27 Eylül tarihinde son yazımızı “Öpmekle, tokalaşmakla sorunlar çözülüyor mu? başlığı ile noktalamıştık.
O tarihten bu güne kadar bir süredir yazmıyorduk.
Bu süreçte kendimizi çek ederken biraz gündemle ilgili istişare imkanı bulduk.
Yaptığımız istişarelerden ortaya çıkan sonuçlara göre önümüzdeki süreçle ilgili bir analiz fırsatını elde ettik
İstişarelerde en çok bize bakış açımızın “Tarafsız” olmadığımız eleştirileri oldu.
Şahsımıza yapılan eleştirilerde yapılanlara karşı olumlu bakmadığımız, iyi şeyleri beğenmediğimiz, hep eleştirisel baktığımız vurgulandı.
…..
Eleştirileri not ettim, dikkate alacağım.
Hassas davranmaya çalışıyordum.
Demek ki; eksik yönlerimizde varmış.
Yeni dönem de bu eksik yanımı tamamlarken, bana yöneltilen eleştirilerde biraz haksızlık yapıldığını da söylemek isterim.
…….
Neden mi?
Gazeteciler genellikle meseleleri, gündemde olan konulara hep geniş açıdan bakarlar.
Sağlıklı karar vermek için konuları ve yapılanları sorgulamak, araştırmak, toplumun menfaatlerini açısından ele almak zorundadır.
Şehir için yapılanları günü birlik olarak değerlendirmez.
Uzun yıllar şehre ve o şehirde yaşayan insanlara katkısının ne olacağını analiz etmek zorundadır.
…..
Kısacası; “Taraf” olmak zorundadır.
Günümüzde gelinen noktada.
Meslekte işler öyle yürümediği için bizlerin okurları çok memnun edemediğimiz sonucunu ortaya çıkarıyor.
Yapılanları sorgulamak, araştırmak, toplumun menfaatlerini açısından ele almak yerine bir yerlerin sesi olmak anlayışı, memleketin sorununun dert etmek yerine finansal getirileri ön plana alma anlayışı, mesleğin hakkını vermek isteyenleri zor duruma düşürüyor.
…..
Okurların bir kısmının deyimiyle “Para almadığımız için taraf olduğumuz” algısının kamuoyunda oluşmasını normal karşılıyoruz.
Bize bunu söyleyenleri çok fazla dikkate almıyorum.
Böyle değerlendirenlerin, bir yerlere yaranmak, bir yerlere şirin görünmek isteyenler tarafından eleştirdiklerinin farkındayız.
Onlara da saygı duyuyoruz.
Bizi eleştirenler acaba muhalefetin sesini vermekten çekinen kesimlere de aynı tepkiyi verebiliyorlar mı? merak ediyorum.
Bizi bilenler tabii ki; mesleğin gereğini yerine getirdiğimizi.
Yapılması gerekenin onurundan, duruşundan, bireysel menfaat yerine şehrin ve halkın meseleleri ile dertlenilmesinin öncelikli olacağını bilirler.
…..
Ahvalimizi kısadan anlatmaya çalıştık.
Bizim kimse ile bir problemimiz yok.
Bu şehir ve halkı için dertlenen herkesin destekçisiyiz.
Beğenmeyenlerin, hoşnut olmayanların bizimle problemleri var.
O da kendilerine sonsuz biat etmediğimizdendir.
Neyse… Lafı çok uzatmak istemiyorum.
Bundan sonra eleştirileri de dikkate alarak, kaldığımız yerden devam edelim.
Artık…












