18 Mart 2026’da Vali Numan Hatipoğlu başkanlığında Milletvekillerimiz Prof. Dr. Erol Keleş, Ejder Açıkkapı, Mahmut Rıdvan Nazırlı, Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları ve ilgili kurum müdürlerinin katılımıyla, ilimizde gerçekleştirilecek Bölgesel Turizm Çalıştayı’na ilişkin kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi.
Bundan birkaç gün öncede sağlık turizm konusunda bir toplantı yapıldı.
…
Geçmişte ekonomik çalıştaylara sahne olan Elazığ, gerçekleştirilen toplantıyla bir “turizm çalıştayı”nı daha yaşayacak.
Masalar kurulacak.
Komisyonlar oluşturulacak.
Uzmanlar konuşacak.
Sayfalar dolusu rapor yazılacak.
Ve büyük ihtimalle… yine hiçbir şey değişmeyecek.
…
Aklıma geçmişte yapılan çalıştaylar geldi.
Evet, bunu açıkça söylemek gerekiyor.
Çünkü bu şehir artık “çalıştay yorgunu”.
Yıllardır aynı senaryoyu izliyoruz. Turizm çalıştayları yapılıyor, sorunlar tespit ediliyor, çözüm önerileri sıralanıyor. Sonra? Dosyalar rafa kalkıyor, şehir kendi haline bırakılıyor.
Bugün yapılacak yeni çalıştayın farkı ne olacak?
Asıl sorulması gereken soru bu.
Çünkü Elazığ’ın turizmle ilgili sorunu “tespit eksikliği” değil, “irade eksikliği”dir. Bu şehir neye sahip olduğunu bilmiyor değil; bildiğini yapmıyor.
…
Yıllar önce de bu şehir için aynı başlıklar konuşuldu:
Marka kimliği oluşturulmalı dendi.
Ulaşım altyapısı güçlendirilmeli dendi.
Konaklama çeşitlendirilmeli dendi.
Tanıtım artırılmalı dendi.
Festivaller uluslararası hale getirilmeli dendi.
…
Peki hangisi tam anlamıyla yapıldı?
Bugün Elazığ, turizmde bir marka şehir mi?
Cevap net: Hayır.
Çünkü ortada bir kimlik yok. Bu şehir neyle anılmak istiyor, kimse bilmiyor. Her şey var deniyor ama hiçbir şey öne çıkarılamıyor.
…
Daha temel bir gerçek var: Turist gelmek ister ama gelmek için sebep arar.
O sebebi sunabiliyor muyuz?
Ulaşım hâlâ sorun.
Yönlendirme zayıf.
Şehir içi düzen yetersiz.
Turisti şehirde tutacak sosyal yaşam sınırlı.
Konaklama deseniz, çeşitlilik tartışmalı. Hizmet kalitesi ise çoğu yerde standartların gerisinde.
…
Tanıtım?
Sosyal medyada etkili bir şehir algısı yok.
Uluslararası alanda görünürlük yok.
Dijital pazarlama neredeyse yok.
…
Festival yapılıyor ama içi boş.
Yerel, dar kapsamlı, günü kurtaran organizasyonlarla “turizm gelişiyor” sanılıyor. Oysa turizm, vitrin işi değil, strateji işidir.
Gelelim en çarpıcı örneklere…
Hazar Gölü… Bu şehrin en büyük turizm kozlarından biri. Peki bugün ne durumda?
Yol problemi, elektrik problemi, temel hizmet eksikliği…
Yatırımcıyı kaçıran bir tablo.
Hazar Kayak Merkezi… Potansiyel var ama sistem yok.
Plansızlık ve ilgisizlik yüzünden hak ettiği noktaya gelemiyor.
...
Buzluk Mağarası…
UNESCO süreci konuşuluyor ama ortada somut bir ilerleme yok. Yıllardır “proje” aşamasında bekleyen bir değerle turizm geliştirilmez.
Çünkü kamu kurumları üzerine düşen görevleri yerine getirmiyor.
…
Sorun çok, bahane daha da çok.
Ama gerçek şu: Bu şehir konuşmayı seviyor, yapmayı değil.
Şimdi yeni bir çalıştay yapılacak.
Eğer bu çalıştay da geçmiştekiler gibi sadece “konuşma ve rapor üretme” üzerine kurulu olacaksa, hiç yapılmasa daha iyi.
Çünkü Elazığ’ın artık yeni tespitlere değil, uygulanmış kararlara ihtiyacı var.
…
Aynı şeyleri tekrar tekrar konuşmanın bu şehre hiçbir faydası yok.
Artık şu net şekilde ortaya konulmalı:
Kim neyi, ne zaman, nasıl yapacak?
Takvim olacak.
Sorumlu olacak.
Denetim olacak.
Aksi halde bu çalıştay da diğerleri gibi tarihe not düşülen, ama şehre katkı sunmayan bir etkinlik olarak kalacak.
Ve Elazığ, sahip olduğu potansiyele rağmen yerinde saymaya devam edecek.
Sorun çalıştay yapmak değil.
Sorun, çalıştaydan sonra hiçbir şey yapmamaktır.












