Ülkemizde siyasette seçim hesapları yapılırken ilimizde yaşanan kısır tartışmaların Elazığ’a ne gibi katkısı var.
Bu merak ediliyor.
Siyasette yaşanan çekişmeler kamuoyunda siyasetin samimiyetini de sorgulamaya başlattı.
En büyük kanıtı da kararsızların durumu.
…
Siyasette sadece iktidar milletvekillerinin değil, muhalefet milletvekillerinin de önemi büyüktür.
Bir ilde iktidar temsilcilerinin etkin çalışması, güçlü ve nitelikli bir muhalefetle anlam kazanır. Muhalefetin olmadığı yerde denetim zayıflar; denetimin zayıfladığı yerde ise hizmet kalitesi tartışmalı hale gelir.
Ancak bir şehirde sadece TBMM’de milletvekili bulunması, o ilin etkin şekilde temsil edildiği anlamına gelmez.
Siyasi parti il teşkilatları da en az milletvekilleri kadar önemlidir.
Hatta bazı durumlarda, Meclis’te milletvekili olmasa bile güçlü bir il teşkilatı şehrin siyasi etkisini artırabilir.
…
Elazığ yıllardır dönem dönem iktidar ağırlıklı bir temsil yapısına sahip oldu.
Zaman zaman muhalefet partilerinden milletvekilleri de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yer aldı.
Bugün tabloya baktığımızda üç AK Parti, bir CHP ve bir MHP milletvekili görüyoruz. Her biri kendi siyasi performansını sorduğunuzda, etkili bir siyaset yürüttüğünü ifade edecektir.
Ancak Meclis’te temsil edilmeyen siyasi partilere sorduğunuzda ise farklı bir tablo çıkar:
“Milletvekilleri yeterince çalışmıyor.”
Peki kamuoyu ne düşünüyor?
Şehirde sokaktaki vatandaşa “Elazığ hak ettiği yatırımı alıyor mu?” diye sorulduğunda, çoğunluk memnuniyetsizliğini dile getiriyor. Toplumun önemli bir kesimi, seçtiği vekillerin hizmet üretme noktasında yeterli performans göstermediğini düşünüyor.
Bu değerlendirme ne kadar doğrudur, elbette tartışılır.
Ancak unutulmamalıdır ki halk, seçtiği temsilcileri yine kendi beklentileriyle yönlendirir.
Boşuna söylenmemiş:
“İnsanlar layık olduğu şekilde yönetilir.”
…
Bir şehrin devlet yatırımlarından pay alabilmesi için mutlaka TBMM’de milletvekilinin olması mı gerekir?
Hayır.
Eğer bir siyasi parti teşkilatı gerçekten samimiyse, Meclis’te kendi milletvekili olmasa bile seçilmiş vekilleri etkin çalıştırabilir.
Şehrin sorunlarını gündeme taşıyabilir. Takip edebilir. Genel merkezleri aracılığıyla Meclis kürsüsüne taşıyabilir.
Kamu adına hesap sorabilir.
Ancak bunun için siyasi teşkilatın gerçekten şehir odaklı olması gerekir. Ulusal gündemle siyaset yapmak kolaydır. Zor olan, şehrin sorunlarına odaklanmak ve ısrarla takip etmektir.
…
Elazığ’a baktığımızda bu anlamda kaç siyasi parti teşkilatı görebiliyoruz?
Kaçı milletvekillerini etkin çalıştıracak baskıyı kuruyor?
Kaçı kamuda yaşanan usulsüzlükleri takip ediyor?
Kaçı kamuoyu adına hesap soruyor?
Ben bu konuda karamsarım.
Çünkü toplumun geniş bir kesimi, siyasi partilerin yerel sorunlara odaklanmadığını; daha çok ulusal polemiklerle siyaset yaptığını düşünüyor.
Bunun bir sonucu olarak da anketlerde kararsız seçmen oranı yüzde 30’lara dayanmış durumda.
…
Bugün; Elazığ’da birçok kurumun ciddi sorunlar yaşadığı konuşuluyor.
Usulsüzlük iddiaları dillendiriliyor.
Bunları yalakalık yapmayan, şehrini düşünen medya yazıyor, konuşuyor.
Peki siyaset ne yapıyor?
Cumhur İttifakı’nın tutumunu bir yere kadar anlayabilirsiniz.
CHP’nin de mevcut durumu ortada.
Peki iktidara talip diğer siyasi partiler neden sessiz?
Neden daha görünür, daha cesur bir siyaset ortaya koymuyorlar?
Şehir adına daha güçlü bir denetim mekanizması neden kurulmuyor?
…
Elazığ’ın sorunu temsil eksikliği değil gibi görünüyor.
Sorun; etkili siyaset, samimi takip ve ısrarcı denetim eksikliği olabilir.
Ve belki de en acı soru şu:
Bu şehir güçlü siyaset talep etmiyor mu?
Karar da, sorumluluk da sadece siyasetçinin değil; seçmenin de omzundadır.
Vekil sayısı değil, vekilin ve teşkilatın kalitesi…
Ve en önemlisi, o vekilleri gerçekten çalıştıracak, hesap soracak bir siyasi irade ve samimiyet.
Elazığ’da bu irade nerede? Soru hâlâ cevabını bekliyor.












