Kanun (yasa), devlet tarafından çıkarılan ve toplum düzenini sağlamak amacıyla uyulması zorunlu olan kurallardır.
Bu kurallar yalnızca vatandaşları değil; o ülkede yaşayan yabancıları, devlet kurumlarını ve kamu görevlilerini de bağlar.
…
Yani kanunlar sadece halk için değil, devletin kendisi ve yöneticileri için de geçerlidir.
Bu durum, hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olan hukukun üstünlüğü ilkesinin gereğidir.
Kanunların çıkarılmasının temel amacı toplum düzenini sağlamak, hak ve özgürlükleri korumak, adaleti tesis etmek ve kişiler arasındaki ilişkileri belirli kurallar çerçevesinde düzenlemektir.
Aynı zamanda devletin işleyişi, suçların tanımı ve bu suçlara uygulanacak cezalar da kanunlarla belirlenir. Kısacası kanunlar, toplumda düzeni ve adaleti sağlamak için vardır ve bir ülkede yaşayan herkesi bağlar.
…
Ancak Türkiye’de “kanunların yeterince uygulanıp uygulanmadığı” konusu hem akademik çevrelerde hem de toplumda sıkça tartışılan bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu konuda kesin ve tek bir cevap vermek mümkün değildir; çünkü farklı alanlarda farklı uygulamalar söz konusu olabilmektedir.
Tartışmalar çoğu zaman kanunların varlığından ziyade uygulanma biçimine odaklanmaktadır.
…
Kamuoyunda dile getirilen başlıca eleştiriler arasında yargı süreçlerinin uzun sürmesi, kararların tutarlılığı konusundaki tartışmalar, siyasi veya idari etkiler olduğu yönündeki iddialar ve bazı alanlarda denetim eksikliği yer almaktadır.
Özellikle imar, trafik ve çevre gibi alanlarda bu tür eleştirilerin daha sık dile getirildiğini görmek mümkündür.
Bu nedenle toplumda zaman zaman “kanun var ama uygulanmıyor” şeklinde eleştiriler yapılmaktadır.
…
Bu eleştirileri güçlendiren örnekleri ilimizde çoğalta biliriz.
Ama son günlerde gündeme getirdiğimiz Keban ilçesinde yaşanan gelişmeler konuya en iyi örnek oluşturacaktır.
İddialara göre bir siyasi partiden seçilen belediye başkanının, kamu kurumlarına ait arazilere kaçak yapıların yapılmasına göz yumduğu ileri sürülmektedir.
Hatta kendi çiftliğini bile kamu kurum arazisine kurduğu ortaya çıktı.
Bu iddiaların dayanağı ise devletin resmi kurumlarına yapılan suç duyuruları sonucunda gerçekleştirilen incelemelerdir.
…
Konu günlerdir gündeme getiriliyor olmasına rağmen sürecin hangi aşamada olduğu konusunda yetkililerden henüz net bir açıklama yapılmış değildir.
Öte yandan, ilgili kurumların kaçak yapıların yıkılması için Kaymakamlığa yazı gönderdiği ifade edilmesine rağmen, devleti ilçede temsil eden kaymakamlık makamının bu konuda henüz somut bir adım atmadığı yönünde eleştiriler dile getirilmektedir.
Yargı makamları açısından bakıldığında da benzer bir beklenti söz konusudur.
Kamuoyunda yapılan açıklamaların ve yazılanların ihbar kabul edilerek soruşturma başlatılması gerektiği düşünülürken, şu ana kadar bu yönde bir gelişme görülmediği ifade edilmektedir.
…
Bu noktada akıllara şu soru gelmektedir: Bu sessizlik ve gerekli adımların atılmaması, söz konusu kişinin bir siyasi partinin belediye başkanı olmasıyla mı ilgilidir?
Peki aynı usulsüzlükleri sıradan bir vatandaş yapmış olsaydı ne olurdu?
Bu sorunun cevabı toplumun büyük bir kesimi tarafından merak edilmektedir.
O halde şu soruyu sormak kaçınılmazdır: Eğer kanunlar herkes için eşitse, bu kanunlar ne için çıkarılmaktadır?
Keban’da yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Önümüzdeki süreçte kanunların bu ilçede ne ölçüde uygulanacağı ve kanunları uygulamakla sorumlu olanların görevlerini ne derece yerine getireceği önemli bir sınav niteliği taşıyacaktır.
Sonuç olarak Keban’da yaşananlar, toplum düzeninin ve adaletin kanunlar çerçevesinde ne kadar etkin uygulanabildiğini gösterecek önemli bir test olacaktır.












