz, tarımda uyguladığınız hatalı politikalarla ülkeyi; buğdayı, eti, samanı, soğanı dışarıdan ithal eder duruma getirirseniz…
Bu ülkenin şaftı kayar!
Siz, yanlış eğitim sistemlerinizle geleceğimiz olan çocuklarımızı deneme tahtası yapar, onları zekâ ilgi yetenekleri doğrultusunda yetiştirmezseniz…
Siz, Allah’la aldatmaya kalkar; dini; siyasetinize alet eder; çıkar, çıkın, ikbaliniz için dini yorar, yıpratır; insanları İslam’dan soğutursanız…
Siz, yanlışa yanlış deme suçunu işleyen(!) gazetecileri hapse atarak basını susturmaya çalışırsanız…
Siz, dün FETÖ ile bugün de başka cemaat, tarikat, vakıf ve benzeri örgütlerle kol kola girer; devleti birlikte yönetmeyi devlet yönetme olarak algılarsanız…
Siz, bu ülkeyi başta komşuları olmak üzere dünya ülkeleri ile iyi ilişkiler kurmak yerine onları düşman ilan eder, ülkemizi yalnızlaştırırsanız…
Siz, İsrail ve ABD’nin BOP değirmenine su taşıma yanlışlığını sürdürürseniz…
Siz, liyakat ve ehliyet yerine adam kayırma ilkesizliğini devam ettirirseniz…
Siz, hırsızlığı, talanı, yağmayı, rüşveti sıradanlaştırırsanız…
Siz, işçinin, emekçinin alın terini gasp etmeye ve alın teri ile sefa sürmeye devam ederseniz…
Siz, Sayıştay’ı, devletin denetleme mekanizmasını, devre dışı bırakırsanız…
Siz, bu ülke insanlarını partinize yakınlığı ile değerlendirir; vatandaşları ayrıştırmaya, hor görmeye, ötekileştirmeye devam ederseniz…
Siz, İftira, çamur atmak, bel atı vurmak; komplo, şantaj ve kumpası sıradan işler haline getirirseniz…
Ülkemiz de insanlarımız da zıvanadan çıkar.
Bizim oylarımızla bizim adımıza bizi yönetenler ve yönetime talip olan siz, yanlışı savunacak kadar kör, doğruları inkâr edecek kadar nankör olma felsefenizi sürdürmeye devam ederseniz vallahi ülkemizin ne şirazesi ne de şaftı kalır. Şirazesi, şaftı kayan ülkelerin zıvanadan çıkmaları ise çok daha büyük felaketleri beraberlerinde getirir.












