• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi-STK
  • Kültür - Sanat/Eğitim
  • Emniyet-Adliye
  • Sağlık - Yaşam
  • Spor
  • Manşet
  • Video Galeri Yazarlar
  • Ara
SON DAKİKA:
18:36
Elazığ Besi OSB'de 93 Milyon TL'lik Yatırım Yerinde İncelendi
12:19
FÜ Hastanesi'nde Sağlık Çalışanlarına KKKA Eğitimi
11:54
YRP Karakoçan İlçe Başkanı Karaboğa: "Karakoçan Artık Söz Değil, Kalıcı Yatırım İstiyor"
Video Galeri Yazarlar
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. HADİ ÖNAL
  3. VİCDANI OLMAYANIN UTANMASI DA YOKTUR
Yayınlanma: 23 Mayıs 2026 - 11:27

VİCDANI OLMAYANIN UTANMASI DA YOKTUR

23 Mayıs 2026 - 11:27
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Dinle
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
HADİ ÖNAL
HADİ ÖNAL

    Ne demişti bayrak şairimiz Arif Nihat Asya: “Gökteki yıldızlar kadar sayısız/ Ah yurdumun kimsesiz ve yoksul çocukları!/Anladım farkınız yok koparılmış başaktan/ Alın bu gözleri benden, alın bu yüreği artık /Utanıyorum yaşamaktan! 
    Utanmak, insan duygularının başta gelenlerindendir. Ayıp, kusur ve yanlış sayılan bir şeyi yapmış olma durumundan dolayı mahcubiyet duymak, arlanmak, sıkılmak, sıkıntı duymaktır utanmak. Utanmak; insanın yaptığı, söylediği ya da düşündüğü bir şey karşısında vicdanında duyduğu rahatsızlıktır. Başka bir ifadeyle utanmak, insanın kendi iç mahkemesinde kendini yargılamasıdır. Bu duygu; ahlakın, edebin, vicdanın ve insan kalabilmenin en önemli göstergesidir.
    Utanmak, sadece yüzün kızarması değildir; ruhun yanlış karşısında irkilmesidir. İnsan bazen yaptığı bir haksızlıktan utanır, bazen sustuğu bir gerçeğin yükünden… Bazen de başkasına yapılan zulme sessiz kaldığı için kendi vicdanından utanır. Gerçek utanma; korkudan değil, vicdandan doğar. Ceza almaktan korkmak başka şeydir, yanlış yaptığı için içten rahatsız olmak başka bir şey…
    Utanma duygusu olmayan insan için kötülüğün sınır yoktur. Çünkü utanmak, insanı kötülükten alıkoyan görünmez bir frendir. Yüzü kızarmayan insanların çoğunlukta olduğu bir toplumda yalan normalleşir, haksızlık sıradanlaşır, arsızlık cesaret kazanır. İslam peygamberi Hz. Muhammed(s.a.v.) “Hayâ imandandır” demiştir. Çünkü utanmak; insanın hâlâ içindeki iyiliği, vicdanı ve insanlığı kaybetmediğinin işaretidir. Utanmak; insanın kendi vicdanına hâlâ yabancılaşmadığını gösteren ahlaki bir aynadır. Utanma duygusunu tamamen kaybeden kişi ise zamanla yaptığı kötülüğü bile normal görmeye başlar. İşte asıl tehlike de budur.
    Bazı utançlar vardır ki insanın yüzünü değil, vicdanını kızartır. Bazı insanlar vardır ki konuşurken mangalda kül bırakmaz; adaletten, merhametten, insanlıktan dem vurur ama menfaati tehlikeye girince sus pus olur. İşte asıl çürüme de burada başlar. Çünkü zulmü yapan kadar, zulme sessiz kalan da karanlığın ortağıdır.
    Bugün gerek ülkemizde gerekse dünyanın birçok yerinde güçlü olanın haklı sayıldığı kirli bir düzende yaşıyoruz. Mazlumun çığlığı duyulmuyor, garibin gözyaşı görülmüyor. İnsanlık; ekranlarda canlı yayınlanan acılara bile alıştı. Çocuklar ölürken susanlar, şehirler yanarken başını çevirenler, haksızlık karşısında üç maymunu oynayanlar öylesine çoğaldı ki... Daha da acısı kimi insanlar, zalime karşı durmak yerine zalimin gölgesine sığınmayı marifet sayıyor.
    Tarih boyunca hak ile batılın mücadelesi hiç bitmedi. Firavunlar değişti ama firavunluk değişmedi. Nemrutlar gitti ama kibirleri kaldı. Musa’nın yolu ise hâlâ adaletin, vicdanın ve hakikatin yolu olarak dimdik ayakta... Fakat her çağda olduğu gibi bugün de Musa’nın yolunu kesmek isteyenler var. Çünkü hakikat onların düzenini bozuyor. Adalet onların saltanatını sarsıyor. Doğru söz, çıkar düzenlerinin maskesini indiriyor. Bir insanın en büyük kaybı malını yitirmesi değildir; vicdanını kaybetmesidir. Çünkü vicdan öldüğünde insan sadece konuşan bir bedene dönüşür. Makamı olur ama şahsiyeti olmaz. Serveti olur ama huzuru olmaz. Gücü olur ama insanlığı kalmaz.
    Bugün öyle bir çağda yaşıyoruz ki düşene el uzatmak yerine üstüne basarak yükselmeye çalışanlar alkışlanıyor. Başkasının felaketi üzerinden kariyer kuranlar, mazlumun acısını fırsata çevirenler, doğruları eğip bükerek güç sahiplerine yaranmaya çalışanlar ekranlarda, kürsülerde, manşetlerde boy gösteriyor. Oysa insan olmak; güçlünün yanında saf tutmak değil, haklının yanında dimdik durabilmektir.
    Doğruyu bilip susmak da ayrı bir vebaldir. Çünkü bazen suskunluk, en büyük ihanettir. Korkudan susan anlaşılabilir belki ama menfaat için susan affedilemez. Hele hele gerçeği bile bile yalanın değirmenine su taşıyanlar… İşte onlar sadece bugünün değil, yarının da utancı olacaktır. Unutulmamalıdır ki tarih; zalimlerin saraylarını değil, mazlumların direnişini yazar. Firavunların ihtişamı değil, Musa’nın haklılığı kalır geriye. Çünkü hakikat gecikebilir ama kaybolmaz. Adalet susturulabilir ama yok edilemez.
    İnsan bazen aynaya değil, vicdanına bakmalıdır. Makamına değil, durduğu yere bakmalıdır. Çünkü gün gelir herkes yaptığıyla, sustuğuyla ve taraf olduğu karanlıkla yüzleşir. İşte o gün geldiğinde düşenin üstüne basan da utanacaktır, doğruyu bilip susan da… Firavun sofrasında yer bulmak için Musa’nın yolunu kesenler utanacaktır. Ar damarı çatlamış, insanlara alkış tutanlar utanacaktır. 
    Edep insanın elbisesidir. Bu elbiseyi çıkaranlar, edepsizleşir. Edepsizleşen insandan da ne çevresine ne de topluma fayda gelmez. Çünkü “Yüzü kızarmayanın kalbi de kararmıştır.” Yüzüne tükürüldüğünde “oh ne güzel yağmur yağıyor”, diyen aşağılık mahlûklara insan denmez, denmemelidir. Mevlânâ; “Edepten mahrum bir insan, öğrense de cahildir.”, der. Gönüller sultanı Yunus:  “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir.”, diye tanımlar bu hakikati. Sokrates: “Utanılacak bir şey yapmak değil, onu yapıp utanmamak felakettir.”, diyerek arsızlığın, yüzsüzlüğün en uç noktasını işaret eder. Hz. Ali “Utanmıyorsan dilediğini yap.”, derken ünlü düşünür Montaigne: “Vicdanı olmayanın utanması da olmaz.”, diye seslenir asırlar ötesinden.
    Toplumun çürümesi utanma duygusunun yokluğu ile başlar. Çünkü yüzün kızarmaması insanlığın son kalesinin de yıkılması demektir. Türk kültüründe “ar”, “hayâ”, “edep” ve “utanma” aynı ahlaki damarın parçaları olarak görülmüştür. Utanma duygusu kaybolduğunda; yalan sıradanlaşır, zulüm meşrulaşır, vicdan sessizleşir. Allah, bu necip milleti utanma duygusunu kaybetmiş, arsız, yüzsüz, hayâsız, edepsiz insanların şerrinden korusun.

  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • DAVA DA… NEYİN DAVASI? BEKA DA… NEYİN, KİMİN BEKASI? - 20 Temmuz 2026
  • BİLİM, DEVLETE HÂKİM DEĞİLSE O DEVLET ÇÖKMEYE MAHKÛMDUR - 17 Temmuz 2026
  • 15 TEMMUZ İHANETİNİN 10. YIL DÖNÜMÜ - 15 Temmuz 2026
  • BİR ŞİRKETE BU GÜCÜ VE PERVASIZLIĞI KİM VERİYOR? - 13 Temmuz 2026
  • DEVLET ADAMLIĞI BİLGİDEN UZAKLAŞIRSA NE OLUR? - 08 Temmuz 2026
  • İHANET NEDEN ÇOĞALDI? - 06 Temmuz 2026
  • EĞİLEREK KAZANILAN MAKAMIN BEDELİ - 30 Haziran 2026
  • GENÇLER NEDEN ROL MODELSİZ BIRAKILDI? - 17 Haziran 2026
  • KİŞİNİN NAMUS VE ŞEREFİNİ ORTAYA KOYARAK VERDİĞİ SÖZ - 15 Haziran 2026
  • BİR ÜLKENİN VİCDANI NEREDE ARANIR? - 08 Haziran 2026
  • YEL BEYİNLİ YELKOVANLAR YİNE DÜMENDELER - 06 Haziran 2026
  • BİR DEVLET NE ZAMAN ÇÖKER? - 26 Mayıs 2026
  • ELAZIĞ VALİSİ SAYIN NUMAN HATİPOĞLU'NA AÇIK MEKTUP - 25 Mayıs 2026
  • BİLİM KÖRLÜĞÜ, KÖRLERİN GÖREMEDİĞİ HAZAR GÖLÜ VE ÇEVRESİ… - 17 Mayıs 2026
  • HAVAYA ASILI KALAN SORULAR YETKİLİLERDEN CEVAP BEKLİYOR - 14 Mayıs 2026
  • SEVGİLİ ANNE - 10 Mayıs 2026
  • HATALI POLİTİKALAR SONUCU YOK EDİLEN BİR İLÇE: MADEN. YETTİ Mİ? VE ŞİMDİ… - 29 Nisan 2026
  • 23 NİSAN MİLLİ EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI - 23 Nisan 2026
  • BİZ NE YAPTIK DA OKULLARIMIZ BU HALE GELDİ? - 20 Nisan 2026
  • ŞİRAZE- ŞAFT- ZIVANA - 15 Nisan 2026
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
ilan.gov.tr
Köşe Yazarları
AV. FURKAN ÖZMEN
AV. FURKAN ÖZMEN
SGK "Yanlış Emekli Ettik" Diyebilir mi? Vatandaşın Suçu Yoksa Bedeli Kim Ödeyecek?
BURAK BATU
BURAK BATU
Türkiye'nin Geleceği: Millet Olma İradesi
HAKAN MOR
HAKAN MOR
İHMAL ETMEYİN ARTIK!
HADİ ÖNAL
HADİ ÖNAL
DAVA DA… NEYİN DAVASI? BEKA DA… NEYİN, KİMİN BEKASI?
PROF. DR. SABAHATTİN DEVECİOĞLU
PROF. DR. SABAHATTİN DEVECİOĞLU
NATO'nun Spor Paktı
METİN AKGÜN
METİN AKGÜN
"15 Temmuz Demokrasi ve Milli, Birlik Günü"
DR.HASAN YAĞAR
DR.HASAN YAĞAR
BU KAÇINCI ALDANIŞ
CEZMİ ORKUN
CEZMİ ORKUN
NE APTAL OL, NEDE HAİNLERE STEPNE
AV.DR.İRFAN SÖNMEZ
AV.DR.İRFAN SÖNMEZ
Ulema her şeye karışır mı?
ERHAN DABAK
ERHAN DABAK
Algı mı, Şehir Vizyonu mu?
Çok Okunan Haberler
3 Yıldır Tamamlanamayan Şuyulandırma Vatandaşı Mağdur Ediyor: Gözler Elazığ Belediyesi'nde
3 Yıldır Tamamlanamayan Şuyulandırma Vatandaşı Mağdur Ediyor: Gözler...
Gürsel Erol Hakkındaki İddialar Yeniden Gündemde: İrfan Bural'dan
Gürsel Erol Hakkındaki İddialar Yeniden Gündemde: İrfan Bural'dan...
Güneşin Altında İlginç Manzara: Kent Meydanına Koltuğunu Getirip Güneşlendi
Güneşin Altında İlginç Manzara: Kent Meydanına Koltuğunu Getirip...
Ana Sayfa
Gündem
Siyaset
Ekonomi-STK
Kültür - Sanat/Eğitim
Emniyet-Adliye
Sağlık - Yaşam
Spor
Manşet
Video Galeri
Yazarlar
Köşe Yazarları
Video Galeri
Biyografiler
Yerel Haberler
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Asayiş
  • Çevre
  • Dünya
  • Genel
  • Gündem
  • Siyaset
  • Spor
  • Teknoloji
  • Video Galeri
  • Yazarlar
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Yerel Haberler
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitene Ekle
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

bizim mekancinsel chatmobil chat sohbetizmir chat sohbetdini chatgiftcardmall/mygiftislami chatdini chat