• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Siyaset
  • Ekonomi-STK
  • Kültür - Sanat/Eğitim
  • Emniyet-Adliye
  • Sağlık - Yaşam
  • Spor
  • Manşet
  • Video Galeri Yazarlar
  • Ara
SON DAKİKA:
19:11
Maden Bakırlılar Derneği'nden Gezin Aktarma İstasyonu İçin Hukuki Mücadele: "Bu Yanlıştan Dönülmeli"
13:16
Gürsel Erol Hakkındaki İddialar Yeniden Gündemde: İrfan Bural'dan "Tehdit Ediliyorum" Paylaşımı
Video Galeri Yazarlar
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. DR.HASAN YAĞAR
  3. TÜRKİYE'NİN ŞAHADETNAMELİ CÜHELA GÜRUHU
Yayınlanma: 02 Haziran 2026 - 11:37

TÜRKİYE'NİN ŞAHADETNAMELİ CÜHELA GÜRUHU

02 Haziran 2026 - 11:37
Yorumlar
TAKİP ETTAKİP ET
Dinle
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
DR.HASAN YAĞAR
DR.HASAN YAĞAR

Atatürk Cumhuriyetinde şimdiki diplomanın adı şahadetname idi. Mesela benim ilkokul ve Orta Okul mezuniyetlerim bu şekildedir. Bunun açılımı ise tanıklı belge demektir. Bunu beğenmeyenler batılılaşıyoruz anlamına bunun adını diploma yaptılar. Yaptılar da ne oldu. Eski tas eski hamam. Atatürk’ten sonra maalesef işin özüne değil kabuğuna önem verilir oldu. Hatta mesela Atatürk’ün Nutuk adlı eserini Atatürk’ün kullandığı dilden hiç kimse anlayabilir değil. Gerçi yeni dilde yazılanı da pek okuyup anlayan yok ya. Her ne ise. Onun için de havanda su döver misali veya mehter takımı gibi iki ileri bir geri yapmak suretiyle adeta yerinde saymak oluştu. Dilde “ÖZ TÜRKÇE” adına ne kadar yerleşik kelime varsa hemen hepsi tedavülden kaldırıldı. Ama ne var ki o Arapça ve Farsça dedikleri kelimelerin yerini şimdilerde İngilizce ve Fransızca kelimeler arzı endam etmekteler. Bu kelimeleri saymaya kalksam inanın sayfalar yetmez. Ancak işin ilginç veya Fransızcasıyla “enteresan” yanı ise bunu yapanlar da güya Atatürkçü idiler. Gülelim mi ağlayalım mı belli değil. Ama konumuzun esası bu değil.

               Bu kısa girizgâhtan sonra gelelim esas meseleye:

               O DA ŞU:

               Bakınız şu günlerin (2026 Mayısının son haftası) en yoğun meselesi, CHP (Cumhuriyet Halk Partisi)’nin şaibe bulaştırılan 38. Olağan Kurultayını “Mutlak Butlan=Yok Hükmünde Sayma” davası hakkındaki karar; Ankara İstinaf Mahkemelerinin 36.Hukuk Dairesi tarafından hiç kimsenin ummadığı bir anda açıklanıverdi. Zira basın yayından öğrenildiğine göre işin bir numaralı muhatabı durumunda olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu sebeple tatil yolundan geri döndüğü söz konusudur.

               Şimdi işin özüne ulaşmış olarak diyebiliriz ki hemen herkesin ve adeta sağır sultanının dahi duyduğu üzere; sözü edilen kongreye rüşvet, işe alma vs. vaatlerle bazı delegelerin iradelerinin ifsada uğratılmak suretiyle sakatlandığı ve bu sebeple de haksız bir sonuç alındığı apaçık ortadayken yüksek tahsil şahadetnameli ve hemen her gün muhtelif ekranlarda arzı endam eden bazı “aklı evveller” vay efendim ne olmuş da böyle olmuş, yanlış yapanlar cezasını görsün ama mevcut sahtekârlık devam etsinin ısrarı içinde içten içe dert yanıp durmaktalar.

               Hemen her gün TV ekranlarında tanık olunduğu için bu konuda çok ateşli savunmalar yapan bazı zevatın isimlerini yazmakta bir beis görmüyorum. Bu zevatı muhteremlerin başında üstelik devlet umuru görmüş biri olarak hem de Dr payesine sahip eski devlet bakanı (Ne demekse Devlet Balkanı. Vakti zamanında adama iş bulmak gayesi ile oluşturulan bir makam olduğu o günün insanı olarak bizler pek ala bilmekteyiz) Sayın Dr. Masum Türker, gazeteci İsmail Dükel ve daha başkaları bu karardan ötürü çok mahzun olmuş durumdalar. Bu zevatı muhteremler tarafından: “Failler cezasını çeksin, ama biz yolumuza devam edelim” mealinde beyanda bulunulmakta. Sevgili dostlar insan “çok yazık” demekten kendini alamıyor.  Peki, oluşan sonuç için “bu haksız bir kazançtır” diye insana sormazlar mı? Bir de böyle bir yol açılırsa gelip geçeni kim önleyebilir. Bu tür fikirlere akıl tutulması diyorlar ama ben bu söylemden hiçbir şey anlayabilmiş değilim.

               İşin daha da kahredici bir tarafı ise bu fikirde hukukçu (!) sıfatı taşıyanların da bulunuyor olmasıdır. Bu ne biçim akıl, bu ne biçim mantık, bu ne biçim izan ve dahi bu ne biçim ahlak. Aziz dostlar inanın bu güzelim memleket bu tür okumuşundan çekiyor ve daha da maalesef çekeceğe benziyor. Oysa sade vatandaş işinde gücünde olarak ekmek kavgası peşinde koşmaktadır. Bu türedi beyefendi veya hanımefendiler kazara bir diploma/şahadetname edinmeye görmesinler, kendilerinden başkasını lâlüebkem var sayıp milletin başına gaile olmaktan başka bir anlam taşımıyorlar. Asla yanılmadığımı beyanla söylemeliyim ki Atatürk Cumhuriyetinin nimetlerini en son limitine kadar uhdelerinde taşıyan bazı eğitimcilerin iki fikirli olması, bu meselenin temel sebebi olsa gerek demiyorum, temel sebebi budur diyorum. Aklıselim eğitimcilerimizi tenzihen söylemeliyim ki bunlar arasında Atatürk’e sözle saldıranlarla İslam’a dolayısıyla Hz. Peygamber’e aynı şekilde saldıranlar azımsanmayacak derecede mevcuttur. Bu nedir biliyor musunuz aziz dostlar. Kanunsuzluk ve dahi hukuksuzluk da olsa biz, bize yarayıp yaramadığına bakarız demektir. Bu ise, baştanbaşa ihanet kokan bir tavır olarak toplumu kaosa sürükler. Bu dediklerim konusunda yanılmayı çok arzu etsem de maalesef bu kahredici bir olgu. Bu dediklerime, hasbelkader öğretim konusunda aldığım görev esnasında tanık olduğum için söylüyorum. Bu dediklerim asla bir bühtan değil.

               Gelelim Bir şahadetname/diploma konusuna. Bilindiği üzere bu da elan maalesef tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun en az yukarıda anlatılanlar derecesinde şaibe taşıyan diploma davası yürürlükte. Malum olduğu üzere ilgili üniversite, temininde şüphe bulunduğu gerekçesiyle söz konusu belgeyi “SAHTE” diyerek iptal etti. Akabinde İdare Mahkemesine dava açıldı. İlgili mahkeme oy birliği ile talebi/davayı reddetti. Bunun üzerine Bölge İdare Mahkemeleri nezdinde konu istinaf edildi. Oradan da –bildiğim kadarıyla- oy birliği ile dava reddedildi. Dava elan Danıştay tarafına havale edilmiş vaziyette. Mesele bu denli bariz iken yine bazı hukukçular (!) bunu müktesep, yani kazanılmış hak olarak zaman aşımı noktasından irdelemeye tabi tutmaktalar. Meğer sahtekârlığın da zaman aşımı varmış da biz bilmiyormuşuz. Edep yahu! Bu ne biçim hukuk ve dahi adalet anlayışıdır. Şayet böyle bir kapı açılacak olursa bunun sonu nereye dayanır. Bu fevkalade önemi haiz belge ayaklar altına düşürülmüş olmaz mı?

               Bakınız sizlere geçmişten, 1980 öncesinden ibretlik bir konu aktararak eğitimciler açısından elan bile devam eden bir vahameti arz edeyim. Yeni nesil bilmez de o yılları yaşayanların bileceği gibi o yıllarda Türkiye toplumu “Sağcı” ve “Solcu” olmak üzere fevkalade mahiyette olmak kaydıyla ikiye bölünmüş durumdaydı. Bendeniz de o yıllarda Polis Memuru olarak Ankara Toplum Polisinin istihbarat ünitesinde çalışıyordum. Daha tıfıl olduğumuz için özellikle toplumsal hareketler konusunda sağcı-solcu gençler arasında asayişi etkiler mahiyette haber edinmekle görevliydik. Şimdiki Çevik Kuvvet denen birimin adı o zaman Toplum Polisi idi. Ve Fransa’dan kopya edilmişti. Bu birim dahi Polder, Polbir ve dahi Temder diye üçe bölünmüş vaziyette idi. Polderciler solcu, Polbirciler Ülkücü, Temderciler de maneviyatçılığı güya hedef edinmişlerdi. İşte bu nedenle 1980 Askeri Darbe Hükümeti Toplum Polisi adını Çevik Kuvvet olarak değiştirdi. Ve birçoğumuzu da farklı birimlere dağıttı.

               Ben Orta Okul mezunu olarak Teşkilata intisap etmiştim. Yukarıda anlattığım hengâme esnasında gerek sağ gerekse sol kanattan eğitimciler tarafından: “Gel sana lise diploması verelim ve bizim tarafımıza geçmiş ol. Yani bize bende ol” teklifleri yoğun olarak geliyordu. Ben asla kabul etmedim ve Ankara Gazi Akşam Lisesine devam ederek şahadetname/diploma aldım. Oradan da üniversite ve dahi akademik çalışmalara ulaşabildim.

               İşte ve maalesef Cumhuriyet neslini motive etmek üzere görevlendirilen eğitim ve öğretim kadrosu, halen dahi bu anlamsız ve o derece de tehlikeli zihniyetten pek ayrılmamış gibi.

               Mesela bizden yaklaşık 20 yıl sonra harpten çıkan Japonya ve Almanya’nın ulaştığı durum her bakımdan bu fikrimi örnekler durumdadır. Onların eğitimcileri tek fikre sahip olarak memleketlerinin terakkisini sağlayacakları kadrolarını yetiştirdiler. Bizlerin adeta havanda su dövmemizin yegâne sebebi, maalesef halen dahi eğitimcilerimizin iki fikirli olmasından kaynaklı gözükmektedir. Tekrar ederek söylemeliyim ki işin önemine vakıf olmuş eğitimcilerimizi tenzih etmek bir hakkın teslimi olsa gerek. Öyle eğitimciler biliyorum ki harf inkılâbı konusunda: “Memleket bir günde cehalete mahkûm kılındı. İnsanlar ölmüş büyüklerinin mezar taşlarını dahi okuyamaz oldular” diyebiliyorlar. Şimdi Allah aşkına yıllar öncesinden vuku bulmuş bir meseleyi bu güne taşımak abesle iştigal değil de nedir. Çok hayırlı olan bu hizmeti eğitimcilerimiz her ne hikmetse hâlâ anlayamamış durumda ve dahi emrine amade kılınmış insanımızın bu konudaki fikirleri bu bedbahtlar tarafından ifsada uğratılıyorsa ve dahi kendileri de Cumhuriyetin tüm nimetlerinden yararlandıkları halde buna teşebbüs ve tevessül edebiliyorlarsa vay halimize!

               Sevgili dostlar bu konuda yazacak çok şey var, lakin takdir edersiniz ki bu yazı türü bundan öteye izin vermez. Kısacası ve bu anlatımızın ana fikri şu: Maalesef güzelim Türkiye bazı şahadetnamelilerin/diplomalıların sayesinde (!) bir türlü düze çıkamamaktadır.

               Devlet, vatan ve millet kavramlarının özüne vakıf olabilmiş okumuşlar özlemiyle…

 

  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • BU KAÇINCI ALDANIŞ - 18 Temmuz 2026
  • TOPLUMUN BAŞ BELALARI - 18 Mayıs 2026
  • T.D.K. - 30 Nisan 2026
  • MEBUS CENNETİ - 10 Nisan 2026
  • HAYRETLER ÜLKESİ - 29 Mart 2026
  • TÜRKİYE'DE LAİKÇİLİK TUTKUSU - 22 Şubat 2026
  • TÜRKİYE'NİN SOSYOLİJİK DEMOGRAFİ YAPISI - 01 Şubat 2026
  • CUMHURİYETTE İZ BIRAKANLARI YARGILAMA SERAMONİSİ - 14 Ocak 2026
  • BİRAZ TARİH (Osmanlı Devletinin Yıkılışında Etken olan Bazı Nedenler) - 01 Aralık 2025
  • BU NE BİÇİM MÜSLÜMAN HALK - 12 Kasım 2025
  • BU NE BİÇİM ATATÜRK KİNİ - 20 Ekim 2025
  • HİLAFET ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ - 31 Mayıs 2025
  • 19 MAYIS ANISINA - 18 Mayıs 2025
  • KUR'AN'I ANLAMAK YERİNE ONU ALLAYIP PULLAMAK - 11 Mayıs 2025
  • REZALETİN DANİSKASI İSTANBUL SEMALARINDA - 27 Nisan 2025
  • CHP NEREYE KOŞUYOR - 07 Nisan 2025
  • RAMAZAN VE MUKABELE - 23 Şubat 2025
  • BİRAZ SİYASET - 05 Şubat 2025
  • ŞAM DÜŞERKEN - 12 Aralık 2024
  • 1881 YILI - 19 Kasım 2024
  • 1
  • 2
  • 3
ilan.gov.tr
Köşe Yazarları
AV. FURKAN ÖZMEN
AV. FURKAN ÖZMEN
SGK "Yanlış Emekli Ettik" Diyebilir mi? Vatandaşın Suçu Yoksa Bedeli Kim Ödeyecek?
BURAK BATU
BURAK BATU
Türkiye'nin Geleceği: Millet Olma İradesi
HAKAN MOR
HAKAN MOR
İHMAL ETMEYİN ARTIK!
HADİ ÖNAL
HADİ ÖNAL
BİLİM, DEVLETE HÂKİM DEĞİLSE O DEVLET ÇÖKMEYE MAHKÛMDUR
PROF. DR. SABAHATTİN DEVECİOĞLU
PROF. DR. SABAHATTİN DEVECİOĞLU
NATO'nun Spor Paktı
METİN AKGÜN
METİN AKGÜN
"15 Temmuz Demokrasi ve Milli, Birlik Günü"
DR.HASAN YAĞAR
DR.HASAN YAĞAR
BU KAÇINCI ALDANIŞ
CEZMİ ORKUN
CEZMİ ORKUN
NE APTAL OL, NEDE HAİNLERE STEPNE
AV.DR.İRFAN SÖNMEZ
AV.DR.İRFAN SÖNMEZ
Artık bir muhasebe yapmak gerekmez mi?
ERHAN DABAK
ERHAN DABAK
Algı mı, Şehir Vizyonu mu?
Çok Okunan Haberler
3 Yıldır Tamamlanamayan Şuyulandırma Vatandaşı Mağdur Ediyor: Gözler Elazığ Belediyesi'nde
3 Yıldır Tamamlanamayan Şuyulandırma Vatandaşı Mağdur Ediyor: Gözler...
Elazığ Sağlık Camiasında Sendikal Tarafsızlık Tartışması: İdari Uygulamalara İlişkin Dikkat Çeken İddialar
Elazığ Sağlık Camiasında Sendikal Tarafsızlık Tartışması: İdari...
Spor Ekonomisi Profesörü Sebahattin Devecioğlu; FIFA Başkanı Infantino'ya İstifa Çağrısı
Spor Ekonomisi Profesörü Sebahattin Devecioğlu; FIFA Başkanı Infantino'ya...
Ana Sayfa
Gündem
Siyaset
Ekonomi-STK
Kültür - Sanat/Eğitim
Emniyet-Adliye
Sağlık - Yaşam
Spor
Manşet
Video Galeri
Yazarlar
Köşe Yazarları
Video Galeri
Biyografiler
Yerel Haberler
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Asayiş
  • Çevre
  • Dünya
  • Genel
  • Gündem
  • Siyaset
  • Spor
  • Teknoloji
  • Video Galeri
  • Yazarlar
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Yerel Haberler
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitene Ekle
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim

bizim mekancinsel chatmobil chat sohbetizmir chat sohbetdini chatgiftcardmall/mygiftislami chatdini chat