Bu dünya, çoğu zaman zalimlerin dünyası gibi görünüyor.
Paranın gücüyle aslanı çakala boğduranların, makamı ve itibarı satın aldığını zannedenlerin dünyası...
Ayakların baş olduğu, değerlerin ters yüz edildiği bir dünya...
Bazılarının aynalara bile göstermediği yüzlerce yüzü var.
Üç kuruş serveti olanın kendisini memleketin akıl hocası ilan ettiği, yüksek sesle nasihat dağıttığı bir dönemden geçiyoruz.
Bu şehre acı bir reçete yazmak gibi bir niyetim yoktu.
Ancak tanık olduğum olaylar, gördüğüm manzaralar insanı suskun bırakmıyor.
Şehir adeta haykırıyor:
“İki yüzlülükten, riyakârlıktan yoruldum” diyor.
Düne kadar farklı çevrelerle içli dışlı olanların bugün protokol masalarında ağırlanmasına mı şaşıralım?
Dün kalemiyle baskı kurmaya çalışanların bugün otel lobilerinde, restoran köşelerinde kanaat önderi gibi dolaşmasına mı?
Yoksa dürüstlükten ve ilkelerden söz ederken bir yandan da çıkar hesaplarının peşinden koşanların bugün bu şehirde itibar pazarlamasına mı?
Anlamış değilim...
Elazığspor başkan ararken, paranın sağladığı gücü itibar sananlar kulüp başkanlığı için kulis yapıyor.
Daha düne kadar siyasi iktidarın sağladığı imkânlarla yükselenler bugün çıkıp:
“Elazığ’da yaşayıp da beni tanımayan Elazığlı değildir” diyebiliyor.
Bu sözün üzerinde durmak gerekiyor.
Bu, tevazunun değil; kibrin ve enaniyetin ifadesi değil midir?
Böyle bir söze “destur” mu diyelim?
Yoksa “Edep sen ne güzel şeysin” mi?
Biz bu şehirde çok zengin iş insanları gördük.
Edebiyle yaşayanlar saygı gördü.
Kibriyle yaşayanlar ise zamanla unutulup gitti.
İnsanların makamı, serveti ve çevresi olabilir. Ancak bunlar kimseye bir şehri dizayn etme, insanlara ayar verme hakkı tanımaz.
Kimse parasıyla bu şehrin vicdanını satın alabileceğini düşünmesin.
Çünkü hayatın değişmeyen bir gerçeği vardır:
Bir gün öyle bir sel gelir ki, önüne kattığı her şeyi alır götürür.
Geriye ne servet kalır ne de gösteriş...
Sadece insanın karakteri ve bıraktığı iz kalır.
O yüzden bir kez daha söyleyelim:
Edep yahu, edep...
Çünkü bu şehirde hangi taşı kaldırsanız aynı yüzlerle karşılaşmak, insanı yormaya başladı.













