Meteoroloji günler öncesinden uyarmıştı.
“Yoğun kar yağışı geliyor” demişti.
Ama belli ki bu uyarılar, yerel yönetim katlarında ya duyulmadı ya da duyulmak istenmedi.
...
Sonuç mu?
İlimizde kar yağışı hayatı felç etti.
Yollar kapandı, araçlar yollarda mahsur kaldı, insanlar işe gitmek için adeta çile çekti. Sosyal medya ise yaşanan rezilliğin canlı yayın platformuna dönüştü.
Vatandaşlar kapanan yolları, yolda kalan araçları, saatlerce kurtarılmayı bekleyen insanları paylaştı durdu.
Bu paylaşımlar sadece birer fotoğraf ya da video değildi.
Bunlar yetersizliğin, plansızlığın ve acziyetin belgesiydi.
Bir çığlığın, bir isyanın habercisiydi.
Ne yazık ki bu çığlığa kulak veren olmadı.
...
Hizmet üretmesi gerekenler, birkaç ana arterde yapılan göstermelik çalışmaları “karla mücadele” diye sunma telaşına düştü. O görseller servis edilirken, vatandaşların tepkileri de sosyal medyada çığ gibi büyüyordu. Algı vardı ama hizmet yoktu.
Daha da vahimi, vatandaşa “toplu taşıma kullanın” çağrısı yapan kurumun kendi araçları, sözde açılmış yollarda ilerleyemedi. Otobüslerin kardan çıkabilmesi için vatandaşların iteklediği görüntüler, yaşanan rezilliğin adeta fotoğrafıydı.
Kar bitmişti…
Ama çile bitmemişti.
...
İlgili kurumlar, kar yağışı sona erdikten sonra sahaya indi. Gündüz vakti, trafiği kilitleyerek yapılan “çalışmalar”, “Bakın, biz karla mücadele ediyoruz” görselinden öteye geçemedi. Bu tablo, vatandaşta öfke değil, acı bir tebessüm bıraktı.
Geçtiğimiz aylarda bu köşede “Bulunmaz Hint Kumaşı Değil” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. O yazıda, algı ile hizmet yapılamayacağını, göstermelik çalışmaların inandırıcılığını yitirdiğini ve liyakatli yöneticilerin ne kadar elzem olduğunu vurgulamıştım.
Yazıdan sonra sorumlu kurumdan bir yönetici, “Muhatap kim?” diye sormuştu.
Ben de açıkça söylemiştim:
Kim sorumluysa, muhatap odur.
“Bizi mi liyakatsız buluyorsunuz?” denildi.
Gerekirse isim de veririm dedim.
Ama gerçekten isim vermeye gerek var mı?
Kar yağışının bağıra bağıra geldiği bir dönemde, insanlara bu çileyi yaşatan yöneticiyi kamuoyu zaten çok net gördü.
Vatandaş, yaşadıklarıyla kimin işini yapmadığını, kimin sınıfta kaldığını bire bir tecrübe etti.
...
Bu şehir, bu insanlar daha iyisini hak ediyor.
Plansızlığı değil, hazırlığı…
Görseli değil, hizmeti…
Bahaneleri değil, sorumluluğu…
Ve en önemlisi:
Liyakatsizliği değil, ehil yöneticileri.












